5 Mayıs 2006 Cuma

DC'nin Tam Sinirinda

Nefis bir hava var, acik, gunesli, simsicacik. NY'dan bile daha sicak diye dusunuyorum. Elimde valizimle yandaki havaalanina dogru yururken icimi bir heyecan kapliyor. Ben havaalanlarini sevenlerdenim. Ucus uluslararasiysa free shop'lari gezmeyi, parfum ustune parfum denemeyi, kolumda bir dolu dergiyle ucagi binmeyi seviyorum. Bu defaki ucusum toplam 1.5 saatlik ve istikamet ev, NY. Sanki uzun zamandir evden uzakmisim gibi hissediyorum oysa toplam 3 gundur uzagim ama ailem burnumda tutuyor.

Bolumun "butun gruplar elele" toplantisi vardi Reston, VA'da. DC burnumuzun dibinde 30km kadar uzakta. Her turistin yaptigi sehir turu; beyaz sarayin onunden gecmek, Lincoln anitina yurumek, Georgetown'daki gosterisli cafe'lerden birisinde yemek yemek, muzeleri gezmek gibi etkinlikleri daha onceki ziyaretlerimde yaptigimdan bu defa grubun aksam yemeklerine katiliyorum. Gene de kafa dengi birisiyle sehirdeki kuluplerden birisine caz dinlemeye gitmek hos bir keyif olurdu diye dusunuyorum... Bu defa sadece Reston, McLean ve Vienna arasinda gidip geliyorum o kadar.

Neyse toplantilar bitti, gonul rahatligiyla eve donme dusuncesi var check-in olurken. Hava da guzel ya, ucus iyi gecer diye dusunuyorum. Bizim takimla bulusuyorum ucus kapisinda. Jeana'yla ayak ustu konusuyoruz. Minik sirket dedikodulari yapiyoruz, daha cok o anlatiyor. Bazi acilardan Brezilya dizilerini aratmayan iliskiler yasaniyor da...

Jeana'yla yanyana oturuyoruz ucakta. Topu topu 36 kisilik bir ucak, Saab 340. Kalktiktan 10 dk sonra buyuk bir turbulansla karsilasiyoruz. Ucak fobisi olanlardan degilim ama bu turbulanslar midemi altust ediyor. Ucak kucuk oldugundan cok yukselemiyor da... Ama nerden cikti bu havada turbulans diye dusunmeden edemiyorum. Hava nefis acik cunku, sanki bu havada olmamasi gerekiyormus gibi. Jeana sikisiki koluma yapisiyor her ucak ziplamasinda. Ben icin icin terliyorum ama oyle boyle degil, sanki ruzgarli havada giden bot gibi icinde sallaniyoruz durmadan. Hostesi goz hapsine aliyoruz Jeana'yla, kaptandan gelen her haber yuzune yansir biz de ona gore bir yorum yapariz diye, ne kazanacaksak !! Bir ara kaptanla konusuyor sonra icecek servisine basliyor. Bize gelince "iyi misiniz" diyor? "Hayir" diyorum. "Merak etme kaptanla konustum gecici bir durum" diyor. "Sabah 6:30'dan beri ucuyorum, bugun hep boyle" diyor.
Bir ara Jeana "United 93'u seyrettin mi" diyor. "Susar misin lutfen simdi ucus hikayeleri dinleyecek durumda degilim" diyorum. Aklimda dusme korkusundan baska birsey yok. Herkesi tek tek dusunuyorum. Sadece korkuyorum. Hayatim film gibi gozumun onunden filan gecmiyor. Dusersek, bitecek, film kopacak diye dusunuyorum o kadar. Jeana da ayni seyi soyluyor her ne kadar duygularimizi paylasmayi istemesek de. Daha bu hafta Ermenistan'da ucak dusmedi mi? Gerci en guvenli ulasim hala havayolu diye dusunuyorum ama mutlaka ve mutlaka gene de ayagimi yerde istiyorum.

Ve kaptan anons yapiyor 15 dk sonra inecegimizi soyluyor. Tam 1saat 15dk'lik ucus sona eriyor. Kisa gibi gorunen upuzun bir yasam parcasi oldu benim icin bu ucus. Alcalirken de yalpalaniyoruz, hala sallaniyoruz. Yerimden kalkamayacak kadar koltuga yapistim, Jeana da bana. Neyse cok sukur sag salim tek parca indik. Hostes, "artik iyi olmalisin" diyor, "evet" diyorum, birbirimizin omzuna hafifce sarilarak. Ve ben solugu hemen lavaboda aliyorum.

Yerde olmak gibisi yok gene de.

4 yorum:

arzubrumendi dedi ki...

sevgili figen herşeyden önce geçmiş olsun diyorum, büyük bir korku atlatmışınız.
Küçük uçakları pek sevmiyorum, çoğunlukla insana korku dolu saatler yaşatıyorlar. Ama USA'da iç hatlarda hep küçükler var. En güzeli orada araba kullanmak :-))

FB dedi ki...

Arzucum, dusunmedim degil aslinda arabayla gitmeyi ama sanirim 6 saat filan surerdi. Trafik de olunca vazgectim. Zaten DC'de herkes trafikten sikayetci :((
Bir dahakine treni deneyecegim.

Adsız dedi ki...

okurken sanki ben de yasadim. cok gecmis olsun. ferda

Mine dedi ki...

Cok gecmis olsun Figen...