
Bu adam var ya bu adam, son 10 yildaki teknoloji dunyasindaki elektronik esyalara yeni dizayn verdi, muzik dunyasina ipod'i sokarak bize baska boyut katti ve iphone'la cep telefonu aletini konusturdu. (Hala bir iphone'um yok o baska)

Aslinda sik sik film seyrederim ama tavsiye etmeye gelince bu isin tamamen zevk ve tercih oldugunu dusundugumden kendimi geri cekiyorum. 2. Dunya savasi filmleri favori film kategorisinde benim icin. Valkyrie'i beklerken film zevkine guvendigim bir arkadasim Downfall'i (Der Untergang) tavsiye etti. Bir savas filmi bu kadar guzel mi islenir... Hitler hem deliligiyle hem insani yonuyle bu kadar basarili mi anlatilir... Filmi Almanlar yapmis, Alman oyuncular oynamis. Berlin icin St. Petersburg secilmis mekan olarak. Filmin konusu Hitler'in yaninda sekreter olarak calisan kizin yillar sonra yayinlanan anilarina dayanarak olusturulmus ve daha cok savasin son 2 haftasina egilinmis. Film Almanca cekilmis, Ingilizce altyazi konulmus ve boylesi de cok cok hos olmus.
Bu hafta yazarin 4. kitabi yayinlandi. Dogrusu bu kadar cabuk beklemiyordum yenisini, kendini ozleten yazarlardan kategorisindeydi benim icin, ne hos ki surpriz oldu gercekten bu kitap. Yeni kitabinin adi "What the Dog Saw". Gerci New Yorker'daki yayinlanmis yazilarinin edit'lerinden olusan, 3 ana kategoride, 20 denemeden olusan derleme, yeni demek ne kadar dogru bilmem. Yorumlara bakilirsa gene ilginc, kurnaz konular secmis okuyucuya.
Gecenlerde ne oldu burada? T-Mobile'in Sidekick denilen smartphone musterileri, telefonlarindaki kontakt bilgilerini, fotolari, notlari, to-do list'leri, kisisel kayitli bilgileri kaybettiler. Cunku aslinda -bazi- telefonlardaki kayitlar siz telefona kaydediyorum sansaniz da, o bilgiler internet uzerinde bir warehouse'da tutuluyor. Ve eger bu kayitlar yedeklenmiyorsa, baska bir yerde de extra backuplanmiyorsa ya da clon'lanmiyorsa gecmis olsun. Telefonu acip Ahmet'i aramak istediginizde telefonunuzun adres hanesi bombos gorunebiliyor. Cunku T-Mobile bu isi Microsoft/Danger data center'ina cloud'lamis. Soylentiye gore onlar da Hitachi ile SAN disklerin upgrade'i ile ugrasirlarken disk gocuyor ve ellerinde yedeklenmis tape ya da data olmadigindan musteri kayitlari da ucuyor. Simdi T-Mobile, musteriden ozur dilemek icin de 100$'lik hediye karti ile 1 aylik ucretsiz servis veriyor.
Newsweek benim yillardir takip ettigim haftalik dergi. Icerigini zaman zaman pek tutmasam da guncelden haber veren, yari dolu bir dergi.
SAT Skoru universiteye girmede basari orani olarak kabul edilen buyuk kriterlerden birisi. Bir zaman once (6 Subat 2009'da) NY Times'da yayinlanan bir graf'i ve yaziyi kaydetmisim linkerime. Link ve yandaki resim komsu eyalet NJ'e ait. Bunu da paylasmak istedim. Benzer interaktif link'i baska eyalet icin goremedim.

Simdi bunlari yazmak neden aklima geldi biliyor musunuz? Gecen yil bir kitap dinledim : How Doctors Think. Sonra da okudum cunku audio'sunu okuyan adam cok basarisizdi, tavsiye etmem.
Iste yilin %4.3'u gecmis bile. Hava bir soguk bir soguk ki, burnum dusse hissetmeyecegim. MSN'in toolbar'ini install ettim. Aslinda yanlislikla bir programi install ederken bunu da alir misin demis, ben de OK deyince yukarda gul gibi bir toolbar'im daha oldu simdi. Kotu tarafi, hava sicakligini gosteriyor. Iyi tarafi bir suru degisik tab ile dunyaya daha cok baglaniyorsun. Weather kismi sabah -13C'ken, hissedilen sicaklik -23C diyordu. Bu siralar web browser'da cok isim var. Program yaziyorum, rapor olarak web'e gonderiyor sonucu, isim ac-kapa ve tabii her IE'ye giriste sag ust koseye kacamak bir bakis atmak oluyor.
2008'i bu kitapla kapattim. Adamin kendi sesinden kaydedilmis, bu kadar etkileyici, gercekci, uygulanabilir ve hayatin gercekliginin farkidan olmamizi saglayan bir kitap ki, cogu zaman gozyaslarimi tutamadim, cogu yerde gulumsedim, kahkahalar attim, guzel seyler ogrendim ve sevdigim herkese de bu kitabi alin, okuyun ya da dinleyin diyorum.
TV izlerim ben, her aksam cocuklar yattiktan sonra varsa dizilerimden biri, yoksa kayit edilmislerden bir film, belgesel, late nite show, haber programi filan... 1 saat kadar kafami bosaltirim. En cok ABC'nin dizilerine takiliyorum, NBC'de Lipstick Jungle, Fox'da da Prison Break sardi bu sezon. Izlediklerimi saysam -ohooo o kadar cok ki- TV junkie sanirsiniz ama kayit edip sonradan baktigim icin reklamlar yok olmus, harika. Ya da kacirdigim , Burak'la cakisan bir program varsa iste o zaman kanallarin web sayfasina bakiyordum yakin zamana kadar.
Sevgili Arkadasim,
20-30 yil oncesinde cok seyrek olarak gorulurken, yandaki grafige bakin artis oranini gormek icin. Prof adam diyor ki, "eskiden otizmin tanisi ve tanimi farkliydi, ayrica istatistik toplama da bu kadar basarili degildi". Simdilerde her 160 cocuktan 1'inin otistik oldugu istatistigi var. Ne kadar endise verici degil mi? Ve bunun 4'de 3 de erkek cocuklar.
Roportajda bir yerde su dikkatimi cekti, 1990'larda Kore Havayollarinda cok ucak kazasi oluyormus. Kultur ile havayollari guveligi iliskisi icin ilgili yeri asagiya yapistirdim. Onemli olan gec olmadan farketmek ve ona iliskin bir proses gelistirmekse iste budur dogrusu.F: You share a fascinating story about culture and airline safety.
G: Korean Air had more plane crashes than almost any other airline in the world for a period at the end of the 1990s. When we think of airline crashes, we think, Oh, they must have had old planes. They must have had badly trained pilots. No. What they were struggling with was a cultural legacy, that Korean culture is hierarchical. You are obliged to be deferential toward your elders and superiors in a way that would be unimaginable in the U.S.
But Boeing (BA, Fortune 500) and Airbus design modern, complex airplanes to be flown by two equals. That works beautifully in low-power-distance cultures [like the U.S., where hierarchies aren't as relevant]. But in cultures that have high power distance, it's very difficult.
I use the case study of a very famous plane crash in Guam of Korean Air. They're flying along, and they run into a little bit of trouble, the weather's bad. The pilot makes an error, and the co-pilot doesn't correct him. But once Korean Air figured out that their problem was cultural, they fixed it
Ha tabii basari ve mutluluk iliskisi uzerinde de bir iki sey soylemek gerekirse... Basari bana gore bir yerlerde CEO, VP hadi bilemedin iyi bir etiket sahibi olmak degil. Inandigin, sevdigin, tatmin buldugun alanda -ne olursa olsun- kendini iyi ifade edip onun sonucunu yasamak, verimini almak.
Adamin anlatiminda sevdigim sey, bilinen seyleri gene bilinen baska seylerle iliskilendirip aykiri bir sonuc cikartmasi. Yani iki bilinen bir denklemden yeni bir denklem yaratmasi. Neyse bakalim okuyunca ne dusundugumu yazarim bu kitap hakkinda. Amazon linkinde bir de minik video var, kitap hakkinda fikir vermesi acisindan izlenmeli bence.
Bu yaz TR'de kitap ve muzik CD'si alisveris etmeye hic zamanim olmadi. Eskiden Bagdat Caddesi'ndeki Nezih'e ugrardim, sonrasinda cok kirtasiye oldu dukkan -ki kirtasiyeliklere de ayricana bayilirim- ama kitaplari alt kata atmalarini hic icime sindiremedim. Erenkoy'deki D&R da oyle oldu. Aslinda en cok Kadikoy'un kitapcilarini severim. Hani o kosede buyukce bir kitapci ve muzikci vardi ya, Starbucks olmus simdi. Nebis'le orda bulustuk da gordum, icim burkuldu. Arkasindaki dukkanlara bakamadim bile... Kostur kostur bir acele icinde gecti Istanbul. Canakkale'deki Sevgi Kitabevi de kapandi dedi babam, ona da uzuldum.
Sonra bir de bu mevsimde, dedik Salzburg'a gidelim 9 eylul once. Galiba uzun bir hafta sonuydu, atladik arabaya gittik rezervasyonsuz, otel motel arastirmaksizin... En olmadi cevredeki gasthaus'lardan birinde kaliriz dedik. Aksam gun batarken sehirdeyiz, karnimiz da acikmis ama once otel bulalim dedik. Birkac yere sorduk doluyuz dediler. Hostel'de kalmayi gozumuz yemiyor ama ogrendik ki tek kisilik yer var. Gecelim dedik, gectik. Information'a gittik dediler ki bu hafta kultur festivali var her yer dolu, hic yer yok. Bari birimiz hostel'de uyusun deyip geri donduk ki orasi da kapilmis. Gece bastirmak uzere, etraftaki gausthaus'lar bile dolu. Dolastik dolastik ve artik pes edip bir otelin restaurant'inda karnimizi doyurup bari arabada uyuyalim dedik. Onumuzdeki manzarayi gormuyoruz ama sanki bir ciftlige bakiyor gibiydi... Arkasinin daga baktigi uygun bir park alani bulduk. Duruma bakilirsa baskalari da yer bulamamis, onlar da komsu park alaninda konakliyorlar. Gunduz hava ilik olmasina ragmen gece oyle bir soguk bastiriyor ki... Arabayi mutemadiyen calistirip, isinip, tekrar uyumaya calisiyoruz.
Istedim ki biraz makyaj yapayim bloga. Ustteki banner'a bir fotograf ararken su yandaki resmi buldum bizim arsivde.