23 Temmuz 2008 Çarşamba

Yaz Sicagi

Bu yaz Florida'ya benzedi buralar. Sicak, nem ve hoop ustune yagmur. Gene birkac gun gunes, sicak ve nem ... aman aman sikayetci degilim, sogugu nasil doya doya yasiyorsak kisin, yaz guzel geliyor sonrasinda bana. Sadece tek istegim hafta sonu sabahtan yagmur olmasin yerde.

Genelde pazar sabahlari Tony'le bulusup tenis oynuyoruz. 8'de ise gidemiyorum ama tenis olunca durum baska tabii. Tony'i zaten yillardir taniyoruz; ben, Burak bizim cocuklar. Her daim hal hatir sorar, cok kibar ve nazik olmasinin otesinde, politika ve gundemle hayli ilgilidir. Biraksak tenisin yaninda saatlerce baska seylerden de uzun uzun konusabiliriz. Evvelki hafta "evdekiler nasil" dedi. "Iyi" dedim, "belki yetisebilirlerse gelecekler" dedim. Malum etrafta cocuklari birabilecegimiz anane-babaanne-teyze-hala yok. "Bu ulkede yasamanin en zor tarafi bu dedigimde", kendi cocuklugundan birkac anekdot anlatti. Sonra bir sekilde yas konusuna geldi konu, oglu 35'indeymis. Alla alla bu adamin o kadar kocaman oglu mu var diye dusununce (ben 20 kusur yasinda bekliyordum), biliyor musun ben agustosta 71 olacagim dedi.

Ilk hissiyatim hafif bir sok oldu. Tamam 60 kusur yasinda bekliyordum da, 71'ini devirmis bir adam da beklemiyordum dogrusu. Bizdeki yasli anlayisina mutakabil, ne siyatik agrilarindan sikayet ediyor, ne tansiyonu, ne eklem agrilari var. Hafta ici yaz okulunda minik cocuklara tenis dersi veriyor, hafta sonu sabah 6:30'dan itibaren hemen her saati dolu. Ve tenisi eften puften degil, harbiden siki oynuyor tam 10 yasindan beri. Tenis ogretmenligi yapmis okullarda. Lokal kluplerin yarismalarina katilmis, tonlarcasini da kazanmis gencliginde. Sik sik uzak dogu felsefesi ve disiplini uzerine konusuruz. Tai Chai'ye baslamak istedigini soyluyor -zaman bulursa-.

Bayiliyorum boyle insanlara. Yaslansa bile hareketten ve dunyadan kopmayan insanlara. Yillar once trenle Isvicre'ye giderken Viyana'dan, bir tren dolusu yasli morikusla seyahate ediyorduk. Malum Avrupa insani yasli ama aklimda kalan en guzel goruntu, belki 90'ini gecmis bir kadinin buyutecle kitap okumasiydi.

Burak'a dedim ki "benim bucket list'imde Tony gibi yasladigimda bile tenis oynamak var". Istedikten sonra ne careler tukeniyor, ne de enerji bitiyor degil mi?

27 Haziran 2008 Cuma

Ne Kadar Yesilsiniz?

Son zamanlarda bakiyorum cevreyi koruma adina bir suru sey yapilmaya baslandi. Cogu -belki de hepsi- hukumete ait olmayan calismalar tabii. Baskan Bush'un kuresel isinma ve cevreyi koruma konusunda yuz kizartici bir donemi oldu Amerikan tarihinde. Al Gore'un sunumunu yaptigi An Inconvenient Truth'u goz acici bir belgesel oldu mesela kamuoyunda. Izlenmesini mutlaka tavsiye ederim. Filmde cok guzel veriler var zira. Sonra Earth Day, Live Earth konserleri, hibrit arabalar, plastik kullaniminin azaltilmasi calismalari aklima ilk gelenler.

Farkettim ki son zamanlarda her magaza plastik poset ya da kagit poset kullanimini azaltmak icin surekli kullanilabilir kumas cantalarini uretmis. 1-1.5$'a satiliyor ve o cantalari bir sonraki alisveriste kullanmak icin de 5c geri iade veriyor diger alisverislerde. Bence harika bir uygulama. Hatta verilen o uyduruk posetleri bile parali yapmalilar bence. Hos Amerikali takmaz para vermek icin ama Almanya'da pekala da ise yariyor o yontem.

Hatirliyorum eskiden TR'de herkes kendi cantasiyla, posetiyle alisverise giderdi. Pazarda ya da carsida esnaf poset vermez, Almanya'dan gelen kalin plastik cantalar varsa annelerimizin elinde pek makbule gecerdi bunlari kullanmak. Sonra bir plastik furyasi basladi ve hayatimiza oylesine girdi ki, simdi parayla cikarmaya calisiyoruz.

Su sayfaya ya da buraya bir bakin ve bu plastikler yuzunden doganin neler cektigini gorun.
  • Yuzlerce deniz kaplumbagasi, balina ve memeli deniz hayvani bu plastikleri yiyecek diye yiyip oluyormus.
  • Bu plastikler parcalaninca toksik maddeler salgiladigindan gene topraga, hayvanlara geciyormus. Ve biz de ya o hayvanlari yiyoruz ya da o topraktan yetisen urunleri.
  • Plastiklerin ana maddesi polietilen denilen kimyasal bir maddeymis. Yilda 4-5 trilyon plastik canta uretilip bunlarin cok cok cok az bir kismi geri donusturebiliyormus.
  • Ve siki durun, bu polietilenin dogada cozulmasi de BIN evet 1000 yil aliyormus.
Napicaz o zaman? Ne kadar yesil oldugumuzu gostermek icin plastik poset, kap, canta kullanmamaya ozen gosterecegiz. Plastik kapakli kaplarin cogunu elimine ettim evde, cam ne gune duruyor. Posetlerden de mumkun oldugunca az kullanmaya calisiyorum ama buradaki alisverisleri kasiyer kendi yerlestiriyor ve bazen agir urunlerde iki poset icice kullaniyorlar. Eve gelince bir ordu dolusu poset. Surekli kullanimli cantayi da kullanmaya basladik, bazen unutuyoruz evde ya da arabada ama o da yoluna girecek. Geri donusumlu urunleri mutlaka ayiriyoruz. Cam, plastik, organik urunler belirli gunlerde cop olarak disari cikiyor. Baska napilabilir dusunuyorum, onerisi olan?

PS: Yukardaki fotolar bana ait degil, Google'dan buldum. Yazmadan edemiyecegim. O ilk fotografa benzer manzaralar o kadar cok ki TR sahillerinde. Ne zaman saga sola, yere cop atan birisini gorsem kan beynime sicriyor. Hele ki denizde sahile vuran copler, posetler, icler acisi. Offf offf.

Online Retail Therapy

Uzun zamandir tenis ayakkabisi almak istiyordum. Maalesef dukkanlarda ya tek cesit var ya da cogunlukla hic yok. Kosu ve yuruyus basta olmak uzere Lady's Foot, Athelete's Foot'a ara ara baktim ama icime sinen bir model bulamadim. Web site'lerine de bakiyordum ama ayakkabi bu, ya olmazsa, ya begenmezsem diye online ismarlamaya cesaret edemiyordum. Baktim baska turlu alacagim yok, olmazsa da geri iade ederim diye dun Zappos'dan ismarladim begendigim bir modeli. Aaa baktim bugun geldi bile. Gayet de guzel, ayagima uymasinda hicbir sorun yok.

Elektronik basta olmak uzere ya da soyle demeliyim yiyecek ve kiyafet alisverisi haric bizim evde bir suru sey web'den alinir oldu. Elektronik esya, kitap, ozel hobi parcalari (Helikopter pilot basligi ya da Jet ucak pilot basliklari, ozel maket parcalari... ), cocuklar icin begenilen bazi ozel oyuncaklar, kozmetik malzemeleri (Municim'in kulaklari cinlasin !!), fotograf bastirma diye gidiyor liste.

Bunlari nerden mi aliyoruz?
  • Her daim Amazon once bir kontrol edilir.
  • Guzel kupon ve deal'lar icin Techbargains tavsiye edilir (ozellikle elektronikte).
  • Techbargains gibi bir de slickdeals var.
  • Ayakkabida ucretsiz postalama ve ucretsiz geri iade icin Zappos.
  • Ebay'e de mutlaka bakmali bazen cok uyguna istediginiz seyi bulabiliyorsunuz. Acik arttirma icin bekleyemem diyorsaniz, Buy Now secenegi var.
  • Fiyat karsilastirmasi icin PriceGrabber.
  • Craiglist'te de bazen istediginiz seye rastlayabiliyorsunuz. Sadece almak icin degil satmak, vermek, ilan koymak icin de ideal. Bolgesel oldugundan etkili calistigini soyleyebilirim.
Tabii internet bir derya deniz. Almak icin de satmak icin de yok yok. Cogunlukla bir site'den otekisine atlayip, suraya da bakayim, burda ne varmis, musteri yorumlarini okuyayim derken almis basinizi gitmis oluyorsunuz.

Gene de sanal olmayan retail therapy icin soyle sallana sallana gezmek hiiic fena degil;)

24 Haziran 2008 Salı

Sabah Panigi: Kene

Sabahleyin kizin altini alacaktim ki bir de ne goreyim, gobeginin altinda kene var. Alla alla nerden cikti bu derken bir telas aldi bizi Burak'la. Turk basinindaki haberlerden dolayi elimiz ayagimiza dolasti, bir telas once Mine'yi aradik. "Burada hastanede cikariliyor" deyince tamam dedik hastaneye gidelim, yok once kendi doktorunu arayalim. Hastanelerin acilinde beklemek de hic hosuma gitmiyor, biraz daha beklesek pediatristin ofisi acilacak. Hayvan o kadar minik ve kafasini da oylesine gommus ki vucuduna, kanirtinca aslinda kafasi haric cikacak gibi ama iste okudugumuz haberlerden dolayi pek de cesaret edemiyoruz cikartmaya. Oncesinde pediatrisi arayip emin olayim dedim. Malum saat 9'dan once klinikler acilmiyor. Mesaj biraktim, beni geri aradi doktor. "Kene var bebekte" deyince, "cimbizi al cikar" dedi gulerek. "Yok yok kafasini gomuk, cikmiyor" deyince tamam ofise getirin dedi. Gittik doktorun ofisine, iki hamlede pit diye cikardi. Once vucudu geldi, sonra kafasini aldi ozel bir aletle. Bizim kizin da tam ilk uyku saati, emzigi verince uysal uysal durdu yoksa kiyamet kopardi ya... Sonra "telas edilecek birsey yok" dedi doktor. Kene yapistiktan 36 saat sonra cikartilmis olsaydi Lyme disease denilen kasintili, kizariklik yapan o hastaliga sebep olabiliyormus ama onu da antibiyotikle tedavi ediyoruz dedi doktor. Gecen hafta da baska bir bebekten cikarmislar hatta. Disariyla temas arttikca bu vakalar cogaliyor dedi.

Kirim Kanamali birsey diye baslayan hastalik var ya, onu sorucam ama Allah'im tam adi aklima gelmiyor hele ingilizcesini de bilmiyorum ama anlatmaya calisinca, merak etme burada gorulmuyor dedi doktor. Peki gene olursa napicaz dedim. Cimbizla iyice tutup cekin dedi, parcasi kalsa da olur ama mumkun mertebe hepsini almaya calisin dedi.

KKKA'ya baktim sonra internetten. 2002'den sonra TR de dahil olmak uzere epidemi yasaniyor simdilerde. Kene ile bulasan bu hastalikta keneyi cikarmamak onemliymis. Neyse sabah paniginden sonra simdi sakinlestik ama disardan gelirse de gelecek, yapacak pek birsey yok. Sadece daha tecrubeliyiz artik, kene gibi yapismanin da ne demek oldugunu iyice anladik. Nitekim arkamiz orman, sik sik disariya yuruyuse cikiyoruz. Hatta gecen hafta gittigimiz ormanin baslangicinda "Dikkat kene vardir yaziyordu". 1 hafta sonra mi ziyaret etti acaba?

11 Haziran 2008 Çarşamba

Biraz Daha Icerden

2. haftadayiz Erin'in yuvasinda. En son dun de yarim gun yaninda kalip artik guven saglamistir herhalde diyerek oradakilerin gozlemlerine, bizim eski tecrubelerimize dayanarak yanindan ayrildik bugun. Tum bu zaman zarfinda 1 gun babasi diger gunler ben olmak uzere odada bir kosede, actik laptop'lari taktik Aircard'lari yarim metrekareyi kendimize ofis yapip calismaya calistik. Unutmusum oglanin gunlerinden icerde duzenin nasil gittigini. Icerde dedigim ogretmen-yuva olaylarindaki iliskiler aslinda.

Sanirsinki kast sistemi var burada. Yazmistim ya, bir bas ogretmen yaninda da yardimci ogretmeler var diye. Ogretmenlerin basinda egitim direktoru ve bir de yuvanin sahibi var. Bizimkisi ozel bir yuva, zincir seklinde olan Bright Horizon, Montessori School filan degil. Zaten ozel olmayan devlet yuvasi diye birsey yok burada benim bildigim. Cocuk bakim, gelisim ve egitim felsefesini thematic ogrenme uzerine kurmus, pozitif disiplin denilen yontemle yanlislari konusarak, yine yine yeniden konusarak -ama asla cocuga timeout ya da baska cezalar vererek degil-, dinsel bayramlari ya da irklara iliskin ozel gunleri kutlamayarak heterojenligi harmanlayan bir yuva/okul. Hah ne diyordum kast sistemi var diye degil mi...

Ogretmenlerin cocuk bakimi ve onerileri konusundaki talepleri direkt egitim direktorune gidiyor. Bayan Dina benim orda oldugum gunlerde en az tahmin ediyorum 8-10 kere iceriye gelip tek tek cocuklarin durumunu sordu. Ailelere iletilecek bir konu var mi, takip edilecek izlenecek bir sorun var mi diye... Zaten aralarinda bir rutine bindirmisler, onlerinde her cocugun gunluk takip kagitlari var, kim ne zaman ne kadar ne yedi, ne zaman bezleri degisti, uyku saatleri gibi tum bakim olaylari buraya isleniyor. Bir bebek icin Miss T. ile Miss J. artik 6oz sut yetmiyor bunu 8oz'a cikarmak lazim diye kendi aralarinda konusuyorlardi. Bunu Miss Dina'ya soylediler ve bir ara telefonda bebegin annesi aradiginda Miss Dina'dan bu talebi almis anne ve bakici ogretmene onay veriyordu 8oz formul sutu deneyelim diye. Guzel olan baska bir sey de, bebek odalari hemen yuvanin sahibinin ve direktor ofisinin karsisinda. Pencereden iceri gormeleri cok kolay aninda bir mudahale icin. Nitekim dun 14 aylik bir bebegin vucudu birdenbire kizardi, kabardi. Tabii hemen icerden mudahaleye geldiler benadryl verip sakinlesti. Muhtemelen bir allerjinin habercisi o ana kadar meydana cikmamis.

Boyle yazinca birden sanki cok kati ve duygusuz bir ortam mi yarattim dedim kendi kendime. Yok degil, sadece yuruyen bir sistemi anlatmaya calistim. Cocuklar, bebekler surekli kucakta. Seviliyor, opuluyor, onlarla beraber emekleyip etrafi kesfe cikiyorlar. Bizim iki cocuk da kucakta olmayi cok sevdiklerinden hala yuvanin sahibi soyler Artun'u ne kadar cok kucaginda tuttugunu.

Bu yuva/ilkokul oncesi nursery school'larda calisanlarin cogu ayni zamanda da ogrenci. Ya aksam saatlerinde, ya da bazi gunleri izin alarak hafta sonu ogrencilikle beraber bir ara basamak olarak para kazanmak amacli kullaniyorlar sanki. Cogu buradan sonra bir ilkokula ogretmen olarak geciyor. Konustugum ogretmenlerden birisi konusma terapisti alaninda egitim aliyordu, birisi de cocuk psikolojisi egitimine devam ediyordu. Ya da bizim egitim direktoru ya da oglanin sinifindaki ogretmen gibi ilkokul ogretmenliginden yuvaya gelenler de yok degil. Bir onceki egitim direktorumuz cocuk egitimi konusunda doktora yapiyordu. Yasi en az 55+'dir. Hala ara ara seminer vermek icin hafta sonu gelir, gorusuruz. Bu arada sunu da soyliyeyim ki, siniftaki basogretmenin cocuk egitimi konusunda en az on lisansi olmasi gerekiyor.

Maalesef bizim cevrede cocuk yuvasi cok az. Evlerini yuva gibi duzenleyip (home day-care) lisans alanlar var ama bunlardan bir ikisini gezmistik oglana yuva bakarken, pek hosuma gitmedi. Varolan yuvalarda bekleme listesi cok uzun. Istanbul'da yasadigim yillardan hatirlarim, bizim sokak tam bir yuva mahallesiydi. En az 6-7 tane yuva vardi sanirim. Sabah sirket servislerinin cocuklari yari uykulu gozlerle yuvalara birakmasi, aksam anne-babalarin cocuklarini almasi hala gozumun onunde... Hatta buyuk kuzenimin oglu da oradaki yuvalardan birindeydi. Denk geldikce pencereden el sallar napiyor diye bakardim kucuk kuzuya.

Bugun yuva yarin okul sonra universite. Kesfedilecek ne cok sey var hayatta!!

4 Haziran 2008 Çarşamba

Blink Ya da Yeni bir Baslangic

Insan boyle oluyormus. Yeni bir ortama girince, yeni insanlarla karsilasinca, yeni yuzleri gorunce hemen okumaya basliyormus otekilerinin; vucut dillerini, mimikleri, konusmalardaki vurgulamalari, gun icindeki aktivitelere verdikleri cevaplari...

Blink diye bir kitap var. Harika olaganustu bir kitap. Insanlarin yeni birsey hakkinda karar vermesi, yargiya varmasi ilk 2-3 dakika icinde olur ve cogunlukla da bu, tum etkilesim, iliski boyunca gecerli olurmus.

Bizim kiz bu hafta yuvaya basladi da. Elimde olmadan herkesi, herseyi incik cincik irdeliyorum. 3 ogretmen var sinifta. Odada da yasal olarak en fazla 8 cocuk. Gun basina degismekle birlikte bu sayi, eyalet kurallari geregince 8'i asamiyor. Bazi gunler 4 cocuk oluyor, bazi gunler 7. Ki burasi tanidik bir yer, oglum da uzun zamandir geldigi icin biliyorum. Bugun 5 cocuk var, dun 4 idi, pazartesi 6'ydi.

Miss T. upuzun boylu, kocaman halka kupeleri olan, neseli, herseyi cok sakin karsilayan gencecik bir kiz. Ana ogretmen o. Miss A. pazartesi ve sali ogleden sonralari okula gidiyor. Cok acik sozlu, surekli gulen sapsari bir kiz. Saclari sari, cildi sari, gulunce bile papatya gibi oluyor, sapsari iste. Miss J. biraz ciddi ve biraz da acemi gibi sanki. Gun boyunca dusuk belindeki pantolonunu toplamakla mesgul. Cocuklari kucaginda tutmaktan ve gezdirmekten cok hoslaniyor. Bugun 3. gun, ben de aldim laptop'i odaya, onlarla beraber bir kosede, Erin beni gorup guven saglarken ortama, ben de calismaya calisiyorum. Eh duygusalligim ustumde ya, aksam is konusunda emaillestigim bir kadin, "biz bunu kendimiz yapsaydik daha kisa zamanda hallederdik" deyince, ben de sabah "kusura bakma, bu, grupta yeni bir proje ve herseyin dogrulugundan emin olmak istiyorum. Bi de benim minik yuvaya basladi" deyince bir anda best friend olduk. Sanirim birkac istisna disinda hic kisisel seylerden bahsetmemisimdir is hayatinda. Bana kendi cocuklari hakkinda yazdi da yazdi. Ve biz unuttuk ne konusunda basladi bu email furyasi diye...

Kadinlar boyle iste. Cocuklari soz konusu olunca, is, guc, dunya umurlarinda olmuyor. Hicbir seyi ama hicbir seyi gozu gormeyecek kadar hem de... Sabah okula getirirken ikisini de, yuvanin bitisigindeki karate okulunun caminda kendi aksimi gordum. Biri elinden tutmus, oburu kucaginda yuruyoruz. Olaylara iliskin bazi 'an'lar unutulmuz ya, onun resmi oldu aklimda. Anne-babalar hep soyler cocuklara, cocuklar da uzaydan gelen hikayeler gibi dinler ya kendileri hakkinda seyleri. Iste bu, Erin'in yuvaya baslama yazisi oldu.

14 Mayıs 2008 Çarşamba

Amerika Turkiye Emeklilik Hatti (7)

Gene sikici ama gerekli konular. Sosyal Guvenlik Kanunu degisti degisecek, ertelendi onaylanacak derken 8 Mayis 2008 gunu Cumhurbaskani tarafindan apar topar onaylanip bazi maddeleri 1 Temmuz'da, bazilari 1 Ekim'de yururlugu girmek uzere islev kazandi. Hakan'la konustuk dun, ogrendiklerim asagida.

  • Artik 8 Mayis 2008 itibariyle gun basina 3.5$'dan borclanma ortadan kalkti, bunun yerine TL'ye uzerinden asgari ucrete endekslendi. Eger 8 Mayis'a kadar borclanma dilekcenizi vermisseniz hala 3.5$'dan borclanabiliyorsunuz, 8 Mayis'tan sonra yeni duzenleme ile Temmuz'a kadar 6.49YTL'den (5.40USD), 1 Temmuz'dan sonra 6.81YTL'den (5.72USD) hesap yapilacak. Bizlerde dolarin dusuk pariteden islem gormesi sebebiyle hasar artiyor ama elden ne gelir... 2 ay sonra Temmuz kapida o yuzden yillik bazda 5.72USDX30gunX12ay=2059USD gibi dusunmek lazim borclanma miktarini. 3.5$'dan olsaydi yillik 1260USD olacakti, gecmis olsun...
    (1USD=1.2YTL alindi)
  • 3206 kanun ile yani borclanma ile emekli olmaya hak kazanilirsa yurtdisinda yasayanlardan TR'ye donus sarti araniyor. Bu cok yeni degil ama son zamanlarda cikan bir yasa (sanirim gecen sene). Yok hayir ben yurtdisinda yasamaya ve calismaya devam edecegim derseniz, borclanma ile emeklilige hak kazandiginizda emekli maasi alamazsiniz. O zaman istege bagli sigortadan prim odemek gerekli.
  • Istege bagli ile emeklilik icin farkli bir statuye geciliyor diyelim. Bunun aylik prim odemeleri 152YTL'den (~126USD) basliyor, miktarini siz yukseltebiliyorsunuz (Yuksek prim=yuksek emekli maasi). Yillik bazda 126USDX12ay=1512USD'yi butceye koymak lazim. Buna basvurmak icin de zaman daraliyor duyrulur !! Istege bagli prime gecmenin guzel tarafi, artik Sosyal Guvenlik Kurumunun saglik hizmetlerinden yararlanabilecek olmasi. Karne ya da nufus cuzdani sistemi olacakmis, ayrintilari bilmiyorum.
  • Borclanma ne zaman yapilacak? Bir konu da bu. Dilekcenizi verdiniz, isleme girdi. Bu kismi icin vekalet vermek ya da kisisel olarak SSK'ye gitmek gerekmedi bizim durumumuzda. Son calisilan isyerinin bagli oldugu SSK'ya da basvurmadik. Sagolsun Hakan halletti bu kisimlari bize. Onlar size bilgisayar aktivasyonu sonrasinda tebligat yapacaklar, su kadar odeyeceksiniz diye, iste bu asamada vekalet vermek veya kisisel olarak orda olmak lazim. Ve borc size bildirildikten sonraki 3 ay icinde odemek lazim, yoksa iptal ediliyor. yurtdisi@sgk.gov.tr 'a email atmistim daha once ve sasirilacak birsey ki her soruma kisa da olsa cevap verdiler.
    5510 Sayılı Kanun 08/05/2008 Tarihinde Resmi Gazetede Yayımlanarak Yürürlüğe girdi. Yurtdışı BorçlanmasıYapanlar yeni Kanuna göre yapılacak Asgari Ücretin %32 si günlük YTLirası olarak yapacaklar Borç Size tebliğ edildikten sonra 3 ay içinde ödeyeceksiniz. Ödemezseniz iptal oluyor.
  • Daha onceki post'larda yazmistim, buradaki Social Security'den ayrintili kazanc belgesi istedigimi ama oyle birsey gelmedi. Matbu, dogum gununden 2-3 ay once gonderilen turden formlar geliyor. Aslinda orada, icinde bulunulan yilin ve gelecek senenin tahmini olarak kazanclari var ama konsolosluk bunu onaylamadi bizde. Calistigimiz kurumun o seneki bordolari ve calisiyor belgesi de kar etmedi. Nasil ispat etmek lazim daha bilmiyorum ama yapan var. O yuzden ne kadar cok gun saydirilirsa o kadar iyi bence. Borclanmayi bir kerede yapmak ve gun artisina kalmamak icin.
Ali Tezel gecen hafta sonu bu konuda yazmis. Makalesi burada.
SSK sicil numarasi ile Sigortali Hizmet Dokumu icin buraya
TC Kimlik Numarasi ile Sigortali Hizmet Dokumu icin buraya
Ne zaman emekli olurum icin buraya tiklayin.

13 Mayıs 2008 Salı

Bak Su JetBlue'nun Yaptigina

Oglen yemek aliyorum disardan. Kasadaki gazete gozume ilisti, New York Daily News. Gokhan Mutlu JetBlue'yu 2milyon $'a dava ediyor diye. Alla alla bu benim calistigim Gokhan mi dedim icimden. Metrica Consultant'iydi bizde ve bir sure once isten ayrildigi gordum adres listesinde. Dunya ne kadar kucuk bir gazete sayfasinda karsilasmak icin :)

Durum su: San Diego'dan JFK, NY'a ucmak icin yedek listede olan G.M., hosteslerden birisinin ona benim yerimi alabilirsin demesiyle JetBlue'ya biniyor. Hostesin kendisi jump seat'de oturacakmis (Jump seat hani su arkada ya da yanda hosteslerin oturdugu koltuk). G.M. ucaktaki son koltuk olan 2E'ye biniyor. Sonra hostes pilota jump seat'in rahatsiz oldugunu ve yerini istedigini soyluyor (sanki hic mi jump seat'e binmemis). Pilot G.M.'e durumu iletiyor, sasirarak bak binis kartim var, yerim de burasi diyor. Eee napiyim yani deyince Gokhan, istersen tuvalette oyalan biraz diyor pilot (sanki WC cocuk parki). Daha da 3.5 saatlik yol var NY'a. G.M. saatlerini WC'de gecirip nihayetinde bir turbulans sirasinda onu koltuguna geri cagiriyorlar. O da yuzu sakli, utanmis, asagilanmis bir sekilde geliyor. Sonunda JFK'ye iniyorlar ve pilot arkasindan hersey yolunda mi diyor o da "NO" diyor ve uzaklasiyor. Davaci duygusal zarardan dolayi da 2Milyon$'lik dava aciyor ucak sirketine karsi.

Iste haber bu. Bazi fishy seyler var bana gore ya bu olayda... Yoksa Hurriye hala yazmadi mi?

9 Mayıs 2008 Cuma

Kitap: Eat Pray Love

Sabah ve aksamlari bulusuyorduk Liz'le. 2 hafta surdu sanirim. O anlatti ben dinledim. O kadar yumusak bir sesi var ki; huzur veren, dinlendiren, insani rahat ettiren, zaman zaman aaa ben de tam oyle hissediyorum, sen napmistin sahi diye aklinizdan gecen dusuncelere cevap veren, anlatirken bilgilendiren, gezdigi, gordugu, yasadigi yerlere sizi de alip goturen sanki 40 yillik arkadas ya da yan komsuymus gibi bir birliktelik hissettiren bir yazar o.

Kitabi uzun zaman cok satanlar listesinde gorsem de fazla populist, duygusal, dini ogelerle dolu geldi once. Sonra kitapcida sayfalarina bir iki bakarken hadi audio'sunu alayim dedim ve cok da iyi etmisim.

Yazar izdirap veren bir bosanmanin ardindan hep ogrenmeyi istedigi Italyanca'yi ogrenmeye Italya'ya gidiyor. Iste kitabin Eat kismi buradan geliyor zaten. 4 ay Roma'da kaliyor ve yiyip ictiklerini o kadar sahane anlatmis ki, sanirim Roma'ya ve Napoli'ye gidecek olsam yemekleri ve restaurantlari not eder kesin onlari bulmaya calisirim. Yemekle birlikte, Roma'nin ve Italyan erkeklerinin neden cekici oldugunu, Italyancanin hangi asamalardan sonra secici bir dil olarak olustugunu, oranin bakis acisiyla hayatin keyiflerini, zevklerini paylasmis okuyucuyla.

Derken onceden planladigi Hindistan yolculugu basliyor. Biraz Budist ve Hinduist bir felsefeyle Tanri'ya yakin olmak ve kendini egitmek icin Ashram'da bir programa katiliyor. Saat 3'te kalkip meditasyon yapmayi, orada yasayan herkesin ortak katkilariyla o ibadethanedeki is bolumunu, uzun sessizlik saatlerinde dusuncelerinden nasil kurtulamadigini, bunun icin ne kadar cok caba sarfedip sonunda icindeki gercek guce ulastiginin gezisi olmus Hindistan. Duaya, Tanri'ya kendine donuk bir ic gezinin duragi olmus Pray bolumu. Dua etmeyi, Tanri'yla basbasa kalabilmeyi, bunun verdigi huzuru, meditasyon yapmanin sonucundaki hafifligini anlatiyor yazar.

Sonra Endenezyo, Bali'ye gidiyor Elizabeht. Aslinda daha once bir is sehayatinde Bali'de 2 hafta kalmis ve orada medicine man denilen, sifa dagitan bir adama el fali baktirmis. O da "sen buraya tekrar geleceksin ve benim yanimda bunlarin teknigi ogreneceksin" diyor. Tam da dedigi gibi, o adamin ogrencisi oluyor 4 ay boyunca. Gittigi her yerde yerel hakla hemen kaynasiyor Liz. Baska bir sifa dagitan kadinla arkadas oluyor, uluslararasi grupla sosyallesiyor. Lokal birileriyle gezip tatil yaparken, Brezilyali bir adama asik oluyor. Ummadigi bir zamanda ask kapisini caliyor ve Love bolumu ile kitap sona eriyor.

Cani sikilan, napacagini bulamayan, buldugunun kiymetini anlamak isteyen, Italya'yi, Hindistan'i, Endenezyo'ya merak eden, Liz'le sehayat ederken kendi ic dunyasinda da sorgulamalar yapmak icin harika, su gibi akan bir kitap. Siddetle tavsiye edilir.

Tabii internet fan'lari bos durur mu. Blog'u var, sevmeyenleri var, youtube'de video'su var. Bir dedikoduya gore kitabi filme cekilecekmis ve Julia Roberts da yazari canlandiracakmis. Haa bir de bu kitabin devamini yayinlayacakmis seneye. Endenezyo'dan devam, Brezilyali sevgilisiyle olan iliskisi, evlilige giden yol ve anilari...

7 Mayıs 2008 Çarşamba

Yaz Duvara

Benim cok hosuma gitti, Milliyet harika bir altyapi olusturmus, okuyucular da dokturmus. Yaz duvara adresi. Galiba bir tek bize ozgu boyle trajikomik seyler yazmak...

16 Nisan 2008 Çarşamba

Soyagaci



Burak'in yaklasan dogum gunu dolayisiyla mesaj almasaydik yazmayi akil etmeyecektim. Gecen sene Murat soylemisti (yoksa onceki sene miydi?). Taa kac kusak onceki akrabalarini soyagacinda cikarinca cok hosuma gitmis, eve gelince ben de bir solukta 100+ kisiyi girivermistim web'e. Adres su: www.geni.com

Once kendinizi kayit edip, anne baba cocuk kardes diye girmeye basliyorsunuz. Isterseniz detayli bilgiler de verebiliyor, dogum tarihi, dogum yili, olenlerin olum sebepleri, yaptiklari isler, hobileri vs. ile genis bir soy kutugu veritabanina sahip olabiliyorsunuz. Hatta kisilere ozgu fotograf bile ekleyebiliyorsunuz. Ne guzel olurdu mesela buyuk buyuk annemin resmini gormek aslinda.... Ananemden, babamdan, annemden ogrendigim kadariyla herkesi kaydettim ve bakiyorum anne tarafimdan 1820'lere kadar ulasabildigim insanlar var. Ananemin ananesine kadar girebildim yani 5 kusak geriye gitmis oldum.

Simdi bizim soyagacinda 444 kisi var. Bir de istatistik var orada, kac kisi ile kan bagi (akrabalik) kac kisi ile hisimlik var ve kac kisi tabii bunun esas bana ait olani diye. Cunku diyelim kocanizin kuzenin esini davet ettiniz listeye. Eee arada kan bagi yok ama hisim sifatindan o da kendi soyagacini kurunca liste genisliyor elbet.

Ilginc, cok ilginc hele bir agaci kurmaya baslayin neler cikacak neler...

24 Mart 2008 Pazartesi

20 Mart 2008 Perşembe

19 Mart 2008 Çarşamba

Simdi Gezelim

Hava yagmurlu ve puslu. Ara ara baharin yavastan yaklasan seslerini duysak da boyle yagmurlu gunler olmuyor mu insanin ici karariyor.

Derken... sabah bir email geldi ortak arkadasimizdan. Dunya gezisine cikmis bizim Basar. Icim nasil aydinlandi anlatamam. Zaten oyleydi hep... Hep gezerdi, akli fikri "baska nerelere gidilir" dusuncesindeydi. Eh tam olmus, bu blog da yakismis.

Takipteyim Basar. Buralardan gecersen mutlaka ugra, e mi?
Sevgiler...

BILGISAYARININ BASINDAN KALKMADAN ISTANBUL-KARAYIPLER-GÜNEY AMERIKA-AVUSTRALYA-UZAKDOGU-ISTANBUL GEZISINE KATILMAK ISTEYENLER: BU BLOG TAM SIZE GÖRE. YOLUM ÜZERINDE GEZILECEK, YAPILACAK, YENILECEK VB TAVSIYELERINIZ VARSA BANA LÜTFEN YAZIN. BAKARSINIZ SIZIN YERINIZE BEN GIDER YAPARIM. HADI SIMDI GEZELIM

10 Mart 2008 Pazartesi

Amerika Turkiye Emeklilik Hatti (6)

Niyetliyim sizi eninde sonunda emekli etmeye. Yazacaktim araya hep baska seyler girdi. TR'deki sosyal guvenlik yasasi degistirildiginden son durum nasil sekillendi bilmiyorum ama 3201 ile borclanma miktari hala 3.5$'dan devam ediyor.

Hakan'dan da, yurtdisi@ssk.gov.tr adresine email atarak dogrulayaraktan da soyleyebilirim ki -simdilik- haziran 2008'e kadar eski kanun gecerli. Yani hala 3.5$'dan gun saydirarak prim odeme gecerli. Bakalim son dakika gene uzar mi, yoksa artik YTL'ye endeksli hale mi gelir, haziran gectikten sonra ogreniriz.

Takibe devam...

21 Şubat 2008 Perşembe

Sicko

Evvelki yaz, Canakkale'de kuafore gitmistim. Hep berberlerde konusulur ya, sohbet etmeye basladik sacimi kesen cocukla. Benim Amerika'da yasadigimi bilmeden, aslinda hayatta amacinin kapagi yurtdisina atmak ve hayalinin de Amerika oldugunu soyledi. Neden dedim. Is kosullari iyi, iyi kazaniyorsun, bedava saglik sistemi oldugunu, herkesin iyi, esit kosullarda yasadigini soyledi. Hangi filmde boyle bir ulke gordugunu anlamadigimi soyledim ama dilim dondugunce burayi anlatmaya calistim sonrasinda. Simdi isterdim ki ona Sicko'yu izlettirebileyim.

Michael Moore gene dokturmus Sicko dokumanteri ile. Film Amerikan saglik sistemini irdeliyor. Burada neyin olmadigiyla, baska gelismis ulkelerde neyin oldugunu anlatan bir yapim. Oldukca goz acici, bilgilendirici…

Amerika'da yaklasik 50 milyon insanin sigortasi yok. Yani her 6 kisiden biri sigortasiz. Devletin genel saglik sigortasi kapsami olmadigi icin, paraniz olsa bile varolan rahatsizliklardan (pre-existing condition), cok sisman, cok zayif gibi durumlardan dolayi kendiniz ozel police almak isteseniz de sigorta sirketlerinin sizi reddetme durumu var. Emeklilikle beraber 67 yasinda medicare denilen saglik sigortasina sahip olabiliyorsunuz ama o zamana kadar ancak isiniz var ise ... Ya da kendi cebinizden para verirseniz sigortali olabiliyorsunuz.

2 cesit sigorta tipi var. PPO, yani herhangi bir doktora referans olmadan gidebileceginiz, digeri de HMO. Once aile hekimini gorup, o gerek gorurse sizi uzmana sevk edebilecek bir sistem. Police miktarlari co-pay denilen her doktor visit'indeki katki payi ile deduction denilen belirli bir limite kadar kendi cebinizden odemeniz gereken miktar, doktor visit'leri sayisi, hangi doktor ziyaretlerini ve sigortanin anlasmali oldugu doktorlar (in network), referral denilen once aile doktorunun gorup onun yonlendirilmesiyle gidilecek uzman doktor saptamalarina gore degisir. Ortalama, 4 kisilik bir ailenin yillik sigorta odemesi 10-12bin dolardir denilebilir.

Hastasiniz tedaviye ihtiyaciniz var. Kim karar veriyor bunun onaylanip onaylanmayacagina: Sigorta sirketleri. Peki buradaki onay mekanizmasi kimlerden geciyor. Doktorlardan. Hatta yer yer yapilan soylesilerde, kim daha cok tedavi talebini redderse o doktor daha cok ikramiye (bonus) aliyor !?!! Bu konuda kongreye gelip gunah cikaran bir hekimin soylemi vardi, bu sistemin ic yuzunu anlatan.

Sabah radyoda dinliyordum. Baskanlik secimi dolayisiyla kampanyalara yapilan bagislardan bahsediyordu. Bu baglamda sigorta sirketlerinin, pharmaceutical denilen ilac sirketlerinin, doktorlarin ne kadar buyuk hayirsever oldugunu soylememe gerek var mi bilmem. Cunku "sen beni destekle ben de secilince seni kollarim" mantigiyla calisan bir sistem ne kadar saglikli calisir cevabi soruda belli degil mi?

Zaman zaman onceki baskanlik yarislarinda devletin gozetiminde olan bir saglik sistemi (Government-run health care) hep gundeme gelmis. Hatta Clinton yonetiminde Hillary'nin ajandasindaki onemli maddelerden biriymis ama o da bunu beceremeyip karsi lobilere yenik dusmusler.

Peki diger gelismis ulkelerdeki durum nedir? Filmde Kanada, Fransa ve Kuba'dan ornekler veriliyor.

Kanada'da herkesin OHIP denilen bir saglik karti var. Hatta sirf bu sistemden yararlanmak icin Kanadalilarla evlilik yapanlar var. Saglik bedava ve Kanadalilarin yasam omru Amerikalilardan 3 yil daha uzunmus.

Ingiltere: NHS (National Health System) denilen genel saglik sistemi var herkesin faydalandigi. 10$'lik katki payi ile acile ya da normal doktor ziyaretlerine gidibiliyorsunuz ve bundan yararlanmak icin isinizin olmasi gerekmiyor.

Gelelim Fransa'ya. Dunya uzerinde saglik sistemi en iyi olan ulke Fransa'ymis. Filmde diyor ki, ortalama, calisan bir Fransiz su asagidaki kosullara sahiptir.

  • Yasam sureleri Amerikalilardan daha uzun.
  • Eger calisiyorsaniz bireysel saglik sigortasinin %65'i devlet, %35'i sirket tarafindan karsilanir.
  • Varolan rahatsizliklar, saglik hizmetlerinden yararlanmak icin bir engel degil.
  • Hasta oldugunuzda limitsiz surede calismama hakkiniz var. Amerika'da mi? Allah gostermesi hasta olmayi. Ya yillik izin gunlerinizden kullanacaksiniz, ya da personal day ya da sick day denilen limitli sayidaki gunlerden izin alacaksiniz. Grip, nezle gibi seyler icin 3-5 gun onemli degil (hos o da onemli oluyor bazen) ama kaza gecirdiniz hastasiniz. Ya da bel fitigi olup calisamaz durumdasiniz. Ya sakatlik durumundan izne cikacaksiniz (STD-short term disability) birkac hafta ya da…. Ben henuz bunun cevabini bilmiyorum.
  • Fransa'da haftada 35 saat calisiliyormus. Burada bu sure 40 saat.
  • Minimum 5 hafta ucretli izniniz var. Oleley!!
  • Evlendiginizde 1 haftalik balayi tatili veriyorlar.
  • Ev tasidiginizda 1 gun tasinma icin izin veriyorlar.
  • Hastalandiginizda eve ucretsiz doktor cagirma luksunuz var (SOS medicins).
  • Bebeginiz oldugunda bebek bakimi icin eve hemsire geliyor. Hatta haftada 2 gun 4 saatden bir devlet personeli gelip size ev islerinde yemek yapiminda yardimci olabiliyor.
  • Bebek ve cocuklar icin yuvalar cok ucuz hatta cogu ucretsiz.


Filmde Amerika'da tedavi goremedikleri icin Kuba'daki Guantanama'daki askeri usse gitmeyi deniyor Moore yanindakilerle birlikte. Kimisi 9/11'den kalan solunum yollari sikayetine sahip, kimisinde dis sorunu var … Eh oraya gidemeyince Kuba'ya gidelim bari diyorlar. Ve kendilerini Kuba'li doktorlara emanet edip ucretsiz tedavi olup sonra Amerika'ya donuyorlar ironik bir sekilde. Bu verilerden sonra Amerika'nin dunya saglik hizmetleri siralamasinda 37. sirada oldugunu soylemek lazim.

Bu konu daha cok su kaldirir, bu kadar karamsarligin yaninda cok iyi seyler de var elbette, aklima geldikce, ogrendikce yazarim gene. Artani burada.

20 Şubat 2008 Çarşamba

Dizi Izle

Evde Turk TV'si var bir suredir. Ama diziler o kadar uzun ki, basinda oturulup da izlenecek gibi degil. Cogu 1.5 saat. Reklamlar ic bayacak siklikta, cekim kareleri uzun uzun, dizi ozetleri dizinin kendisine esit surede nerdeyse. Turk dizisi izlemek isteyip de kaciranlar icin soyle bir site var, duyurulur.
http://www.diziizle.net/

Neyse bu arada buradaki grev de sona erdi. Bakalim bizim diziler ne zaman geri gelecek?

7 Şubat 2008 Perşembe

Cashmere Mafia'ya Kaldik


Galiba bu sezon basindaydi, eylul-ekim gibi. ABC'deki dizilere bakip "Aman Allah'im ne cok izlenecek dizi var ama coguna zaman bulamayacagim" deyip aralarindan bir secme yapip haftada 4-5 tanesini izlemeye baslamistim, izleyemediklerimde de aklim kalarak... Grey's Anatomy, Private Practice, Desperate Housewives, Brothers and Sisters ana listede, Lost ocak sonunda baslayacak diye en baba listede, Big Shots ve Dirty Sexy Money ile Men in the Trees de denk gelirse yedek listedeydi. Ilk 2 ay guzel guzel izledik. Sonra holiday season girdi, yilbasina kadar ara verildi ve bu arada da olanlar oldu, senaristler, dizi yazarlari greve gittiler.

Lost gecen hafta basladi. Zaten bu grev yuzunden bu yil 8 hafta yayinlanacakmis. Hatta bu grev yuzunden Vanity Fair, su meshur Oscar toreni sonrasi verecegi partisini iptal etmis (tasalandigim seye bakar misiniz lutfen :)). Malum Golden Globe toreni de iptal edildi bu yil. Colbert Report, Steven Colbert'in kendi yazdigi programla ekranlara gelmeye basladi ama kurallar geregi ellerine kagit alip okumak yok. Peki bu adamlarin istekleri nedir diye soyle bir kulak kabarttim da soylenenlere; yapimcilarin DVD satislari, internet download'lari, web'de gosterimi olan dizilerin kazandiklarindan pay almak istiyorlar ve bence haklilar da, istesinler.

Kolay degil, Yazarlar Sendikasina bagli 12000 calisan varmis greve giden. Anlasilan bu yili kaybettik, malum diziler mayista sona eriyor. Simdi anlassalar, yeni bolumlerin yazilip cekilmesi birkac ayi bulur. Simdi bekle de Hollywood patronlari kendi aralarinda anlasip biz de mutlu mesud TV'mizin basina donelim. Cashmere Mafia ile hafta dolmuyor. Hadi ama!!

10 Ocak 2008 Perşembe

ATM

Oglen bankaya girdim ATM'den para cekmek icin. Karti cikardim, tam slota sokacaktim ki, ekranda islemini bitirmeden giden birisinin makinasinda oldugumu farkettim. Normalde karti yuvasina sokup cikariyorsunuz ama bu hesabiniz guvende anlaminda degil, en azindan Citibank ATM'lerinde. Yapmak istediginiz islemi secip sifreyi giriyorsunuz, sonra da para cekme, hesap kontrolu, transfer gibi ne yapilacaksa bu asamadan sonra yapiliyor. Karsimdaki ekran, hesap ozetini gosteren bolumde kalmis. Allah Allah napmali, bir an sasirdim. Baktim hesapta 7397$ para var. Citibank en fazla 1000$ cekmeye izin veriyor gunluk. Gerci ATM her para cekmede sifre soruyor yani o kadar da kolay degil seytanin arkadasi olmak, ustelik tepemdeki tavada da kamera var. Donup bakiyorum orda mi diye hatta bilincsizce. Tovbe tovbe deyip exit'a basip ciktim, kendi kartimi takip islemimi yaptim dikkatlice bu olaydan sonra.

Daha once de hesaplar arasi transfer hatalari geldi basimiza. Birisinde yanlislikla bizim hesaptan 800$'lik bir transfer yapilmis telefon talimatiyla. Bankayi arayip durumu ilettigimizde ses kaydini dinleyip durumu duzelttiler neticede. Birisinde araba sigortasini telefonda kredi kartiyla odemek icin gorevliyle konusuyordum. Kart numarasini yanlis alinca, baskasinin hesabindan para cekilmis, sonrasinda bana geri donduler duzeltmek icin. Birkac defasinda kredi karti odemlerinde fazladan almislar, bunlar da duzeltildi akabinde...

Her daim ama her daim, kredi karti aylik odemelerini, hesap transferlerini kontrol etmeli ve ASLA islemin bittiginden emin olmadan banka islemlerini bitirmemeli. Ne sanal ortamda, ne de ATM makinalarinin basinda.

Hmm dusunuyorum simdi hic de fena olmazdi soyle havadan gelen para. Ama sucluluk duymadan, yanlis yapmadan, seytanla karsilasmadan olacak. Napalim arada lotarya oynamaya devam...

3 Ocak 2008 Perşembe

Amerika-Turkiye Emeklilik Hatti (5)

Umutla son dakikaya kadar bekliyorduk su yeni borclanma durumunun Temmuz 2008'e ertelenecegini. Cunku Bakan soz verdi TV'de ama bakanla mutabiklari ayni seyi gormuyorlarsa arada kalan vatandasa oluyor. Neyse tebligat bakanliktan cikmadi, 1 Ocak 2008 itibariyle gun basina borclanma asgari ucrete endekslendi duyurulur. Ama belli olmaz belki de yil icinde kafalarina eser degistirirler. Ben hala acaba 2008'deki yeni uygulamadan kurumlarin haberi var mi diye supheliyim. Ne de olsa bizde bakanla goren ayri kisiler.

Konuyla ilgili onceki postlar:
Amerika-Turkiye Emeklilik Hatti (1)
Amerika-Turkiye Emeklilik Hatti (2)
Amerika-Turkiye Emeklilik Hatti (3)

Bir de Ali Tezel'in web sayfasi guzel bilgi verici.

3 Ocak 2008

Yeni yilin ilk is gunu disciye gidiyorum. Onemli bir sey yok aslinda ama 1 ay oncesinden randevu alirken dusunmemistim bugunun ilk calisma gunu oldugunu. Kurban Bayrami, Noel ve yilbasi ardarda gelince bayram seyran havasinda gecti son 2-3 hafta. Radyoda spiker soruyor her hafta New Orleans'a calismaya gidip hafta bitince Mobile, Alabama'ya donen kadina. Ucret iki kat daha iyi diyor calistigi insaat sektoru icin. Santiyede calisiyormus, isci olarak. Hafta sonlari da eve geliyorum Mobile'e cocuklarimin yanina diyor. Beklentilerini soruyor spiker 2008'den. Artik Cumhuriyetciler gitsin diyor, dort gozle secimleri bekledigini, Obama'yi destekledigini soyluyor programda. Sonra discinin ofisine giriyorum herkesten once. Icerde bir tek teknisyen var. Doktor geliyor aliyor beni odaya. Su nefret edilesi zzzzzzzz sesinden kacmak icin CNN'i aciyorum. Yaklasik 1 saat haber seyrediyorum, iyi de oluyor. Bu zamanlarda kesintisiz bir ise koyulmam zor. Iowa'daki secimler, Londra'da yanan hastane, Pakistan'daki durumlar ve emlak krizinden ara ara yorumlar baslica konusu haberlerin...

Guzel bir geceyle baslangic yaptik 2008'e. Uzun ve dolu dolu gecen bir yil oldu 2007 bizim icin. Ajandamiz 2008 icin de dolu. Haberlere bakinca icimizin kararmamasi imkansiz ama her guzel seyi yapan da insanoglu degil mi?

Isim bitip eve donerken mevsimin ilk en buyuk sogugunu iliklerimde hissediyorum. Termometre bugun icin -11C ile basladi gune. Icimi isitan seyler dusunmek istiyorum, cok sukur var da... Ama New Orleans'daki kadin da aklimda ara ara. Bir goz kirpiminda ne cok dusunce geciyor aklimdan. Ne diyelim... Daha da guzel gunler ilerde. Hosgeldin 2008.

2 Ocak 2008 Çarşamba

Yazmamali !!

En son yazmali demistim, simdi ne tezat degil mi? Gecenlerde bir egitim aldik, kisa, minik bir seydi. Diyor ki sirketimiz, eger blog'unuz var ve is yerinden yaziyorsaniz, sirketle bir anlasma yapacaksiniz. Sebebi; sirket urun ve servislerini pozitif anlatan bir icerik olmasi sartiyla sirketi ve hizmeti lanse etmek. Cunku icerden bir akilli oturmus, hangi model telefonlarin hangi ozellikleri kotu, ne fonksiyonlari zayif diye blog sayfasinda uzun uzun anlatmis. Tabii ki hosuna gitmedi tabii Big Brother'in.

21 Kasım 2007 Çarşamba

Yazmali

Yazmak gercekten bir disiplin isi, bir de zaman. Hani yazarin dedigi gibi "kisa yazacak kadar zamanim yoktu" felsefesiyle, ozu az cumlelerle anlatacak bir sabir isi.

Dun gazetede okudum. Basbakan Erdogan hergun yazarmis. O gun ne yaptiysa detayli olarak yazarmis eve geldiginde. Birkac ay evvelinde de Ingiltere Kralicesi Elizabeth'in hergun duzenli gunluk tuttugunu okumustum Newsweek'te. Ve yazdiklari ozel olarak arsivde tutulurmus eski gunluklerin.

Yani hem yasayacaksin hem de yazacaksin.

23 Ekim 2007 Salı

Amerikada Ilk Egitim, Okul Bolgeleri ve Ev Secimi Hakkinda “Bilir”likler

Bu sefer konuk yazarimiz Burak:

Cocuklardan birisi okul yasina yaklasmaya baslayinca dogal olarak icinde bulundugumuz ulkenin okul sistemini daha iyi anlamaya yonelik bir durtu olustu. Bu konudaki bazi bilgi, fikir ve verileri burada paylasmayi uygun gordum. Sadece Amerika’yi ilgilendiren bir konu oldugu icin bazi terimleri baska kaynaklarla kolay ve tutarli karsilastirma olmasi acisindan Turkcelestirilmeden kullanacagim. Turkiye egitim sistemi ile ilgili bilgilerimin ise 1980'lerden kalma oldugu da ifade edeyim. Bu yazidaki butun verilerde sadece bizim bulundugumuz Westchester, NY bolgesinden.

Amerikan egitim sisteminin genel calisma prensiplerine bu yazida detayli olarak deginmeyecegim. Bu konuda bircok kaynak var zaten. Ama genel hatlari ile universite oncesi egitim soyle ozetlenebilir: Okula baslama yasi eyaletten eyalete degisir. Bu New York’ta 5 yas. Liseye (High School) kadar olan egitim zorunludur. Ama evde cocugunuza bu egitimi kendinizin verme hakkiniz da vardir (home schooling). 1 yillik anaokulu (kindergarten) olarak basliyan egitim 5 yil ilkokul (Elementary School), 3 yil orta okul (Middle School) ve 4 yil lise (High School) olarak sonlanir. Bu temel egitim K-12 diye de adlandiriliyor. Okul oncesi bakim icin ozel yuvalar (Nursery Schools) da var ve 3 ayliktan itibaren bebekleri alip okul yasina kadar bakabiliyorlar. Bazi yuvalar Kindergarten hizmeti de sunuyorlar.

Egitim sisteminin onemli bir takim noktalari sunlardir:

  • Amerikada ulusal olcude merkezilestirilmis bir egitim sistemi yoktur. Egitim olanaklari eyalet ve yerel yonetimler tarafindan saglanir. Federal yonetim bir miktar finansal yardim yapar ama gerek egitim politikasi olsun gerek donanimi ve lojistigi olsun okul sistemi cok buyuk olcude yerel yonetimler tarafindan karsilanmaktadir. Okul butcelerinin buyuk bir kismi direkt olarak o semtte oturanlarin okul vergilerinden olusur.

  • Okullarin ogretim programi, butcesi, ogretmenleri ve butun kurallari tamamen okul yonetim kurulunun (School Board) elindedir. Bu kurul secimle gelir ve okul bolgesi (School District) icinde egitim konularinda en agirlikli kurumdur. Dolayisiyla okulun nasil bir performans gosterecegi tamamen yerel yoneticilerin elindedir. Bu nedenle okullar arasi performans cok buyuk degisiklik gosterir.

  • Baslica secenekleriniz kamu (public) yada ozel (private) okuldur. Birkac degisik okul turu - charter, magnet, co-op school gibi - daha var ama ben basitlestiriyorum. Ozel (private) okullar kendi belirledikleri tarifeye gore yillik bir ucret alirlar. Bir ornek olmasi acisindan Westchester , NY bolgesinde iyi bir ozel okul yillik $35,000 civarindadir (ulke ortalamasi daha dusuk). Ote yandan kamu okullari odenen zorunlu yerel okul vergisi disinda ucret almazlar. Okul vergisi; cocugu olsun olmasin, okula gitsin gitmesin, o bolgede her ev sahibi tarafindan odenmek zorundadir. Bu vergiler her semte gore degisir, semt yonetimi tarafindan belirlenir ve evin degeri ile orantilidir. Gene Westchester, NY’da ortalama bir ev icin bu vergi semte gore yillik $5,000 ile $30,000 arasinda degisir. Bu vergi orani ile okullarin performansi arasinda direkt bir iliskiden soz etmek yanlis olmaz.

  • Ucret farkliliklari bir tarafa, ozel okullar ile kamu okullari arasinda direkt bir secim yapmak zordur. Pek cok kamu okulundan iyi ozel okullar oldugu gibi, pek cok ozel okuldan iyi kamu okullarida vardir. Ulkenin en iyi kamu okullari, her yilki karsilastirmalarda ozel okullarin pek cogunu geride birakmaktadirlar. Kamu okullarinin ozgur calismayi daha cok destekledigi, ozel okullarin ise topladiklari paranin karsiligini gosterebilmek icin cocuklara daha yogun bire bir egitim sagladiklari soyleniyor. Ogretmen basina dusen ogrenci sayisinin onemi herkes tarafindan kabul edilmesine ragmen, ogrencilere cok fazla danismanlik verilmesinin yaraticiligi, ozgur dusunme yetenegini ve calisma hirsini ters yonde etkiledigi, bu yuzden kamu okullarinin daha iyi oldugu da ayri bir tez olarak one surulmektedir. Bu konuda onemli bir nokta herkes icin tek bir dogru cevabin olmadigidir. Her aile kulturel ortami, kisisel yetenekleri, beklentileri ve gelecek amaclari dogrultusunda kendi secimlerini yapmalidir. Bu konuda su makale faydali bilgiler veriyor.

  • Genel olarak orta-ustu sosyo-ekonomik hayat standardina sahip aileler (upper-middle class) arasinda, iyi K-12 okul performansi Ivy-league universitelerine ilk adim olarak algilanmaktadir (ozellikle lise egitimi). Egitim kalitesinin otesinde iyi okul bolgelerinin sundugu guvenlik, sosyal imkanlar ve iletisim agi cocugun gelecekteki basarisinda pozitif etmenler olarak kabul edilmektedir ve universite girislerinde referans rolu oynamaktadir. Bu Turkiyede’ki Robert Koleji, Alman Lisesi, Uskudar Amerikan Lisesi gibi okularin sundugu imkanlarla benzerlik gosterir. Tabii sadece bu iyi okullardan mezun olanlarin iyi bir kariyer yapma ihtimalinin yuksek oldugunu gosterir, garanti etmez. Ayni sekilde her basarili insaninda iyi okullardan geldigi idda edilemez. Ama denemeye deger bir iliski oldugu da gozukmektedir.

  • Bahsedilmesi gereken bir baska unsur da basarinin tanimidir. Bu yazida basari ekonomik veya sosyal statu acisindan degil cocugun entellektuel gelisimi ve yaratcilik kapasitesinin maksimize edilmesi olarak alinmistir. Dogustan gelen normal ustu yetenekler icin; okul da dahil olmak uzere cevresel etmenlerin zaten cok onemli olmadigi kanisindayim ama geri kalan insanlar icin cok iyi okullarinin sanat ve bilim alanlarinda insan potansiyelini tamamen kullanma, motive etme ve imkanlar sunma acisindan cok yuksek olcude basarili buldugumu da ifade etmek isterim. Bu yazida ana amac ailenin okul secimini, cocugun potansiyelini olabilecek en iyi sekilde degerlendirmek icin alabilecegi kararlardan biri olarak kabul etmesi durumunda, rasyonel olarak nasil yapabilecegi konusunu irdelemektir.

Amerika’daki okul sisteminin anlamin bir diger geregi de, buradaki yerel yonetim sistemini anlamaktir. Bu ulkedeki lokal yonetimin sahip oldugu yetki Turkiye gibi merkeziyetci ulkelerdekinden cok farkli. Federal yonetimin gunluk yasam icindeki etkisi cok az. Efektif olarak yonetim eyalet (state) seviyesinde basliyor. Her eyalet County’lerden olusuyor. County’ler orta caglarda kontlarin yonettigi toprak birimlerinden geliyor, Ingilizler tarafindan Amerika'ya tasinmis bir terim. NY'da 62 county var. Bazi county’lerin yonetimleri yok. Ornek olarak New York sehrindeki Manhattan, Brooklyn, Bronx, Staten Island ve Queens bolgeleri teknik olarak county olmalarina ragmen yonetimleri ortak bu yuzden county degil borough deniyor. (Her durumun istisnasi var.) County’ler ise city, town ve villagelardan olusuyor. Dikkat edilmesi gereken bir konu okul bolgelerinin (School District) birden cok town ve village’i kapsiyor olabilmesi. Ayrica post kodu (zip code) haritasi ile school district haritasi ortusmek zorunda degil. Yani bir zip kodu birden fazla okul bolgesini kapsiyabilir. Bu okul bolgesine gore ev ararken onemli. Ilgilendiginiz evin yerel okul yonetiminden okul bolgesini kontrol etmekte fayda var, sadece city/town adina veya zip koduna bakarak evin okul bolgesini farzetmek dogru degil. Ornek olarak Scarsdale sadece Westchester in degil ulusal capta en iyi okul bolgelerinden biri olarak kabul ediliyor ve 10583 posta koduna sahip. Ancak Westchester in en kotu okul bolgelerinden biri olan Yonkers a komsu. Aralarinda ki sinir bolgesine yakin pek cok ev 10583 posta kodu ve Scarsdale adresine sahip olmasina ragmen Yonkers okullarina baglilar. Dolayisiyla sadece adrese bakarak evlerin hangi okul bolgesine ait oldugu bulunamaz. Bu konuya biraz sonra deginecegiz.

Okul bolgelerinin adlarinda yer alan bazi terimlerinde onemi var:

  • Unified School District: Elementary, middle ve high school’lari olan bolge.
  • Central School District: Butun bolgenin yonetimi bir tek yonetim tarafindan yapiliyor.
  • Free School District: Okula katilmak icin hicbir ucret odemek gerekmiyor. Bazilari ufak bir ucret aliyorlar.
  • Union School District: Birden fazla bolgenin birlesmesi ile olusmus okul bolgesi.
  • Joint School District: Birden fazla county'nin birlesmesinden olusmus okul bolgesi.
Okullarin nasil isletildigi yerel politakalarin en kritik noktalarindan biri. Okul isletmek sadece okullarda bitmiyor. Okul otobuslerinin isletilmesi, kampus guvenligi, kutuphaneler, cocuk parklari, okul cevresindeki trafigin duzenlenmesi, yesil alanlar gibi bircok faktor okullarin tercih edilmesinde etmen. Okullar iyi olunca ekonomik durumu daha iyi olanlar o bolgeye tasiniyor, daha yuksek vergi toplaniyor, ev fiyatlari artiyor, artan gelir duzeyi ile restoranlar, golf sahalari gibi daha cok is imkani aciliyor. Yani egitim ekonominin cok onemli bir parcasi haline geliyor.

Butun bunlar ne demek: Amerika’da cocugu okul cagina gelen aileler bu faktorleri gozden gecirip bir egitim stratejisi gelistirmek zorunda kalirlar. Cocugunuzun aldigi egitimin kalitesi otudugunuz semtin yonetimi ile cok yakindan ilgili olunca, cocugu okul cagina gelen insanlari genelde bir tasinma faliyeti kaplar. Hangi bolgenin okullarinin daha uygun oldugunu anlamak icin de okul performanslari raporlarina bakmak gereklidir.

Bu okul raporlari egitim bakanligi tarafindan yorum yapilmadan sadece data olarak her yil yayinlanmaktadir. Bu data islenmeden kamuya dagitildigi icin bazi sirketler bunu formatlayip, basitlestrip bazen ucret karsiliginda bazi web sitelerinde yayinlarlar. Bu sitelerden ucretsiz olanlara ornek www.greatschools.net ve http://www.localschooldirectory.com/ dir. Burada hemen onemli bir nokta belirtelim, eger en iyi okul bolgesi hangisi sorusuna basit bir yanit ariyorsaniz vazgecin. Bunun en onemli nedeni ise bu tip sorulara tek bir yanit oldugu bu kulturde zaten kabul goren bir tez olmamasi galiba. Bu da Amerikada bireysel yarginin (judgement) cok onemli kisisel bir hak kabul edilmesine ve subjektif yorum niteliginde olan fikirlerin evrensel gercekmis gibi sunulmasinin agresif bir tutum olarak gorulmesine dayaniyor. Tabii bir de boyle bir siralama yapip genis bir kitleye yayinladiginizda basiniza patlayabilecek yasal sorunlar da caydirici. Hele ozellikle basari kriterleri arasinda gelir, irk ve gocmen orani gibi etmenleri kullanmak, belirli guruplarin daha az zeki oldugunu kanitlamaya calistiginiz yonunde bazi suclamalari cekebilir ki, bu ulkede pek cok yayin ortami icin kabul edilebilir bir risk degil. Buna ragmen gene de bazi yayinlar arada sirada oluyor. Washington Post un bu konudaki fazla etliye sutluye dokunmayan bir raporunu yazinin sonunda verecegim.

Hal boyle olunca insanlarin onune megabytlarca data yigiliyor ve de top her zaman oldugu gibi tuketicinin ayagina atiliyor. Eger bu konuda zaten arastirmanizi yapmissaniz ve buna araba alirken harcadiginizdan daha fazla zaman ayirip daha fazla internet aramasi yapmissaniz durumunuz ortalaminin ustunde. Yapmamissaniz iste benim size onerilerim sunlar:

Birincisi on arastirmanizi yapin ve neyi niye istediginizi iyi belirleyin:

www.greatschools.net gibi yol gosterici bir siteleri once bir calisin temel bilginiz olsun. Asagidaki liste Weschecter county sindeki butun okul bolgelerini ve bunlarin yukarida bahsedilen sitedeki linkini veriyor:

1. Ardsley Ardsley Union Free School District
2. Armonk Byram Hills Central School District
3. Bedford Bedford Central School District
4. Briarcliff Manor Briarcliff Manor Union Free School District
5. Bronxville Bronxville Union Free School District
6. Chappaqua Chappaqua Central School District
7. Croton-on-Hudson Croton-Harmon Union Free School District
8. Dobbs Ferry Dobbs Ferry Union Free School District
9. Dobbs Ferry Greenburgh Eleven Union Free School District
10. Dobbs Ferry Greenburgh-North Castle Union Free School District
11. Eastchester Eastchester Union Free School District
12. Elmsford Elmsford Union Free School District
13. Harrison Harrison Central School District
14. Hartsdale Greenburgh Central School District
15. Hastings-on-Hudson Greenburgh-Graham Union Free School District
16. Hastings-on-Hudson Hastings-On-Hudson Union Free School District
17. Hawthorne Hawthorne-Cedar Knolls Union Free School District
18. Irvington Abbott Union Free School District
19. Irvington Irvington Union Free School District
20. Mamaroneck Mamaroneck Union Free School District
21. Mamaroneck Rye Neck Union Free School District
22. Montrose Hendrick Hudson Central School District
23. Mount Vernon Mount Vernon City School District
24. New Rochelle New Rochelle City School District
25. North Salem North Salem Central School District
26. Ossining Ossining Union Free School District
27. Peekskill Peekskill City School District
28. Pelham Pelham Union Free School District
29. Pleasantville Mount Pleasant-Cottage Union Free School District
30. Pleasantville Pleasantville Union Free School District
31. Port Chester Port Chester-Rye Union Free School District
32. Rye Rye City School District
33. Rye Brook Blind Brook-Rye Union Free School District
34. Scarsdale Edgemont Union Free School District
35. Scarsdale Scarsdale Union Free School District
36. Shrub Oak Lakeland Central School District
37. Sleepy Hollow Pocantico Hills Central School District
38. Sleepy Hollow and Tarrytown Union Free School District - Tarrytowns
39. Somers Somers Central School District
40. South Salem Katonah-Lewisboro Union Free School District
41. Thornwood Mount Pleasant Central School District
42. Tuckahoe Tuckahoe Union Free School District
43. Valhalla Mount Pleasant-Blythedale Union Free School District
44. Valhalla Valhalla Union Free School District
45. White Plains White Plains City School District
46. Yonkers Yonkers City School District
47. Yorktown Heights Yorktown Central School District

Ikincisi bolgenizi iyi taniyin:
Yasamak istediginiz County’leri ve bu County’lerin icindeki okul bolgelerini (school district) cikarin. Bu okul bolgelerinin hangi City, State, Town lari kapsadigini ve hangi Zip kodu alanlarini icerdigini bilmek ev ararken faydali olacaktir. Bu konudaki faydali linkler asagida verilmistir:
Bu sonuncu link cok faydali ama teknolojisi biraz geri oldugu icin yavas calisiyor. Once ilk sayfadaki Amerka haritasindan eyaletinizi tiklayin sonra zoomlamak istediginiz yere tekrar tekrar tiklayin. Sayfanin solundaki opsiyonlari dogru secmeniz lazim ki sonunda size tam olarak okul bolge sinirlarini, sehirleri, okul bolgesi adini ve okullarin yerini harita uzerinde gostersin. (Resimdeki ornege bakin)


Buyuk resim icin tiklayin


Ben bizim butun county'nin her okul bolgesini bu sekilde bastirip haritalari yan yana ekleyerek cok detayli bir county okul bolgesi haritasi yaptim ve su anda ev ararken cok ise yariyor. Ozellikle sinir bolgelerindeki evleri cogunlukla hangi okul bolgesine ait oldugunu ilanlarda soylemiyorlar veya ev brosurlerine yalnis bilgi basabiliyorlar.

Ucuncusu kullandiginiz bilginin tam ve dogru oldugundan emin olun:

Kullandiginiz bilginin, tam, dogru ve guncel olmasina dikkat edin. En iyisi datayi kaynagindan ham alip kendinizin analizini yapmaniz. Butun okul istatistikleri schoolmatters sitesinde veriliyor. Bu site Bill Gates Foundation tarafindan sponsor edilen ve Egitim Bakanligi ile ortak bir proje sonucu ulkedeki her okul bolgesi icin cok detayli istatistigi kamuya sunan bir site. Ben NY eyaleti verilerine baktim. Her bir okul bolgesi icin 900’e (dokuz yuz) yakin kriter var. Bunlar, analitics, community demographics, school environment, student performance gibi kategorilerde. Bu dosyayi Excel gibi bir yazilim kullanip biraz daha anlasilir bir hale getirmek gerekiyor. NY bolgesi bilgisini Excel’e import ettim. 600,000 satira yakin bir spreadsheet olusuyor. Dolayisiyla Excel 2007 yi kullanmaniz lazim. Ayrica yeni Excel in kosullu formatlama ozellikleri mukemmel ve cok ise yariyor. Bu verilerle biraz ugrasip, onlarca sort, filter, lookup, average, sum, pivot table uyguladiktan sonra asagidaki tabloyu olusturdum.



Buyuk resim icin tiklayin


Bu tabloda her satir Westchester County’sindeki her bir okul bolgesini, her kolon ise benim 900 kriter arasindan sectigim 18 kriteri gosteriyor. Sayilar insan gozune bir anlam ifade etmedigi icin datayi kolon bazinda renk ile kodlandirdim. Sonuc olarak kirmizilar iyi, maviler kotu sarilar ise eh-iste kalitesini gosteriyor. Ilginc olan sonuc o ki, bir bakis ile de anlasilabilecegi uzere yuksek skor alan bolgeler hemen hemen her kategoride yuksek, dusuk skor alan bolgeler hemen hemen her kategoride dusuk. Ilginc olan cok degisik kategorideki kriterler gene de bir korelasyon icerisinde.

Benim bu calismada kullandigim degerler sunlar:

  • RaMP Math Proficiency Total (%)
  • RaMP Reading Proficiency Total (%)
  • Postgrad Transition 4 Year College
  • State Test Read Grade 1 Total Proficiency (%)
  • State Test Math Grade 1 Total Proficiency (%)
  • State Test Read Grade 2 Total Proficiency (%)
  • State Test Math Grade 2 Total Proficiency (%)
  • State Test Read Grade 3 Total Proficiency (%)
  • State Test Math Grade 3 Total Proficiency (%)
  • State Test Read Grade 4 Total Proficiency (%)
  • State Test Math Grade 4 Total Proficiency (%)
  • State Test Read Grade 5 Total Proficiency (%)
  • State Test Math Grade 5 Total Proficiency (%)
  • State Test Read Grade 6 Total Proficiency (%)
  • State Test Math Grade 6 Total Proficiency (%)
  • State Test Read Grade 7 Total Proficiency (%)
  • State Test Math Grade 7 Total Proficiency (%)
  • State Test Read Grade 8 Total Proficiency (%)
  • State Test Math Grade 8 Total Proficiency (%)
  • Household Characteristics - Adults with at Least a Bachelors Degree (% of Adult Population)
  • Household Income Distribution - Household Income $150,000+ (% of Households)
  • Enrollment White (% of Total Enrollment)

Son olarak toplam agirlikli skor yaratip bunlari siraya dizince, kendi kriterlerimle bir okul bolgesi siralamasi elde etmis oldum. Westchester County’si icin yukardaki tablonun sonucu asagidaki siralamadir:


Buyuk resim icin tiklayin


Liste iyide bunu biraz daha gorsel hale getirmek icin Westchester in en iyi ilk 10 okul bolgesini harita uzerinde isaretledigimizde bunlarin 3 bolgede kumelestikleri goze carpiyor. Asagidaki haritada kirmizi cizgi NY eyaletinin Westchester County sinirlarini, siyah cizgi ise asagi yukari bu 3 bolgenin yerini gosteriyor.


Buyuk resim icin tiklayin


Bu konuda populer medyada ender otoriter kaynaklardan birisi de Washington Post un “100 best high schools in US” dir. Buradan ilgili makale okunabilir. Benim cikardigim Westchester listesinde alan okullardan ilk 5'ini Washington Post listesinde ulkenin ilk 100 okulu icinde yer almasi kullandigim teknigin en azindan yanlis olmadigini gosteriyor.

Bu tip bir ufak calismanin en onemli faydasi gereksiz okul bolgesi tartismalarina bir son vermesi oluyor. Kendiniz icin onemli olan kriterlerle listenizi supheye veya tereddute yer birakmayacak sekilde olusturunca artik ev arama prosesinde bir sonraki adimlari rahatlikla atabilirsiniz.

Artik tam olarak hangi bolgede ev almak istediginizi bildiginize gore, simdi aradiginiz evin diger ozelliklerini listeleyin, fiyat araligi, oda sayisi, tipi ve yasi gibi kosullari realtor.com gibi sitelere arama kosulu olarak girip kayit edin.

Zillow gibi alternatif sitelerden takip etmeyi de unutmayin. Buna birde RSS feed kullanarak abone olursaniz uygun evlerin listesi her gun onunuze gelecektir. Geriye hafta sonu sabahtan cep telefonu, GPS ve kahvenizi alip yola dusmek kaliyor.

Bir sonraki yazida New Jersey nin Bergen County okul bolgeleri analizi ve bu okullarin Westchester okullari ile karsilastirilmasini verecegim.


Burak

9 Ekim 2007 Salı

Kitap: Zor Secimler [Though Choices]

Aslinda bu kitabi dinleyeli epeyce oldu ama tam da bizim CEO'nun gonderilmesinin ardindan yazmak istedim.

Is dunyasindanki durusu itibariyle Carly Fiorina bana hep guclu, ne istedigini bilen ve guven veren bir izlenim verdiginden kendi anilarini derledigi kitabinin audio'sunu buyuk bir merakla dinledim.

Stanford Universitesi Business Bolumu mezunu. Ilk isine AT&T'de baslar. Kariyer basamaklarini emin ve tutarli adimlarla cikarken VP olarak calistigi 15 yillik sirketinden Lucent'a gecer. Is dunyasinda asil buyuk kariyerini 44 yasinda Hewlett Packard'e CEO olarak gecmesiyle yapar. 1999'da HP'ye hem CEO hem de yonetim kurulu (board) baskani olarak gelmistir. Cekismeli bir surec sonunda Compaq'la birlesmeyi basarabilmisse de, bu biraz da onun sonunu hazirlayan bir baslangic olur. Cunku Packard ailesi bu birlesmeye basindan beri karsi cikmis hatta mahkemelik bile olmuslardi. Compaq'la evlilik baslangicta sirkette kan kaybina sebep olur. Durumu toparlamak icin tensikatlar, bazi is birimlerinin kapatilmasi, reorg'larla sirketin performansini arttirmaya calissa da, yonetim kurulu 2005 subatinda Fiorina'yi gonderiyor.

Kitabin adiyla iliski kurmaya calistigim zor secimleri neydi pek anlamadim acikcasi. Is dunyasinda en cok eleman cikartirken zorlandigini ama bunun bir secim degil mecburiyetten kaynakladigini anlatmaya calisiyordu bazi kereler. Guvendigi bazi dostlarindan nasil kazik yedigini, kendi ozel hayatina iliskin yaptigi iki evliligi ve cocuk sahibi olamamasina karsin, 2. esinin kizlarini ve iliskilerini cok sade ve acik yureklilikle yazmis.

Erkek egemen is dunyasinda, kariyerinin baslarindayken musteriyle cikilacak aksam yemegine yoneticisi katilmasi konusunda isteksizlik gosteriyor. Fiorina buna itiraz edip illa katilmak icin kati bir tutum sergileyince peki diyor muduru ve adresi veriyor. Fiorina verilen adrese gidince karsisina bir strip club cikiyor ve musterilerle birlikte katiliyor yemege.

CEO olarak nasil mulakat yapildigi ilginc geldi bana. Sik seyahat ettiginden ve goz onunde bir executive oldugundan HP yonetim kurulunda adi gecen aday olarak havaalaninda basliyor gorusmeler. Sonuclandirilmasi ise bir havaalaninin hangarinda oluyor.

CEO'larin dunyasina isik tutmasi icin faydali. Kimbilir bizim ex-CEO da bir kitap yazar birkac yil sonra ve biz de ogreniriz tepede ne oyunlar oynandigini.

CEO'lari da Kovarlar

Uzun zamandir konusuluyordu aslinda. Once medyada, koltugu sallantida diye yazildi, cuma gunu disariya bilgi sizmis ki NY Times yazdi ve yazildigi gibi aynen dun bizim sirketin CEO'suna "bye bye" denildi. 2 yildir ustuste yanlis ustune yanlis yapip, Wall Street'e verilen sozler tutulamayinca stock fiyatlari bir turlu istenilen seviyeye gelemedi. Yeni urunler, yeni yatirimlar, operasyonel masraflar derken rakip sirketler milyonlari eklerken musteri hanesine, bizim sirket yuzbinlerde kaldi.

Kisa bir ozet geceyim sirket hakkinda:
N ile S 2007 agustosunda evlendiler. Ikisi de o zamana kadar kar eden telekom sirketleriydi. N 20bin calisani olan, S 65bin calisani olan bir devdi. Hemen ilk is; zarar eden, teknolojik olarak eski ve kullanilmayan/az kullanilan urunleri kaldirmak oldu. Hatta S'in landline olarak bilinen birimi ayri bir sirket olarak ana sirketten ayrildi. Iki sirket de ayri kulturlere, teknolojiye ve alt yapiya sahip oldugundan buyuk balik, kucuk baligi yemeye basladi. Cok iyi analiz edilmeden once N'i kapatmak istediler sonra baktilar hala kar eden bir yapiya sahip, tamam 2010'a kadar network'u acik tutalim dediler. Bay CEO Wall Street'e mavi boncuk dagitip guven kredisi almak icin elinden geleni yapsa da, network'e eklenen donemlik musteri sayisindaki dusus, finans verilerinin hic ic acici olmamasi ve network'lerdeki zayifet ile sirket istenen performansi yakalayamadi, dolayisiyla bunun sorumlusu da sirketin Chief Executive Officer'i oldu... Bay CEO'nun maasi artarken, o once yonetim kademesinden baslayarak gonullu ayrilma paketi sundu, olmadi 5000 kisiyi daha isten cikardi, biraz kemerleri siktirip operasyonel masraflari kesse de, sonunda Wall Street acimadi ve yonetim kurulunun ortak karari ile dun dugmeye basilip yeni bir CEO arayisina gecildi.

Dogrusu yeni gelenin isi zor ama belki de yeni bir CEO ile taze kan gelecektir sirkete. Bakalim atesten gomlegi kim giyecek merakla bekleniyor.

3 Ekim 2007 Çarşamba

Amerika'da Dogum Izni

Uzunca sayilacabilecek bir izin sonrasi pazartesi ise basladim. Sabah ofise dogru yururken hemen degisiklikler gozume carpti. Ofisboy'umuz gene degismis, yillanan flavia kahve makinasini atmislar yerine klasik filtre makinasi koymuslar, duvarlardaki ilanlar degismis ama icerigi hala ayni. Masama varana kadar bakiyorum ne var ne yok etrafta. Haftaya grip asisi yapilacakmis, kolestrol, kan degerlerini olcen testler de yapilacakmis, zayiflamak isteyenler icin bir yarisma baslatmislar, eylulden kalma dondurma partisi ilani var, kalkmamis henuz. Velhasil Outlook'u baslatmadan duvar ilanlariyla kolacan ettim durumu sayilir.


Ozellikle TR'den dostlar arkadaslar soruyorlar , dogum izni ne kadar, sut iznin var mi diye. Calisan yeni annelerin dunyasini aydinlatabilmek icin yaziyorum bu post'u.

Eleman sayisinin 50'den oldugu sirketlerde size FMLA (Family and Medical Leave Act) kanunu adi altinda 12 haftalik ucretsiz izin verilir. Bunun ilk 6 haftasi (bazi) sirketlerden tarafindan kismen veya tamamen STD (Short Term Disability=Kisa Donem Sakatlanma) adi altinda ucretlidir ama buna hak kazanmak icin o is yerinde en az 1 yildir calisiyor olmaniz gerekir. Kisa zaman once bizim ofiste 11 aydir calisan arkadasimiz dogum yapinca, bu 6 haftalik odemeden yararlanamadi. Sigorta kurallari geregi 6 haftadan once ise donmek de mumkun degil. Kalan 6 haftayi isterseniz ucretsiz, isterseniz yillik izninizden ucretli kullanabilirsiniz. Ya da 12 hafta + yillik izin seklinde bir surede de ayri olabilirsiniz isyerinden.

Sut iznine gelince. Yer gok, "aman cocugunuzu en az 6 ay emzirin, ideali 1 yildir", "en iyi sut anne sutudur" nameleriyle inlese de, milyon dolarlik formul sut pazari durumu belirlemis aslinda. Sut izni diye resmi bir izin yok. Zaten eve gidecek vaktin de yok gun icinde. Ve cogu Amerikali anne de cocugunu formul sutle buyutmeyi tercih ediyor dolayisiyla. Illa israr eder de isyerinde pompayla sut cekecegim derseniz, HR'in insafina kalmissinizdir. Cunku cogu sirkette lactation room denilen sut pompalama ya da biraz privacy saglayacak yerler de yok maalesef.

Peki ucretsiz izin alinabilir mi TR'deki gibi diye soruyorlar. Sirketine bagli olmak uzere evet ama suresine bagli demek daha dogru. Cunku diyelim 12 hafta dogum izni aldiniz, ustune 4 hafta yillik izninizden kullandiniz ve yuzsuzluk edip 6 ay da ucretsiz izin isterseniz dondugunuzde masanizda baskasini bulmaniz cok olasi. Buradaki 12 haftalik FMLA size, dondugunuzde isinizi garanti eder. Dogumdan once ya da hemen bebek dogdugunda da baslatilabilir, calisana/isyerine bagli. Tabii bazi sirketlerin kendine ozel uygulamalari var. Working Mother dergisi yilda bir kez anneler icin calisma sartlari en iyi 100 sirketi yayinliyor. Oradan gordugum kadariyla 28 haftaya kadar dogum izni uzayan sirketler de var. Cetin Altan'in deyisiyle enseyi cok da karartmamak lazim.

Iste boyle. Norvec'ten bir arkadasim yazmis burada anneler cocuk dogduktan sonra 1 yil ucretli izin aliyorlar diye. Isvec'te 18 aya kadarmis bu sure. Hadi onlar sosyal haklari en gelismis ulkeler. Su kuzeyimizdeki Kanada'da bile bu sure esler arasinda 10 hafta ila 35 hafta arasinda paylasilabiliyormus.

Su linke bakiyorum da ulkelerdeki durum nedir diye. Mesela Papau Yeni Gine'de sadece 6 haftalik ucretsiz izin varmis dogum izni olarak. Beterin beteri de var ne diyelim :)

Gene bir derginin yazisindan umitlenip dogum iznini nasil uzatirim diye dusunurken workoptions.com diye bir web sayfasini buldum. Sanki cok opsiyon varmis gibi gorunse de -evden calisma, part time, esnek calisma saatleri, elemanlar arasi is bolusumu, gunluk calisma saatlerini arttirip 1,1.5 gunu izin alma gibi- matematik ve sirket kurallari ortada, fazla secenek de yok. Gene de ilgili yaziya bakilmasi tavsiye edilir.

2 Ekim 2007 Salı

Rotavirus Icin Asi

2 yil once bir anne-cocuk dergisinde mide virusune asi gelistirildigiyle ilgili bir yazi gordugumde cok sevinmistim. Biz mide virusunden cok cektigimiz icin, simdi artik buyuge faydasi olmasa da, 2 numara faydalanabilecek.

Rotavirus'u icin gelistirilmis asi, bebeklere 2. 4. ve 6. ayda 3 dozda olmak uzere agizdan veriliyor. Ilk dozu gecen ay aldi kucuk hanim. Doktorumuz yan etkisinin cok az oldugunu, klinik bulgularda ilk iki gun %1 oranda ishale sebep olabilecegini soyledi.

Daha detayli bilgi burada.

9 Eylül 2007 Pazar

Yaz Biterken Vucutlar Sergisi

Ta dibimize kadar gelen bu sergiyi kacirmak olmazdi. Viyana'da baska bir versiyonunu gezmistik ve bunu da mutlaka gormek istiyordum. Serginin adi The Bodies, Vucutlar. Gercek insan vucutlarini ozel bir prosesten gecirerek kaslari, sinir sistemini, dolasim, ureme, beyini, kalbi, bobrekleri, akcigerleri kisacasi vucutta olan tum organlari sergilemisler.

Gezerken insan urperiyor zaman zaman. Cunku sergide kullanilan tum vucutlar gercek insan vucudu. Zaman zaman egilip, dokunma duygusuyla yakindan bakiyorum kaslara, kemiklere, sinirlere, tabii dokunamiyorum, yasak cunku... Gercekten muthis, olaganustu ogretici. Vucudumuzu tanimak adina kesinlikle gezilmesi gereken bir sergi. Sigara icilen ve icilmeyen akcigerler yanyana, kanserli meme, sismis prostat nasil olur diye hastaliklara da ait pek cok organ var sergide. Ve bence en ilginc bolumu de -iceriye girerken kapiya konulan minik bir uyariyla- kurete edilmis fetuslarin oldugu kisimdi. 5 haftalik, 10 haftalik (organlar tam olusuyormus) ve sonra ilerleyen haftalardaki fetuslarin goruntusu olaganustuydu. Siyam ikizleri, organlari disarda olan bir bebek gibi goruntuler insani irkiltse de gezilmeye deger.

Odalari gezerken insan vucuduna iliskin ilginc gercekleri de duvarlara asmislar.
  • Vucuttaki tum damarlar ucuca eklenirse dunyanin cevresini 2.5 kat cevreleyecek mesafedeymis.
  • Akcigerler su uzerinde yuzebilen tek organmis.
  • 1 inch karelik dokuda ortalama 32 milyon bakteri varmis.

Amerika'daki dostlar, buraya bir bakin sehrinizdeyse mutlaka gezin derim. NY'dakiler ise sergiden once ya da sonra Seaport'taki pier'de 2. katta yeni acilan Turkish Kitchen'dan yemek getiren bufeye ugramayi ihmal etmeyin derim.

4 Eylül 2007 Salı

Yaz Biterken Aerosmith


Hadi dedik dun bir NYC gezmesi yapalim yaz biterken. Yuruduk, 5. caddenin kokusunu aldik, Lindt'ten cukulata nefsimizi korelttik, pizzalarimizi yedik ve Central Park'ta dinlenirken, bir adam hemen 2 metre otemizde, bizim sirketin telefonundan walkie-talkie'yle konusuyor. Ayni dergilerde ya da televizyondaki gibi. Rofleli saclari, sisirilmis dudaklariyla tam karsimda. Babama diyorum bu Aerosmith'in solisti Steven Tyler. Cantama uzanip kamerami cikarana kadar basina hayranlari ususup birlikte fotograf cektiriyorlar. SLR'i almadigima yanip, bu puslu pozlar kaliyor elimde.

Eh burasi New York sehri, kime ne zaman rastlayacagimiz belli olmuyor.

7 Ağustos 2007 Salı

Yaz Gecerken


Disarida sadece klimanin ve kuslarin sesi duyuluyor. Oysa okullar tatil, tum cocuklar yaz okuluna gidiyor degil ya burada da. Ara sira gelip giden araba sesinden baska cigil cigil bir sessizlik hakim. Aksam olunca -benim cocuklugumda Canakkale'den alistigim uzere- mahalle aralarinda yapilan ne sunnet dugunu, ne kina gecesi tingirtilari var. Bu siralar dugun zamani diyor annem. Sayiyor kimlerin dugunu varmis. Baska kucuk sehirlerde de durum boyle mi merak ediyorum. Karabasan gibi uzerime cokerdi bitmek bilmeyen davul sesleri ortaokul, lise yazlarinda. Gece 12-1 ve hala dumduma dum dum dum dum dum diye baskalarina aldirmaksizin devam eden tantana. Sonra sabah olur, sicak erkenden bastirir ve biz Guzelyali'nin yolunu tutardik saat 2 otobusuyle.

Simdi ben buralarin sessizligini dinlerken cocukluk anilarimla, icerden gelen bebek sesiyle kosuyorum, beslenme saati gelmis minik kusumun. Yuzune bakarken Erin'in "iste diyorum o da cocuklugunu boyle sessizlik dolu, yemyesil hatirlayacak herhalde".

Yaz gecerken anliyorum ki; deniz tatilsiz, Egesiz, Akdenizsiz, yuzunde biriken tuzsuz, izgarada yenen baliksiz, Efessiz, mahalle aralarindaki dugunsuz, davulsuz, dostlarla bulusulan yenilen icilen mezesiz, kokorecsiz, Kadikoysuz, TV'lerdeki magazin programsiz, kunefesiz, peynir tatlisiz, acibadem kurabiyesiz, miss kokulu domatessiz, seftalisiz bir yaz, yaz degilmis.

Cocukluk gokyuzu gibi iste, nereye gidersen git, seni kucakliyor.