10 Temmuz 2006 Pazartesi

iDigitize - Sayisal Yasam

Apple'in urunlerini andirsa da baslik, gecen hafta bir egitim aldim, ordan geliyor. Iki sirket birleseli beri konsolide edilen prosedurler, programlar ve bunlarin hayatimizi nasil kolaylastiracagi yolunda digital dunyaya ait minik bir online kurstu benimki.

Once kurslardan baslayayim. Sirketler artik cok ehem olmadikca elemanlarini baska sehre ucurtup otel, gunluk harcama gibi gider yapmak yerine, ofisinden ayrilmadan egitim aldirmayi hedefliyor. Bize 40 saat zorunlu egitim koyuyorlar her yil. Bu 1 haftaya denk ve mumkunse online, degilse isyerine gelen egitimcilerden o da olmadiysa gereken yerden (cogu zaman Motorola kampusunde) egitim almak zorunlu oluyor.

Toplanti yapacaksaniz, net meeting'i kullanin diyor iDigitize egitimi. Zaten ulke capina yayilmis sirketlerde, yillardir sesine asina olduklarimizla basta konferans toplanti olmak uzere konusup duruyoruz telefonda. Fax gonderilecekse ozel fax programi var, elektronik dokumani ilistirip enter'a basmak kafi. Seyahatler icin oncelikle sirketin calistigi seyahat acentasinin web sayfasini kullanin, ucus, otel, araba rezervasyonlarinizi ordan yapin, olmazsa seyahat sirketini arayin diyorlar. Donunce gider raporlarinizi online girin, su adrese emailleyiverin diyorlar.

Gunluk yasamda mektuplar oldu e-posta, para oldu plastik kart, yastik altinda duran mangirlar, bir yerlerdeki bankada, uzerinde parmak izi olacak diye sakindigimiz fotograflar web albumlerinde yeri aldi bile. Dogum gunlerinde e-kart atip, bayramlarda karsiligini bekler olduk SMS'le ya da e-postayla. Eskiden sevgili gunluk diye basladigimiz yazilar girdi bloglara. Cep telefonuyla mesajlasip, istedigimiz anda bir ses verip, bilgisayarin tepesindeki kamerayla da bak iste karsindayim diyoruz. Ucak biletlerimizi, otellerimizi internetten ayirip, hatta ucakta nereye oturacagimizi, hangi menuyu isteyebilecegimizi bile secebiliyoruz. Bir de yanimiza kimin oturacagini gorsek ne iyi olurdu ya :)

Alisverislerimizi online yapip, kitaplarimizi, muziklerimizi minik aletlerde dinliyoruz. Adres defterlerimiz PDA'lerde, yol haritalarimiz GPS'te. Evdeki telesekretere gelen mesajlar emaile donusturulup dinleniyor, istenirse kim, ne zaman aramis, log'lardan gormek mumkun. Is yerlerine elektronik kartla girilip, bilgisayarlarda kim hangi siteyi surflemis, buna mutakabil ne kadar is yapmis, patronun onunde. Sonracigima TV'ye baglanan ve adina TiVo denilen hard diskler sayesinde, programlari kaydetmek, mutfakta pisen yemege bakip gelene kadar pause etmek, hatta gelen reklam sinyalini alip, o arada bir iki telefon konusmasi yapmak bile mumkun. Bunlar artik o kadar standartlasti ki, gunumuz bilgisayar karsisinda ekrana bakmakla gecince her tik tik, klik klik oluyor karpal tunel, boyun fitigi ya da klavye sendromu.

2 yil once bir proje sirasinda yan grubun muduru geldi bana ve "Jessica'nin bu sabah ne zaman sisteme girdigini soyler misin" dedi. Projenin buyuklugunden ve bitirilmesi gereken kisitli zamandan dolayi vardiyali calisiyordu teknisyenler. Baktim Jess 2:00AM siralarinda girmis, sabah 6:00AM'de cikmis. Halbuki aralarindaki anlasma, aksam 10'da baslayip sabaha kadar calismak seklindeymis. Sonradan ogrendigimize gore, Jess o gun evinde parti verdiginden ayilamamis olsa gerek, isi de savsamis ve baska ustuste gelen olaylar neticesinde isten ilisigi kesilmisti. Bunu neden yaziyorum. Cunku sayisal cagda ardimizda biraktigimiz ayakizlerinden, bir de bizi izleyen abilerimiz, ablalarimiz var unutmayalim. Diyorlar ya big brother is watching you diye...

Yeniligin, uretmenin, teknolojinin sonu yok. Simdi bu egitimin ustune bahsedilen yeni link'i kullanip iCliq'den haftaya gidecegim DC gezisini ayarlamam lazim. Yoksa diyecekler bu egitimin ustune "sen hala dijitallestiremediklerimizden misin?"

4 yorum:

Adsız dedi ki...

Sevgili Figen,

dunya ivmeli bir sekilde acik acik 3-5 merkezden yonetilmeye yol aliyor. tek merkezlilik simdilik pek yakin gozukmuyor. anlattiklarin bunlarin habercisi. hali hazirda bunu yari acik yari kapali yapiyorlar zaten. pek yakinda gizli sakli kalmayacak. hatta belki devletlerin yerini de acik acik sirketler alacak. isin ilginc tarafi tek dunya devleti ya da devletsiz dunya utopyasina tam karsi kutbun varacak olmasi.

Adsız dedi ki...

Sevgili Figen,

"birakiniz yapsinlar" : 1800-lerden bu yana sizin oralari bugunlere getiren lokomotif sloganlardan birisi. oralardaki hayalgucu zenginliginin nedenlerinden biri de bu olsa gerek. hayalgucu her turlu uretimi korukluyor. bilim kurgu eserlerinin hem hayalgucunun hem de urunlerinin yansimasi oldugunu, homo sapiens-i baslarina geleceklere hazirlama oyununun bir parcasi oldugunu dusunurum. 3-5 merkezli dunyada diller de 3-5-e inecek. diller onden gidiyor belki de. ortalama bir amerikali dunyanin gerisinden habersizken, neredeyse dunyanin obur ucundaki cobanlar, amerikan baskanlarinin oval ovis maceralarina kadar biliyor. ortalama bir amerikali, ingilizce kelimelerle konusuyor. dunyanin gerisi dillerini ingilizcelestirmeyi tercih ediyor. sinirlar kalkar ve dolasim ozgurlugu olursa, boyle bir dunya simdikinden daha cazip gozukuyor. fakat 3-5 merkezlilikten, sirketler dunyasindan daha sonra olacagini dusundugum bir asama var ki hic sevimli goukmuyor : robotlar dunyasi, yari-robot-yari-insanlar dunyasi, ve kopyalanmis-suni-uretilmis insanlar dunyasi. cunku bu son asamada siradan insanlarin hayatinin degerinin cok daha ucuzlamasi riski oldukca yuksek. sarkidaki gibi : kelle fiyatina hurriyet, esirlik bedava.... silahlar ne yazik ki hep varolacak muhtemelen. sirketler dunyasinda, microsoft hv kuv. nukleer uzaygemileri , oracle dz kuv. nukleer d.altilari, exxon uzay kuv. laser uydulari, phillips sav. gucleri uzuun menz.nukleer sistemleri felan duyacak miyiz acaba. microsoft-un hedefinde chinasoft, shell-in hedefinde rusoil, felan. sistemleri tetikleyecek sifre cantalari ceo-larda.... yoksa sirketlerin hacker force-lari mi daha etkin olacak ? processor uretenler, operating system, comm protocol, crypto system uretenler, daha mi sansli olur acaba ?
-----------------------------
birileri bizi gozetliyor sahiden Figen :-)), hatta bir coklari :-)).
su laf cok meshurdur : paranoyak olmaniz, takip edilmediginiz anlamina gelmez :-)) !

Yildiz dedi ki...

Yahu bu digital hayatin insanlıkla hiç alakası yok... Ben doğal yaşamla daha uyumlu bir proje geliştireceğim iş hayatımın geri kalanı için.

Sevgiler,
Yildiz on the way of London

Adsız dedi ki...

homo sapiens-in tarihinin ozeti iktidar oyunu. degisen tek sey teknoloji. teknoloji bu oyunu giderek vahsilestiriyor. tufek icat oldu mertlik bozuldu, diye bosuna dememisler. guney amerika ilk gelen ispanyollardan sadece 12 kisilik tufekli bir gurup, 1 milyon nufuslu dunyanin en kalabalik sehrini ele geciriyor. sehri talan ediyor, ve o kavmin yok olmasina neden oluyor (inka ya da maya-larin bir kolu sanirim)
eskiden rakiplerini tek tek bogusuk kilictan gecirirken, uzaktan ok atmaya baslamis, baruttu, gulleydi, mermiydi, derken, artik bir bombayla milyonlari molekullerine ayirabiliyorlar, kurtulanlarin gelecekteki butun soylarini ise izdirapli yasamlar bekliyor. bunu yapabilme hakki da herkeste olmamali, sadece o 3-5 merkezde olmali kavgasi var bir yandan. Foucoult-nun da, modernlik geldi mertlik bozuldu, gibi deyisleri var; eskiden, birilerinin herkesin gozu onunde ipte sallandirilmasini, kellesinin ucurulmasini kimisi vahsi bulur; sonradan jail-ler turedi, artik o 4 duvarin arkasinda neler oldugunu kimse bilmiyor, der.
bir kac yy once homo sapiens-lerden bikanlarin kacip kendi baslarina yasayabilecekleri yerler vardi dunyada. artik yok oyle bir sey. dunyanin dibine bile birileri el koymus durumda. yasamak icin illa birilerine haracini vereceksin. binlerce km2 araziler, birileri yatmis uzerine, cogu kusaklar oncekilerin yatislarindan armagan. gucun yetmedikce, nerden senin oluyormus, diyemezsin. ellerine dustun mu kurtulamazsin, birileri digerleri icin calisacak ki, o digerleri rahat edebilsin. eskiden komsu derebeyleri, tebalari huysuzlaninca aralarinda anlasip uyduruk savaslar cikartir, tebalarini birbirlerine kirdirirlar, sonra da, kiymetimi iyi bilin, yoksa baskalari sizi daha fena ham yapar, dermis. gunumuzde de degisen bir sey yok aslinda. guclu bir guruba uye olup itaat etmeyenlerin isi zor. guruplarin kaymaginiysa elebaslari yiyor. yani, ruhunu satmayanlarin isi zor, ya dogrudan seytana ya da seytanin homo sapiens kilikli temsilcilerine. faust olacan illa ki. ne kadar yirtinsa da, homo sapiens hala pamuk ipligiyle bagli yasama, cogu icinse pamuk ipliginden de zayif baglar, hatta makaslarini saklatarak dolasan manyaklarin tehdidi altinda. viruslerle bakterilerle, doganin diger surprizleriyle icice sagligi koruyabilmek bir mucizeyken, bir de diger homo sapiens-lerden korunmak gerekiyor.
sultan suleyman-a bile kalmamis bu dunya. ustelik zehirlemislerdi diye hatirliyorum. biletin erken kesilmemesi icin amerikan bsk olmak bile yetmeyebiliyor cagimizda. bunlari bilmek, gormek de cozmeye yetmiyor cogu zaman.
manhattan procesinde basi cekenlerden bazilarinin sonradan pisman olduklarini hatirliyorum. nobel, biraktigi odullerle dinamitin (kardesi de deneylerden birinde gidiyordu sanirim) ozrunu diliyor belki de, finansmaninin cogu hala silah sirketlerindeki hisselerinden saglansa da.
sarkidaki gibi : iste geldik gidiyoruz, bilinmez bir diyara,
onceden karpuz idik, simdi donduk biz hiyara :-)....