1 Haziran 2006 Perşembe

Not Made in China

8 tane tenis kortu var benim gittigim okulun bahcesinde. Gecen yil da dikkatimi cekiyordu, bu yil da ayni durum. Abartisiz, 8 kortun 5'inde Cinliler oynuyor. Cocuklarina ders veren, ders aldirandan tutun da, pek cok yas grubunda tenis oynayan Cinliler. Arada bir Hintli goruyorum nadiren, kalan kortlarda beyaz Amerikalilar var. Thomas Friedman'in "The World is Flat" (Dunya Duz) kitabini bitireli epey bir oldu. Hafta sonu gene Tony'le basladik tenise. Ders dedigim de hem felfese, hem tenis. Kendisi dis gorunus olarak kirma zenci desem dogru bir tanimlama olur mu. Ara ara beyazlarin yaptigi ayrimciligi konusuyor benim bu ulkede gocmen olmamin rahatligindan. 60 yaslarinda ama topluma birseyler vermeye gonul vermis biri. Oyundan sonra, cantasindan bir dosya cikardi ve bu yaziyi oku ne dusuneceksin dedi. Makale NY Times'in 9/16/05 tarihli Thomas Friedman'a ait kosesinden. Singapur'daki cocuklarin matematikte nasil basarili oldugunu yaziyor.

Gecen yil Zeynep Gogus yazmisti kosesinde 60 milyon Cinlinin piyano caldigini -nerdeyse TR nufusune esit. Dunya Duz kitabinda carpici istatistikler var. Amerika'nin bilim, teknoloji ve yuksek ogretim basta olmak uzere ustunlugunu kaybetmeye basladigini, Cin'in ve Hindistan'in butun buyuk corporate sirketlerin (Microsoft, Cisco, Sun, HP Dell vs.) arastirma merkezleri icin nasil cazip hale geldiginden, master sonrasi secme sinavla Microsoft'a alinan kisilerin 2 yillik arastirma sonunda doktora denkligi kazandiklarindan bahsediyor uzun uzun.

Buraya gelen herkesin dikkatini cekiyor. Amerika'dayiz ve Amerika'da uretilmis urun yok diye. Artik hemen hemen hersey ama hersey Cinde yapiliyor. TR'de de durum ayni, Avrupa pazarinda da. "Made in China" olmayan birsey var mi?

Malum Amerika'da musteri hizmetleri cok onemli. Malin ya da servisin memnuniyetinin garatisini saglamak olmadik taklalar atiyorlar musterilere. Herhangi bir konuda telefonla yardim istediginizde aksanindan Hindistan'la konustugumuzu anliyoruz artik. Buradaki hemen her sirket bu servisi uzak doguya off-shore etmis durumda. Henuz %100 memnuniyeti saglayacak asamada degiller ama oraya da gelecek sira, hizla ogreniyorlar cunku.

Egitimle ilgili istatistiklere kulak verdigimde de bu ulkede bile basari orani uzak dogululardan baslayip, beyaz Amerikalilar diye gidiyor. Zenci ve hispanik gruplar oldukca alt seviyede hala.

Onumuzdeki 10-15 yil sonrasina Asya-dominant baska bir dunya olusuyor gibi. Iste tum bunlari dusunurken acaba cocuklarimiza Mandarin, Ispanyolca, Portekizce de mi ogretmeli diye aklimdan geciriyorum. Uc dil diyor Bedri Rahmi siirinde, pek de dogru diyor.

ÜÇ DİL
En azindan üç dil bileceksin
En azindan üç dilde
Ana avrat dümdüz gideceksin
En azindan üç dil bileceksin
En azindan üç dilde düsünüp rüya göreceksin
En azindan üç dil
Birisi ana dilin
Elin ayagin kadar senin
Ana sütü gibi tatli
Ana sütü gibi bedava
Ninniler, masallar, küfürler de caba
Ötekiler yedi kat yabanci
Her kelime arslan agzinda
Her kelimeyi bir bir disinle tirnaginla
Kök sökercesine söküp çikartacaksin
Her kelimede bir tugla boyu yükselecek
Her kelimede bir kat daha artacaksin

En azindan üç dil bileceksin
En azindan üç dilde
Canimin içi demesini
Kirmizi gülün ali var demesini
Nerden ince ise ordan kopsun demesini
Atin ölümü arpadan olsun demesini
Keçiyi yardan uçuran bir tutam ottur demesini
Insanin insani sömürmesi
Rezilligin dik alasi demesini
Ne demesi be
Gümbür gümbür, gümbür demesini becereceksin

En azindan üç dil bileceksin
En azindan üç dilde
Ana avrat dümdüz gideceksin
En azindan üç dil
Çünkü sen ne tarih ne cografya
Ne su ne busun
Oglum Mernus
Sen otobüsü kaçirmis bir milletin çocugusun

5 yorum:

Adsız dedi ki...

Sevgili Figen,

cocuklugumuzda, sehirde dolasan faytonlarin arkasina bazi kopillerin
asildiklarini gorurduk.
kimi zaman cevredekiler, hatta kendi arkadaslari faytoncuya seslenirdi : "arkaya kamciiii !!".
Hemen ardindan shirrrrak diye arkada shaklayan kamci sesi gelirdi.
Ve kacisan kopiller.
Siirdeki "otobusu kaciran millet"
lafi bana bunu hatirlatti.
O otobus oyle bir kacmis, kacirtilmis ki, arkasina asilmaya bile izin yok.
Arayi da ivmelenerek aciyor.
Bitmeyen, degismeyen acikli bir hikaye bu.
------------------------
O tenisci filozof amcaya, dunyanin baska yerlerinde, beyazlar diger beyazlara da ayrimcilik yapiyormus,
isin icinden cikmak daha zor oluyormus, de.
Kendini buyuk sanan baliklarin, kucuk gordukleri baliklari yutmak zorunda olduklari takintisiyla ilgiliymis, de.
--------------------------
Hindistan-a kaydirilmis call center-larda us-ten canli hava durumu yayini yapildigini,
us-ten cevap veriyorlarmis izlenimi vermeye calistiklarini duymustum.
Hintlilerin gramerleri duzgun olmakla birlikte anlasilmasi guc ve kendilerine ozgu bir aksanlari var.
Onu nasil caktirmiyorlar bilemiyorum.
----------------------------
Uretimin Asya-ya kaydirilmasi, kuresel kapitalizm oyununun bir parcasi. Cin yapisi nedeniyle digerlerinden daha ilginc bir vaka.
Dunyanin ~1/5 nufusu orada (~ bir o kadari da Hindistan-da).
"Made in China"nin her yerde karsimiza cikmasi icin o nufusun cogunun cok agir bedel odediklerini duyuyoruz. Bu bedele karsilik genel durumlari yavasca duzeliyormus.
Durumlari duzeldikce, uretim merkezi olma cazibesini kaybedecegi bekleniyor. O zaman uretim merkezleri sanirim Afrika-ya kaydirilacak. Senin ufaklik buyudugunde, belki de Zuluca, Ugandaca felan daha cazip olacak :-). SSCB dagilinca, batan geminin mallari gibi, bir ara dogu bloku mallari revactaydi. Onlar Cin-in yaptigini yapamadilar, bir kac yil sonra urunlerinin yayilmasi durdu ve geriledi.
-------------------------
ABD, gocmenler ulkesi. Asil cikisini ise WW2 oncesi ve sonrasinda yakaliyor. Diger gelismis ulkelerden farkli olarak, ABD dunyadaki yetismis elemanlari toplama ve kendine calistirma isini cok iyi beceriyor. Bu, bugunku durumunun baslica lokomotiflerinden.
Ozellikle birkac kusaktir orali olanlarin, uzun, agir egitimler yerine, kestirmeden bir an once oradaki yasamin nimetlerinden faydalanmayi tercih ettiklerini duyuyoruz. Para kazanmak icin high-tech ameleligi pek tercih etmediklerini duyuyoruz. Bunu dunyanin dort yaninda kuyruga dizilmis, ustelik bunu buyuk bir nimet olarak goren taliplilerine birakmayi tercih ediyorlarmis.
ABD, onceden bunlari ABD-ye getirip calistiriyordu. Dunyanin kosullari da bunu gerektiriyordu. Artik kuresellesme ruzgarlari esiyor. Dunya kosullarini daha bir kendilerine gore degistiriyorlar.
Bu sayede, artik islerini dunyanin kendilerine en cazip yerlerinde kurabiliyorlar. Degismeyen bir tek sey var, ipler hala onlarin elinde. Bu da artik pek kolay degisebilecekmis gibi gozukmuyor.
Bu guclerinden emin olduklari, kendilerini calismak isteyenlerin kuyruklari eksik olmadigi surece, nere dogumlularin daha bilgili, becerili, egitimli olduguna cok fazla takacaklarini sanmiyorum.
--------------------------
Burada 5 adet ucak fabrikasi kapatilmis; baskalari biz size maliyetinden ucuza veririz demis.
60-larda 1 adet yerli uretim araba fiyaskomuz var ki, gercek hikayesini anlatana denk gelmedim hic.
80-lerde 1 adet acilip calistirilmayan chip uretme tesisi hikayemiz var.
Var da var. Boyle olunca da burada ABD'de calisma, yasama taliplilerinin kuyruklari eksik olmuyor, dunya siralamalarini zorluyor.
-------------------------
Devletler doguyor, buyuyor, batiyor. Bizden oncekiler tarihteki en buyuklerden birisi olmuslar, 3 kitaya yayilmislar. Cuvallamislar ve aniden isler tersine donuvermis.
Son cuvallamalarindan once yine sanslarini zorlamislar, beceremeyince daha fena batmislar.
Onca cuvallamadan sonra, hala ayni tas ayni hamam buralarda.
---------------------------
80-lerin sonlarinda bir kac gun rehberlik ettigim 50-li yaslardaki
2 yugoslav isadami, bol bol ulkelerindeki refahi methetmisler ve burayla dalga gecmislerdi. Dagilmaya baslagi gunden beri Yugoslavya dendiginde o 2si gelir aklima hep.
---------------------------
ABD bir gun batar mi ?
Insan etkisiyle pek olabilir gibi gozukmuyor bana.
Insan disi etkilerle oyle bir sey olursa da, kabak sanirim yine baskalarinin, bizlerin basina patlar, en fazla ABD-nin cografi konumu degisir gibime geliyor.
----------------------------
2-3 cumle yazayim diye basladim,
uzadi biraz.
Daha da uzatmayayim.

Selamlar.


Tansu.

FB dedi ki...

Ilahi Tansu, dokturmussun, ne diyorum ben sana ezelden beri; ac su blogunu da dok etegindeki taslari. Arayi uzatma.
Sevgiler
Figen

arzubrumendi dedi ki...

Sevgili Figen,
Yıldız'ın blogundan öğrendiğime göre Datça civarlarında olacakmışsın. Bendenizde 16'sı ile 222si gibi oralardayım. Kim bilir belki karşılaşırız...:-)
Üç lisan bilmek, üç insan olmak. Ne güzel düşünülmüşde söylenmiş.
oysa bugünlerde bir lisan bir insanı bile bulmak okadar zorlaştı ki:-(

FB dedi ki...

Arzucum, Datca'da olacagiz da eylul ayinda :( belki sen oraya 2. bir sortie yapar misin, ya da Ist'da gorusuruz olmadi eylul sonuna dogru ya da NY'a gelin ne zaman uygun olursa.

ycurl dedi ki...

Sevgili Figen,
Gozlemlerine ve yazdiklarina katiliyorum. Ozellikle teknik alanda islerin cogu Hindistan'a ya da Cin'e gidiyor. Hatta P&G, Bayer gibi firmalarin is ilanlarinda Cin'deki arastirma lablari ya da uretim bolumleri icin Cince bilen muhendisler araniyor. Sanirim Ispanyolca ve Cince (Mandarin) gerekli bir dil olacak cok yakin zamanda.