Kafeterya da Van Gogh da 2. katta. Bir de time ticket almak gerekiyormus saat kacta katilacaksan ona gore gruplamislar insanlari. Benimki 2:30'da, tamam diyorum vaktim var, kafeteryada siraya giriyorum, zira oldukca kalabalik. Ya menu cok istah acici ya da benim karnim cok ac. Ama diyebilirim ki MoMA'nin yemekleri gercekten gurme lezzetinde. Yemek ustune kahve de iyi gider deyip sonra sergiyi geziyorum.
26 Kasım 2008 Çarşamba
Me Time in MoMA
Kafeterya da Van Gogh da 2. katta. Bir de time ticket almak gerekiyormus saat kacta katilacaksan ona gore gruplamislar insanlari. Benimki 2:30'da, tamam diyorum vaktim var, kafeteryada siraya giriyorum, zira oldukca kalabalik. Ya menu cok istah acici ya da benim karnim cok ac. Ama diyebilirim ki MoMA'nin yemekleri gercekten gurme lezzetinde. Yemek ustune kahve de iyi gider deyip sonra sergiyi geziyorum.
25 Kasım 2008 Salı
Cantamdakiler

Bende ne mi var:
Cuzdan. Vazgecilmez kirmizi cuzdanim.
iPod, olmazsa olmaz.
Cep telefonum.
Bir tutam dolusu anahtar, ev, is, araba, ofisteki dolabimin, posta kutusunun...
Kucuk not defterim, hatta ikiciyi de tasiyorum artik.
Bir zarf ve icinde kendimce onemli olabilecegini dusundugum seyler. Eh burasi biraz sir olsun artik :)
Ilac kutusu. Migren icin yanimda hep 2-3 adet ilac tasiyorum.
Kagit mendil. Mumkunse illa Selpak olsun.
Islak mendil.
Cocuklardan kalirsa tukenmez kalem.
Minik sisede parfum ve dudak parlaticisi.
El kremi ve dudak nemlendiricisi. Baskaca da kozmetik malzemem yokmus.
Duruma gore, seyahat ya da uzun yolculuklarda kitap, dergi gibi okunacak birseyler ile yiyecek meyve, cukulata, gofret gibi seyleri de tikistiririm.
Bu kadar !!
Himm kimi sobelesem... Yildiz'i ve Arzu'yu desem, paylasirlar mi acaba cantalarinin icindekileri bizle?
19 Kasım 2008 Çarşamba
Outliers NYT'da
15 Kasım 2008 Cumartesi
Mektup
Sevgili Arkadasim,Konusamadik cuma gunu, ben de sana mektup yazayim dedim. Buralari sormussun email'inde, anlatayim o zaman. Amerika uzun zamandir siyah-beyaz aslinda. Aylar gecti, mevsimler degisti renkler sonbaharda kizilin en guzelinden yesilin sarinin en canlisina kadar hepsini yasadi ama ekim yapacagini yapti siyah-beyaz Amerika hepden karardi, hepimizin icini daraltti. Hani TR'deki haberleri okuyup TV'yi izleyince kaniksarsin ya olan-biteni, simdilerde gecen ilk panik havasindan sonra biz de alisir olduk. Gerci biz Turkler alisigiz enflasyon-devaluasyon-tensikat-kriz durumlarina ama gene de demek ki biz de buralara alismaya baslamisiz ki aramizda bile epeyce tantana yapiyoruz.
Ogrenci oldugumuz yillarda M. eniste, "ne guzel ogrencisin paran da yok derdin de yok derdi". Hakikaten kus kadar hafifmisiz ama coluk-cocuk, ev, is, guc, hayat, mayat derken meger ne kadar da buyumusuz de o zamanlardaki anne babaminizin yerine gecmisiz artik. Cok sukur sagligimiz iyi ya, biz iyiyiz ya bunlar da gelip gececek elbet. Ama bazilarimizi delip de geciyor uzucu olan o.
Sen nasilsin, cocuklar nasil? Demek buraya yazdigim kitaplari okuyorsun, cok sevindim. Yakin olsaydik da konussaydik uzun uzun. Senin de okudugun kitaplari bilmek isterim. Aslinda yaz-a-madigim ama ilgilenecegini dusundugum baska kitaplar da var aklimda. Bir zaman fukaraligini dustuk ki sorma. Cogu zaman bunu dusunuyorum gercekten zaman yok mu diye, istenirse ... ulasmak istenirse bir telefon uzakliginda ya da bir email atiminda olmak bile mumkun olamiyor mu? Hayati iskalamadan yasamak biraz ustalik istiyor galiba. Ogreniyoruz iste...
2 hafta once de cadilar bayramini kutladik. Bu yil pek bir sonuk gecti bana gore. Bilmem psikolojik mi yoksa aksam kendim disari seker toplamaya cikamadigimdan mi? Genelde oglan onde ben arkada kapi kapi gezip trick or treat derdik. Cocuklarin kostumlerini gormeye deger. Bizimki korsan oldu, babasi da savas ucagi pilotu. Ha o gun once okulda bir kutlama vardi. Bizim bayram torenlerini andirir gibi sokaklardan gecit toreni yaparaktan abi-abla siniflara gittiler. 2 bina arasindaki yoldan gecerken tum yolu polisler kesmis, kenarda devriye bekliyor, komsular kapi onunde cocuklari seyrediyor filan. Buranin seker bayrami dense az degildir. 1 yila yetecek kadar sekerleme birikti evde. Dogrusu bu ya, hic de sevmiyorum o tarz seyleri. Cogunu attim bile.
Kisa keseyim derken uzayip gidiyor. Hadi kactim artik. Arasiriz gene kuzu. Optum seni ve biciriklari.
Auf widersehen :)
14 Kasım 2008 Cuma
"She is a little off"

Bugun radyoda otizmle ilgili bir program dinliyorum. Cocugu olan herkesi bir defa sarsiyor acaba olabilir mi diye. Arabalari yanyana mi diziyor, hep ayni kelimeleri mi tekrarlamak istiyor, sarilmaktan opulmekten temastan hoslanmiyor mu diye gidiyor liste. Ve her asi zamani geldiginde, ben icimde tonlarca kere tartisip doktora da endiselerimi soyleyip bir yol izliyorum kendimce. Grip asisinda thiomersol (civa) vardi yakin zamana kadar ama Artun'un asini bu yil yaptirmayacagim deyince, artik cikarildi dedi doktoru. MMR da ayni sekilde fena halde kafami bulandiriyor. Ozellikle bu asinin sonucunda otizm vakalarinda artis olduguna dair ailelerin inanci cok yuksek.
Yuksek de... Her konuda oldugu gibi radyodaki konuklardan biri -ki adam PA Universitesinde profesor- bilimsel olarak yapilan arastirmalarda asi yapilan cocuklar ile yapilmayanlar arasinda bir fark olmadigini soyluyor. Diger konuk, ailelerle calisan, hem klinik olarak doktorluk yapan hem de otizmle ilgili bir kurulusun direktoru, tam da bu bilimsel verileri savunur gelmedi aciklamalarinda.
20-30 yil oncesinde cok seyrek olarak gorulurken, yandaki grafige bakin artis oranini gormek icin. Prof adam diyor ki, "eskiden otizmin tanisi ve tanimi farkliydi, ayrica istatistik toplama da bu kadar basarili degildi". Simdilerde her 160 cocuktan 1'inin otistik oldugu istatistigi var. Ne kadar endise verici degil mi? Ve bunun 4'de 3 de erkek cocuklar.Gecenlerde Business Week'de vardi BitTorrent'in kurucusu olan Cohen'in Asberger'li oldugunu hakkinda. Dun aksamki Grey's Anatomy'de Asberger sendromlu bir kalp cerrahi vardi . "She is a little off" dedi hastane bashekimi yeni gelecek doktoru tanitirken. Arada boyle karakterlerin katilmasi iyi oluyor bazi konulara dikkat cekmek acisindan aslinda.
Ama baska birsey de su ki benim dikkatimi ceken, TR'de benim etrafimda hemen hemen ne duydugum, ne gordugum otistik cocuk var. Burada hemen aklima is arkadasimin oglu ( terapi aliyor ), arkadasimin arkadasinin cocugu, bizim sitedeki o cocuk gibi dusunmeden sayiverecegim birkac isim geliveriyor. Daha cok batiya ve gelismis ulkelere mi ozel acaba?
PS: Yukardaki resim otistik yetiskinler tarafindan hazirlanmis.
13 Kasım 2008 Perşembe
NYT'den Bir Yazi
Obama geliyor ama sirtinda kocaman bir yumurta kufesi var. Egitim, saglik, ekonomi, dis politika, yeni enerji kaynaklari yaratimi ... kolay degil tum bu alanlarda bir degisimi saglamak. Adamin yazisi bu linkte, okumaya deger.
12 Kasım 2008 Çarşamba
Outliers: Malcolm Gladwell'in Yeni Kitabi
Bundan onceki her iki kitabi da sahane. Hem Blink, hem Tipping Point, ilgiyle, saskinlikla, merakla, tekrar tekrar, basa sarip sarip dinledigim kitaplar oldu. Once audio'sunu sonra baski kagitda kitaplarini aldik.
Kitap (Outliers: The Story of Success) "basarinin hikayesini" anlatiyormus. Outliers da teknik bir terim olup, normalin disinda kalanlari ifade etmek icin kullaniliyormus. Diyor ki roportajda, basari bir konu uzerinde en az 10bin saat emek sarfederek gelir ve o konuda son derece disiplinli, tutarli bir calisma gerektirir.
Burada (Amerika'da) sik sik Uzakdogulu gocmenlerin basarilarindan, okulda Japan, Cin, Hintli, Koreli cocuklarin Amerikali cocuklara gore test skorlarinin yuksekliginden bahsediliyor. Yazin bir kitap okumustum. Adi: Top of the Class (Sinifin en iyisi). Nedir bu cocuklari bu kadar basarili yapan diye aklimi kurcalamisti. Pek cogunun da cevabini buldum kitapta. Bazi acilardan bizden pek de farkli degiller Uzakdogulular. Mesela buyuklere saygi gosterme, toplumda hiyerarsik bir soz hakkinin olmasi filan. Hos artik bu kaldi mi tartisilir ama eminim o toplumlar da boyle bir degisimden geciyorlardir. Diyor ki, en akilli, en zeki olmayabilirsin, dogustan yetenekli de olamayabilirsin ama neye calisiyorsan, neyle ugrasiyorsan zaman ayir, disiplinli ol, sistematik bir calisma duzenin olsun ve bunu basarincaya kadar devam ettir. Tabii bu arada ailelere bir ton oneriler de veriliyor. Rol model olma, cocuklara kaldirabilecekleri sorumluluklari verme, bazi aktiviteleri birlikte yapma vs. gibi...
Roportajda bir yerde su dikkatimi cekti, 1990'larda Kore Havayollarinda cok ucak kazasi oluyormus. Kultur ile havayollari guveligi iliskisi icin ilgili yeri asagiya yapistirdim. Onemli olan gec olmadan farketmek ve ona iliskin bir proses gelistirmekse iste budur dogrusu.F: You share a fascinating story about culture and airline safety.
G: Korean Air had more plane crashes than almost any other airline in the world for a period at the end of the 1990s. When we think of airline crashes, we think, Oh, they must have had old planes. They must have had badly trained pilots. No. What they were struggling with was a cultural legacy, that Korean culture is hierarchical. You are obliged to be deferential toward your elders and superiors in a way that would be unimaginable in the U.S.
But Boeing (BA, Fortune 500) and Airbus design modern, complex airplanes to be flown by two equals. That works beautifully in low-power-distance cultures [like the U.S., where hierarchies aren't as relevant]. But in cultures that have high power distance, it's very difficult.
I use the case study of a very famous plane crash in Guam of Korean Air. They're flying along, and they run into a little bit of trouble, the weather's bad. The pilot makes an error, and the co-pilot doesn't correct him. But once Korean Air figured out that their problem was cultural, they fixed it
Ha tabii basari ve mutluluk iliskisi uzerinde de bir iki sey soylemek gerekirse... Basari bana gore bir yerlerde CEO, VP hadi bilemedin iyi bir etiket sahibi olmak degil. Inandigin, sevdigin, tatmin buldugun alanda -ne olursa olsun- kendini iyi ifade edip onun sonucunu yasamak, verimini almak.
Adamin anlatiminda sevdigim sey, bilinen seyleri gene bilinen baska seylerle iliskilendirip aykiri bir sonuc cikartmasi. Yani iki bilinen bir denklemden yeni bir denklem yaratmasi. Neyse bakalim okuyunca ne dusundugumu yazarim bu kitap hakkinda. Amazon linkinde bir de minik video var, kitap hakkinda fikir vermesi acisindan izlenmeli bence.
6 Kasım 2008 Perşembe
DUNDEN ONCE...
Bundan 21 ay kadar once Obama baskanlik icin adayligini acikladi.
Bundan 5 ay kadar once Hillary Clinton'a karsi baskanlik adayligini kazandi. Neydi o acceptence speech oyle...
Ve bundan 2 gun once 44. Amerikan Baskani olup, basarilamayacak sanilani basardi.
Ne kampanyanin arkasindaki taktikler, ne pazarlama basarisi, ne politikanin gucunden bahsedicem. Ne zaman adamin konusmalarini izlesem, dinlesem bana hep "kafana koydugun ne olursa olsun yapabilirsin, YES I CAN " demeyi hissettiriyor. Daha ne olsun...
3 Ekim 2008 Cuma
Destina ve Diger Kitaplar ...
Bu yaz TR'de kitap ve muzik CD'si alisveris etmeye hic zamanim olmadi. Eskiden Bagdat Caddesi'ndeki Nezih'e ugrardim, sonrasinda cok kirtasiye oldu dukkan -ki kirtasiyeliklere de ayricana bayilirim- ama kitaplari alt kata atmalarini hic icime sindiremedim. Erenkoy'deki D&R da oyle oldu. Aslinda en cok Kadikoy'un kitapcilarini severim. Hani o kosede buyukce bir kitapci ve muzikci vardi ya, Starbucks olmus simdi. Nebis'le orda bulustuk da gordum, icim burkuldu. Arkasindaki dukkanlara bakamadim bile... Kostur kostur bir acele icinde gecti Istanbul. Canakkale'deki Sevgi Kitabevi de kapandi dedi babam, ona da uzuldum.Artik herseyi internetten alir olduk ama ben Turkce kitaplari, icine bakarak, on ve arka kapaklarini okuyarak, dokunarak, eski okuduklarimla iliskilendirerek almak istiyorum. Zaten tulumba'da aradigim ya olmuyor ya da beklemek gerekiyor, benim de hevesim kaciyor alana kadar.
Okul zamanlarinda Beyoglu'ndaki kitapcilara giderdik bir de cokca. En cok okunanlara goz atar, kitap sayfalarinda 5 dakikalik teneffusler verirdik hayattan.
Isin gercegi insan disarda olunca Turkce okumayi birakiyor ya da birakiyor demiyeyim ama ara veriyor, yavasliyor. Hava kapali gibi, cuma da olmus, bu serin gunlerde tam da okuma zamani.
PS: Var mi bir bilen iTunes gibi bir portal'dan Turkce muzik satin alabilecegim bir yer?
1 Ekim 2008 Çarşamba
Sabah Surprizi-2
Sonra bir de bu mevsimde, dedik Salzburg'a gidelim 9 eylul once. Galiba uzun bir hafta sonuydu, atladik arabaya gittik rezervasyonsuz, otel motel arastirmaksizin... En olmadi cevredeki gasthaus'lardan birinde kaliriz dedik. Aksam gun batarken sehirdeyiz, karnimiz da acikmis ama once otel bulalim dedik. Birkac yere sorduk doluyuz dediler. Hostel'de kalmayi gozumuz yemiyor ama ogrendik ki tek kisilik yer var. Gecelim dedik, gectik. Information'a gittik dediler ki bu hafta kultur festivali var her yer dolu, hic yer yok. Bari birimiz hostel'de uyusun deyip geri donduk ki orasi da kapilmis. Gece bastirmak uzere, etraftaki gausthaus'lar bile dolu. Dolastik dolastik ve artik pes edip bir otelin restaurant'inda karnimizi doyurup bari arabada uyuyalim dedik. Onumuzdeki manzarayi gormuyoruz ama sanki bir ciftlige bakiyor gibiydi... Arkasinin daga baktigi uygun bir park alani bulduk. Duruma bakilirsa baskalari da yer bulamamis, onlar da komsu park alaninda konakliyorlar. Gunduz hava ilik olmasina ragmen gece oyle bir soguk bastiriyor ki... Arabayi mutemadiyen calistirip, isinip, tekrar uyumaya calisiyoruz.Sabah butun kaslarimiz tutulmus halde uyandik, disari ciktik ve aman Allahim o ne manzara oyle. Abartsiz sanki kartpostal... Onumuzde nefis bir gol, gunes karsidaki ufuk cizgisinden basini cikarmak uzere, arkamizda basi dumanli heybetli bir dag. Nasil da olaganustuydu o goruntu... Ve biz bu ucgenin icinden hic cikmak istemedik dogrusu. Maalesef oranin fotografi yok hafizamdaki resmi haric.
Sonra Salzburg'u gezdik gezdik gezdik ve cok da sevdik. Bir sehir bu kadar mi aristokrat olur, bu kadar mi asil, sade ve $ik durur.
Iste biz manzara kesfetmek istedigimizde hic konaklama rezervasyonu filan yaptirmiyoruz. Surpriz olsun :)
17 Eylül 2008 Çarşamba
Sabah Surprizi
Istedim ki biraz makyaj yapayim bloga. Ustteki banner'a bir fotograf ararken su yandaki resmi buldum bizim arsivde.Sene 1999 ve biz Slovakya'dan arabayla bir geziye cikmisiz. Gidis Italyan ve Fransiz Riviera'sindan, donus Ispanya, Andorra ve Fransa kirsalindan. Pek cok yerde onceden rezervasyon yaptirmadan kaliyoruz. Andorra'dan girdik Fransa'ya, otobani tercih etmeksizin geziyoruz koy kasaba, dag bayir. Artik bir gun cok yorulduk ve gecenin bir karanliginda hadi bir otele gidelim dedik. Nerde oldugumuzun farkina bile varmadan su kasabada konaklayalim dedik. Sabah kalktik, kahvalti icin birseyler yiyecegiz ve derken arkami donmemle su fotograftaki asik olunacak manzara karsiladi bizi. Hala bu resme bakip, burasi Albi deyince aklima "bak iste hayat surprizlerle dolu" cagrisimi gelir.
15 Eylül 2008 Pazartesi
Havaalaninda Bir Guzellik
Bulduk baby lounge'u ve yatirdik iki yavruyu da uykuya. Burasi fotograftaki gibi icinde 10 adet cibinlikli karyolasi olan, serin, uyku muzigi calan harika bir yer. Cocuk karyolalarinin yaninda anne-babanin oturmasi icin koltuk yapmislar, hatta basucuna da lamba koymuslar okuma durumunda icersi los olmasin diye. Bebeklerin altini degistirmek icin ozel bir bolum, ivir ziviri yikamak icin lavabolar, sut ve mama isitmak icin mikrodalga ile ailelere fazlasiyla hitabeden bir yer.
Yetmedi, dus mu almak istiyorsunuz ya da meditasyon yapip dua mi etmek istiyorsunuz ust katta ozel odalar yapmislar, girip sessiz sakin kafanizi dinleyip rahatlayabiliyorsunuz. Ya da ben kendimi cukulatalarin arasina gomup sonra da cikip parfum banyosu yapayim derseniz asagidaki ozel dukkanlara ugramaniz siddetle tavsiye olunur. O cukulata dukkaninin karsisindaki gurme dukkanina ise hic girmeyin. Himmm aklim hala o peynirlerde... Hatta minik bir sergi, cocuk oyun odasi, ozel VIP salonu ile havaalani dedigin iste boyle olur dedirten bir yer Schipol. Ola ki yolunuz duser aklinizda olsun.
5 Eylül 2008 Cuma
Etki Alani + Cekim Merkezi
Basta da dedigim gibi aklimiz bir sure orada kalip, sonra buradaki gerceklik var gucuyle bizi icine cekince, anladim ki; ilk hafta Turkiye'nin etki alaninda ama Amerika'nin cekim merkezindeyiz.
Var mi bu sarki gibisi... Sozlerinin bu kadar pesimistik olup, muzigini duyunca insanda oynama istegi uyandiran. Galiba TR'nin en guzel ozeti bu sarkida :)
25 Ağustos 2008 Pazartesi
Dondukten Sonraki Ilk Gun
Dun, sabahin erken bir saatinde yola cikarken su doktuler arkamizdan Istanbul'da. Ondan once Canakkale'de kirmizi tisortlu kiz nefes nefese tam otobus kalkacakken geldi, el salladi yuzunde yaslar kuruyarak. Canakkale'den once Bozcaada, Datca guzergahlarinda pistik, islandik, serinledik Ege'nin sularinda. Ondan da once cocuklar ates icinde ucmustuk buradan oraya.
Ve iste simdi hayal gibi gelirken orasi, oradayken sanki hic yokmus gibi hissediyorken burasini, buradayiz. Donduk, geldik, hayalmis gibi gorunen yerdeyiz artik. Tatil sonrasi adaptasyon icin bir hap yok ama biz birkac gun hapi yutmus hallerdeyiz.
28 Temmuz 2008 Pazartesi
Randy Pausch'tan Son Ders
24 Temmuz 2008 Perşembe
Bu Yazin Trendleri
- I for Iphone 3G - 3 kez 2 Apple dukkanina gidilir. Onumde en az 40-50 kisi vardi her defasinda. Hat almazsan telefon da yok.
- B for Batman - Izlemedim amma cekimler nefismis.
- B for BMW - 6 serisi yeni BMW'yi gordunuz mu? State of Art baska birsey degil. Muhendislik harikasi her urunu cok takdir ederim.
- E for Economy - Durum kotu, hem de pek cok. Ardarda batan bankalar, ev piyasasi, issizlik artisi, artan petrol fiyatlari = Pek cok kotu Ekonomi
- R for Recession - Hala resesyonda miyiz degil miyiz tartismasi yapiladursun, bal gibi resesyon yasaniyor iste. Bakiniz ust maddeye.
- O for Obama - Change Change diye basimizin etini yiyedur. Baskan secilene kadar destekliyoruz, ondan sonra hesap sorucaz ona gore.
- L for Lost - Tamam tamam bu gecen sezonun TV fenomeniydi ama sezonu yakalamak isteyenler icin gene de listeye girer dedim.
- M for Mehmet Oz - Adam hiperaktif, her yerde valla. Oprah'da, Discovery'de, bizim burda seminerde, TR'de tekne gezisinde. Kitaplari da bestseller'de.
- C for Coldplay - Yaz basi cikan yeni albumu guzel mi guzel.
- A for Anjelina Jolie - Yeni dogan ikizlerle birlikte 6 cocuk + Brad = Daha ne olsun, showbiz seni Tanrica ilan etti bile.
23 Temmuz 2008 Çarşamba
Yaz Sicagi
Bu yaz Florida'ya benzedi buralar. Sicak, nem ve hoop ustune yagmur. Gene birkac gun gunes, sicak ve nem ... aman aman sikayetci degilim, sogugu nasil doya doya yasiyorsak kisin, yaz guzel geliyor sonrasinda bana. Sadece tek istegim hafta sonu sabahtan yagmur olmasin yerde.Genelde pazar sabahlari Tony'le bulusup tenis oynuyoruz. 8'de ise gidemiyorum ama tenis olunca durum baska tabii. Tony'i zaten yillardir taniyoruz; ben, Burak bizim cocuklar. Her daim hal hatir sorar, cok kibar ve nazik olmasinin otesinde, politika ve gundemle hayli ilgilidir. Biraksak tenisin yaninda saatlerce baska seylerden de uzun uzun konusabiliriz. Evvelki hafta "evdekiler nasil" dedi. "Iyi" dedim, "belki yetisebilirlerse gelecekler" dedim. Malum etrafta cocuklari birabilecegimiz anane-babaanne-teyze-hala yok. "Bu ulkede yasamanin en zor tarafi bu dedigimde", kendi cocuklugundan birkac anekdot anlatti. Sonra bir sekilde yas konusuna geldi konu, oglu 35'indeymis. Alla alla bu adamin o kadar kocaman oglu mu var diye dusununce (ben 20 kusur yasinda bekliyordum), biliyor musun ben agustosta 71 olacagim dedi.
Ilk hissiyatim hafif bir sok oldu. Tamam 60 kusur yasinda bekliyordum da, 71'ini devirmis bir adam da beklemiyordum dogrusu. Bizdeki yasli anlayisina mutakabil, ne siyatik agrilarindan sikayet ediyor, ne tansiyonu, ne eklem agrilari var. Hafta ici yaz okulunda minik cocuklara tenis dersi veriyor, hafta sonu sabah 6:30'dan itibaren hemen her saati dolu. Ve tenisi eften puften degil, harbiden siki oynuyor tam 10 yasindan beri. Tenis ogretmenligi yapmis okullarda. Lokal kluplerin yarismalarina katilmis, tonlarcasini da kazanmis gencliginde. Sik sik uzak dogu felsefesi ve disiplini uzerine konusuruz. Tai Chai'ye baslamak istedigini soyluyor -zaman bulursa-.
Bayiliyorum boyle insanlara. Yaslansa bile hareketten ve dunyadan kopmayan insanlara. Yillar once trenle Isvicre'ye giderken Viyana'dan, bir tren dolusu yasli morikusla seyahate ediyorduk. Malum Avrupa insani yasli ama aklimda kalan en guzel goruntu, belki 90'ini gecmis bir kadinin buyutecle kitap okumasiydi.
Burak'a dedim ki "benim bucket list'imde Tony gibi yasladigimda bile tenis oynamak var". Istedikten sonra ne careler tukeniyor, ne de enerji bitiyor degil mi?
27 Haziran 2008 Cuma
Ne Kadar Yesilsiniz?
Son zamanlarda bakiyorum cevreyi koruma adina bir suru sey yapilmaya baslandi. Cogu -belki de hepsi- hukumete ait olmayan calismalar tabii. Baskan Bush'un kuresel isinma ve cevreyi koruma konusunda yuz kizartici bir donemi oldu Amerikan tarihinde. Al Gore'un sunumunu yaptigi An Inconvenient Truth'u goz acici bir belgesel oldu mesela kamuoyunda. Izlenmesini mutlaka tavsiye ederim. Filmde cok guzel veriler var zira. Sonra Earth Day, Live Earth konserleri, hibrit arabalar, plastik kullaniminin azaltilmasi calismalari aklima ilk gelenler.
Farkettim ki son zamanlarda her magaza plastik poset ya da kagit poset kullanimini azaltmak icin surekli kullanilabilir kumas cantalarini uretmis. 1-1.5$'a satiliyor ve o cantalari bir sonraki alisveriste kullanmak icin de 5c geri iade veriyor diger alisverislerde. Bence harika bir uygulama. Hatta verilen o uyduruk posetleri bile parali yapmalilar bence. Hos Amerikali takmaz para vermek icin ama Almanya'da pekala da ise yariyor o yontem.Hatirliyorum eskiden TR'de herkes kendi cantasiyla, posetiyle alisverise giderdi. Pazarda ya da carsida esnaf poset vermez, Almanya'dan gelen kalin plastik cantalar varsa annelerimizin elinde pek makbule gecerdi bunlari kullanmak. Sonra bir plastik furyasi basladi ve hayatimiza oylesine girdi ki, simdi parayla cikarmaya calisiyoruz.
Su sayfaya ya da buraya bir bakin ve bu plastikler yuzunden doganin neler cektigini gorun.
- Yuzlerce deniz kaplumbagasi, balina ve memeli deniz hayvani bu plastikleri yiyecek diye yiyip oluyormus.
- Bu plastikler parcalaninca toksik maddeler salgiladigindan gene topraga, hayvanlara geciyormus. Ve biz de ya o hayvanlari yiyoruz ya da o topraktan yetisen urunleri.
- Plastiklerin ana maddesi polietilen denilen kimyasal bir maddeymis. Yilda 4-5 trilyon plastik canta uretilip bunlarin cok cok cok az bir kismi geri donusturebiliyormus.
- Ve siki durun, bu polietilenin dogada cozulmasi de BIN evet 1000 yil aliyormus.
Napicaz o zaman? Ne kadar yesil oldugumuzu gostermek icin plastik poset, kap, canta kullanmamaya ozen gosterecegiz. Plastik kapakli kaplarin cogunu elimine ettim evde, cam ne gune duruyor. Posetlerden de mumkun oldugunca az kullanmaya calisiyorum ama buradaki alisverisleri kasiyer kendi yerlestiriyor ve bazen agir urunlerde iki poset icice kullaniyorlar. Eve gelince bir ordu dolusu poset. Surekli kullanimli cantayi da kullanmaya basladik, bazen unutuyoruz evde ya da arabada ama o da yoluna girecek. Geri donusumlu urunleri mutlaka ayiriyoruz. Cam, plastik, organik urunler belirli gunlerde cop olarak disari cikiyor. Baska napilabilir dusunuyorum, onerisi olan?PS: Yukardaki fotolar bana ait degil, Google'dan buldum. Yazmadan edemiyecegim. O ilk fotografa benzer manzaralar o kadar cok ki TR sahillerinde. Ne zaman saga sola, yere cop atan birisini gorsem kan beynime sicriyor. Hele ki denizde sahile vuran copler, posetler, icler acisi. Offf offf.
Online Retail Therapy
Elektronik basta olmak uzere ya da soyle demeliyim yiyecek ve kiyafet alisverisi haric bizim evde bir suru sey web'den alinir oldu. Elektronik esya, kitap, ozel hobi parcalari (Helikopter pilot basligi ya da Jet ucak pilot basliklari, ozel maket parcalari... ), cocuklar icin begenilen bazi ozel oyuncaklar, kozmetik malzemeleri (Municim'in kulaklari cinlasin !!), fotograf bastirma diye gidiyor liste.Bunlari nerden mi aliyoruz?
- Her daim Amazon once bir kontrol edilir.
- Guzel kupon ve deal'lar icin Techbargains tavsiye edilir (ozellikle elektronikte).
- Techbargains gibi bir de slickdeals var.
- Ayakkabida ucretsiz postalama ve ucretsiz geri iade icin Zappos.
- Ebay'e de mutlaka bakmali bazen cok uyguna istediginiz seyi bulabiliyorsunuz. Acik arttirma icin bekleyemem diyorsaniz, Buy Now secenegi var.
- Fiyat karsilastirmasi icin PriceGrabber.
- Craiglist'te de bazen istediginiz seye rastlayabiliyorsunuz. Sadece almak icin degil satmak, vermek, ilan koymak icin de ideal. Bolgesel oldugundan etkili calistigini soyleyebilirim.
Gene de sanal olmayan retail therapy icin soyle sallana sallana gezmek hiiic fena degil;)
24 Haziran 2008 Salı
Sabah Panigi: Kene
Sabahleyin kizin altini alacaktim ki bir de ne goreyim, gobeginin altinda kene var. Alla alla nerden cikti bu derken bir telas aldi bizi Burak'la. Turk basinindaki haberlerden dolayi elimiz ayagimiza dolasti, bir telas once Mine'yi aradik. "Burada hastanede cikariliyor" deyince tamam dedik hastaneye gidelim, yok once kendi doktorunu arayalim. Hastanelerin acilinde beklemek de hic hosuma gitmiyor, biraz daha beklesek pediatristin ofisi acilacak. Hayvan o kadar minik ve kafasini da oylesine gommus ki vucuduna, kanirtinca aslinda kafasi haric cikacak gibi ama iste okudugumuz haberlerden dolayi pek de cesaret edemiyoruz cikartmaya. Oncesinde pediatrisi arayip emin olayim dedim. Malum saat 9'dan once klinikler acilmiyor. Mesaj biraktim, beni geri aradi doktor. "Kene var bebekte" deyince, "cimbizi al cikar" dedi gulerek. "Yok yok kafasini gomuk, cikmiyor" deyince tamam ofise getirin dedi. Gittik doktorun ofisine, iki hamlede pit diye cikardi. Once vucudu geldi, sonra kafasini aldi ozel bir aletle. Bizim kizin da tam ilk uyku saati, emzigi verince uysal uysal durdu yoksa kiyamet kopardi ya... Sonra "telas edilecek birsey yok" dedi doktor. Kene yapistiktan 36 saat sonra cikartilmis olsaydi Lyme disease denilen kasintili, kizariklik yapan o hastaliga sebep olabiliyormus ama onu da antibiyotikle tedavi ediyoruz dedi doktor. Gecen hafta da baska bir bebekten cikarmislar hatta. Disariyla temas arttikca bu vakalar cogaliyor dedi.Kirim Kanamali birsey diye baslayan hastalik var ya, onu sorucam ama Allah'im tam adi aklima gelmiyor hele ingilizcesini de bilmiyorum ama anlatmaya calisinca, merak etme burada gorulmuyor dedi doktor. Peki gene olursa napicaz dedim. Cimbizla iyice tutup cekin dedi, parcasi kalsa da olur ama mumkun mertebe hepsini almaya calisin dedi.
KKKA'ya baktim sonra internetten. 2002'den sonra TR de dahil olmak uzere epidemi yasaniyor simdilerde. Kene ile bulasan bu hastalikta keneyi cikarmamak onemliymis. Neyse sabah paniginden sonra simdi sakinlestik ama disardan gelirse de gelecek, yapacak pek birsey yok. Sadece daha tecrubeliyiz artik, kene gibi yapismanin da ne demek oldugunu iyice anladik. Nitekim arkamiz orman, sik sik disariya yuruyuse cikiyoruz. Hatta gecen hafta gittigimiz ormanin baslangicinda "Dikkat kene vardir yaziyordu". 1 hafta sonra mi ziyaret etti acaba?
11 Haziran 2008 Çarşamba
Biraz Daha Icerden
Sanirsinki kast sistemi var burada. Yazmistim ya, bir bas ogretmen yaninda da yardimci ogretmeler var diye. Ogretmenlerin basinda egitim direktoru ve bir de yuvanin sahibi var. Bizimkisi ozel bir yuva, zincir seklinde olan Bright Horizon, Montessori School filan degil. Zaten ozel olmayan devlet yuvasi diye birsey yok burada benim bildigim. Cocuk bakim, gelisim ve egitim felsefesini thematic ogrenme uzerine kurmus, pozitif disiplin denilen yontemle yanlislari konusarak, yine yine yeniden konusarak -ama asla cocuga timeout ya da baska cezalar vererek degil-, dinsel bayramlari ya da irklara iliskin ozel gunleri kutlamayarak heterojenligi harmanlayan bir yuva/okul. Hah ne diyordum kast sistemi var diye degil mi...
Ogretmenlerin cocuk bakimi ve onerileri konusundaki talepleri direkt egitim direktorune gidiyor. Bayan Dina benim orda oldugum gunlerde en az tahmin ediyorum 8-10 kere iceriye gelip tek tek cocuklarin durumunu sordu. Ailelere iletilecek bir konu var mi, takip edilecek izlenecek bir sorun var mi diye... Zaten aralarinda bir rutine bindirmisler, onlerinde her cocugun gunluk takip kagitlari var, kim ne zaman ne kadar ne yedi, ne zaman bezleri degisti, uyku saatleri gibi tum bakim olaylari buraya isleniyor. Bir bebek icin Miss T. ile Miss J. artik 6oz sut yetmiyor bunu 8oz'a cikarmak lazim diye kendi aralarinda konusuyorlardi. Bunu Miss Dina'ya soylediler ve bir ara telefonda bebegin annesi aradiginda Miss Dina'dan bu talebi almis anne ve bakici ogretmene onay veriyordu 8oz formul sutu deneyelim diye. Guzel olan baska bir sey de, bebek odalari hemen yuvanin sahibinin ve direktor ofisinin karsisinda. Pencereden iceri gormeleri cok kolay aninda bir mudahale icin. Nitekim dun 14 aylik bir bebegin vucudu birdenbire kizardi, kabardi. Tabii hemen icerden mudahaleye geldiler benadryl verip sakinlesti. Muhtemelen bir allerjinin habercisi o ana kadar meydana cikmamis.
Boyle yazinca birden sanki cok kati ve duygusuz bir ortam mi yarattim dedim kendi kendime. Yok degil, sadece yuruyen bir sistemi anlatmaya calistim. Cocuklar, bebekler surekli kucakta. Seviliyor, opuluyor, onlarla beraber emekleyip etrafi kesfe cikiyorlar. Bizim iki cocuk da kucakta olmayi cok sevdiklerinden hala yuvanin sahibi soyler Artun'u ne kadar cok kucaginda tuttugunu.
Bu yuva/ilkokul oncesi nursery school'larda calisanlarin cogu ayni zamanda da ogrenci. Ya aksam saatlerinde, ya da bazi gunleri izin alarak hafta sonu ogrencilikle beraber bir ara basamak olarak para kazanmak amacli kullaniyorlar sanki. Cogu buradan sonra bir ilkokula ogretmen olarak geciyor. Konustugum ogretmenlerden birisi konusma terapisti alaninda egitim aliyordu, birisi de cocuk psikolojisi egitimine devam ediyordu. Ya da bizim egitim direktoru ya da oglanin sinifindaki ogretmen gibi ilkokul ogretmenliginden yuvaya gelenler de yok degil. Bir onceki egitim direktorumuz cocuk egitimi konusunda doktora yapiyordu. Yasi en az 55+'dir. Hala ara ara seminer vermek icin hafta sonu gelir, gorusuruz. Bu arada sunu da soyliyeyim ki, siniftaki basogretmenin cocuk egitimi konusunda en az on lisansi olmasi gerekiyor.
Maalesef bizim cevrede cocuk yuvasi cok az. Evlerini yuva gibi duzenleyip (home day-care) lisans alanlar var ama bunlardan bir ikisini gezmistik oglana yuva bakarken, pek hosuma gitmedi. Varolan yuvalarda bekleme listesi cok uzun. Istanbul'da yasadigim yillardan hatirlarim, bizim sokak tam bir yuva mahallesiydi. En az 6-7 tane yuva vardi sanirim. Sabah sirket servislerinin cocuklari yari uykulu gozlerle yuvalara birakmasi, aksam anne-babalarin cocuklarini almasi hala gozumun onunde... Hatta buyuk kuzenimin oglu da oradaki yuvalardan birindeydi. Denk geldikce pencereden el sallar napiyor diye bakardim kucuk kuzuya.
Bugun yuva yarin okul sonra universite. Kesfedilecek ne cok sey var hayatta!!
4 Haziran 2008 Çarşamba
Blink Ya da Yeni bir Baslangic
Blink diye bir kitap var. Harika olaganustu bir kitap. Insanlarin yeni birsey hakkinda karar vermesi, yargiya varmasi ilk 2-3 dakika icinde olur ve cogunlukla da bu, tum etkilesim, iliski boyunca gecerli olurmus.
Bizim kiz bu hafta yuvaya basladi da. Elimde olmadan herkesi, herseyi incik cincik irdeliyorum. 3 ogretmen var sinifta. Odada da yasal olarak en fazla 8 cocuk. Gun basina degismekle birlikte bu sayi, eyalet kurallari geregince 8'i asamiyor. Bazi gunler 4 cocuk oluyor, bazi gunler 7. Ki burasi tanidik bir yer, oglum da uzun zamandir geldigi icin biliyorum. Bugun 5 cocuk var, dun 4 idi, pazartesi 6'ydi.Miss T. upuzun boylu, kocaman halka kupeleri olan, neseli, herseyi cok sakin karsilayan gencecik bir kiz. Ana ogretmen o. Miss A. pazartesi ve sali ogleden sonralari okula gidiyor. Cok acik sozlu, surekli gulen sapsari bir kiz. Saclari sari, cildi sari, gulunce bile papatya gibi oluyor, sapsari iste. Miss J. biraz ciddi ve biraz da acemi gibi sanki. Gun boyunca dusuk belindeki pantolonunu toplamakla mesgul. Cocuklari kucaginda tutmaktan ve gezdirmekten cok hoslaniyor. Bugun 3. gun, ben de aldim laptop'i odaya, onlarla beraber bir kosede, Erin beni gorup guven saglarken ortama, ben de calismaya calisiyorum. Eh duygusalligim ustumde ya, aksam is konusunda emaillestigim bir kadin, "biz bunu kendimiz yapsaydik daha kisa zamanda hallederdik" deyince, ben de sabah "kusura bakma, bu, grupta yeni bir proje ve herseyin dogrulugundan emin olmak istiyorum. Bi de benim minik yuvaya basladi" deyince bir anda best friend olduk. Sanirim birkac istisna disinda hic kisisel seylerden bahsetmemisimdir is hayatinda. Bana kendi cocuklari hakkinda yazdi da yazdi. Ve biz unuttuk ne konusunda basladi bu email furyasi diye...
Kadinlar boyle iste. Cocuklari soz konusu olunca, is, guc, dunya umurlarinda olmuyor. Hicbir seyi ama hicbir seyi gozu gormeyecek kadar hem de... Sabah okula getirirken ikisini de, yuvanin bitisigindeki karate okulunun caminda kendi aksimi gordum. Biri elinden tutmus, oburu kucaginda yuruyoruz. Olaylara iliskin bazi 'an'lar unutulmuz ya, onun resmi oldu aklimda. Anne-babalar hep soyler cocuklara, cocuklar da uzaydan gelen hikayeler gibi dinler ya kendileri hakkinda seyleri. Iste bu, Erin'in yuvaya baslama yazisi oldu.
14 Mayıs 2008 Çarşamba
Amerika Turkiye Emeklilik Hatti (7)
Gene sikici ama gerekli konular. Sosyal Guvenlik Kanunu degisti degisecek, ertelendi onaylanacak derken 8 Mayis 2008 gunu Cumhurbaskani tarafindan apar topar onaylanip bazi maddeleri 1 Temmuz'da, bazilari 1 Ekim'de yururlugu girmek uzere islev kazandi. Hakan'la konustuk dun, ogrendiklerim asagida.
- Artik 8 Mayis 2008 itibariyle gun basina 3.5$'dan borclanma ortadan kalkti, bunun yerine TL'ye uzerinden asgari ucrete endekslendi. Eger 8 Mayis'a kadar borclanma dilekcenizi vermisseniz hala 3.5$'dan borclanabiliyorsunuz, 8 Mayis'tan sonra yeni duzenleme ile Temmuz'a kadar 6.49YTL'den (5.40USD), 1 Temmuz'dan sonra 6.81YTL'den (5.72USD) hesap yapilacak. Bizlerde dolarin dusuk pariteden islem gormesi sebebiyle hasar artiyor ama elden ne gelir... 2 ay sonra Temmuz kapida o yuzden yillik bazda 5.72USDX30gunX12ay=2059USD gibi dusunmek lazim borclanma miktarini. 3.5$'dan olsaydi yillik 1260USD olacakti, gecmis olsun...
(1USD=1.2YTL alindi) - 3206 kanun ile yani borclanma ile emekli olmaya hak kazanilirsa yurtdisinda yasayanlardan TR'ye donus sarti araniyor. Bu cok yeni degil ama son zamanlarda cikan bir yasa (sanirim gecen sene). Yok hayir ben yurtdisinda yasamaya ve calismaya devam edecegim derseniz, borclanma ile emeklilige hak kazandiginizda emekli maasi alamazsiniz. O zaman istege bagli sigortadan prim odemek gerekli.
- Istege bagli ile emeklilik icin farkli bir statuye geciliyor diyelim. Bunun aylik prim odemeleri 152YTL'den (~126USD) basliyor, miktarini siz yukseltebiliyorsunuz (Yuksek prim=yuksek emekli maasi). Yillik bazda 126USDX12ay=1512USD'yi butceye koymak lazim. Buna basvurmak icin de zaman daraliyor duyrulur !! Istege bagli prime gecmenin guzel tarafi, artik Sosyal Guvenlik Kurumunun saglik hizmetlerinden yararlanabilecek olmasi. Karne ya da nufus cuzdani sistemi olacakmis, ayrintilari bilmiyorum.
- Borclanma ne zaman yapilacak? Bir konu da bu. Dilekcenizi verdiniz, isleme girdi. Bu kismi icin vekalet vermek ya da kisisel olarak SSK'ye gitmek gerekmedi bizim durumumuzda. Son calisilan isyerinin bagli oldugu SSK'ya da basvurmadik. Sagolsun Hakan halletti bu kisimlari bize. Onlar size bilgisayar aktivasyonu sonrasinda tebligat yapacaklar, su kadar odeyeceksiniz diye, iste bu asamada vekalet vermek veya kisisel olarak orda olmak lazim. Ve borc size bildirildikten sonraki 3 ay icinde odemek lazim, yoksa iptal ediliyor. yurtdisi@sgk.gov.tr 'a email atmistim daha once ve sasirilacak birsey ki her soruma kisa da olsa cevap verdiler.
5510 Sayılı Kanun 08/05/2008 Tarihinde Resmi Gazetede Yayımlanarak Yürürlüğe girdi. Yurtdışı BorçlanmasıYapanlar yeni Kanuna göre yapılacak Asgari Ücretin %32 si günlük YTLirası olarak yapacaklar Borç Size tebliğ edildikten sonra 3 ay içinde ödeyeceksiniz. Ödemezseniz iptal oluyor. - Daha onceki post'larda yazmistim, buradaki Social Security'den ayrintili kazanc belgesi istedigimi ama oyle birsey gelmedi. Matbu, dogum gununden 2-3 ay once gonderilen turden formlar geliyor. Aslinda orada, icinde bulunulan yilin ve gelecek senenin tahmini olarak kazanclari var ama konsolosluk bunu onaylamadi bizde. Calistigimiz kurumun o seneki bordolari ve calisiyor belgesi de kar etmedi. Nasil ispat etmek lazim daha bilmiyorum ama yapan var. O yuzden ne kadar cok gun saydirilirsa o kadar iyi bence. Borclanmayi bir kerede yapmak ve gun artisina kalmamak icin.
SSK sicil numarasi ile Sigortali Hizmet Dokumu icin buraya
TC Kimlik Numarasi ile Sigortali Hizmet Dokumu icin buraya
Ne zaman emekli olurum icin buraya tiklayin.
13 Mayıs 2008 Salı
Bak Su JetBlue'nun Yaptigina
Durum su: San Diego'dan JFK, NY'a ucmak icin yedek listede olan G.M., hosteslerden birisinin ona benim yerimi alabilirsin demesiyle JetBlue'ya biniyor. Hostesin kendisi jump seat'de oturacakmis (Jump seat hani su arkada ya da yanda hosteslerin oturdugu koltuk). G.M. ucaktaki son koltuk olan 2E'ye biniyor. Sonra hostes pilota jump seat'in rahatsiz oldugunu ve yerini istedigini soyluyor (sanki hic mi jump seat'e binmemis). Pilot G.M.'e durumu iletiyor, sasirarak bak binis kartim var, yerim de burasi diyor. Eee napiyim yani deyince Gokhan, istersen tuvalette oyalan biraz diyor pilot (sanki WC cocuk parki). Daha da 3.5 saatlik yol var NY'a. G.M. saatlerini WC'de gecirip nihayetinde bir turbulans sirasinda onu koltuguna geri cagiriyorlar. O da yuzu sakli, utanmis, asagilanmis bir sekilde geliyor. Sonunda JFK'ye iniyorlar ve pilot arkasindan hersey yolunda mi diyor o da "NO" diyor ve uzaklasiyor. Davaci duygusal zarardan dolayi da 2Milyon$'lik dava aciyor ucak sirketine karsi.
Iste haber bu. Bazi fishy seyler var bana gore ya bu olayda... Yoksa Hurriye hala yazmadi mi?
9 Mayıs 2008 Cuma
Kitap: Eat Pray Love
Kitabi uzun zaman cok satanlar listesinde gorsem de fazla populist, duygusal, dini ogelerle dolu geldi once. Sonra kitapcida sayfalarina bir iki bakarken hadi audio'sunu alayim dedim ve cok da iyi etmisim.
Yazar izdirap veren bir bosanmanin ardindan hep ogrenmeyi istedigi Italyanca'yi ogrenmeye Italya'ya gidiyor. Iste kitabin Eat kismi buradan geliyor zaten. 4 ay Roma'da kaliyor ve yiyip ictiklerini o kadar sahane anlatmis ki, sanirim Roma'ya ve Napoli'ye gidecek olsam yemekleri ve restaurantlari not eder kesin onlari bulmaya calisirim. Yemekle birlikte, Roma'nin ve Italyan erkeklerinin neden cekici oldugunu, Italyancanin hangi asamalardan sonra secici bir dil olarak olustugunu, oranin bakis acisiyla hayatin keyiflerini, zevklerini paylasmis okuyucuyla.Derken onceden planladigi Hindistan yolculugu basliyor. Biraz Budist ve Hinduist bir felsefeyle Tanri'ya yakin olmak ve kendini egitmek icin Ashram'da bir programa katiliyor. Saat 3'te kalkip meditasyon yapmayi, orada yasayan herkesin ortak katkilariyla o ibadethanedeki is bolumunu, uzun sessizlik saatlerinde dusuncelerinden nasil kurtulamadigini, bunun icin ne kadar cok caba sarfedip sonunda icindeki gercek guce ulastiginin gezisi olmus Hindistan. Duaya, Tanri'ya kendine donuk bir ic gezinin duragi olmus Pray bolumu. Dua etmeyi, Tanri'yla basbasa kalabilmeyi, bunun verdigi huzuru, meditasyon yapmanin sonucundaki hafifligini anlatiyor yazar.
Sonra Endenezyo, Bali'ye gidiyor Elizabeht. Aslinda daha once bir is sehayatinde Bali'de 2 hafta kalmis ve orada medicine man denilen, sifa dagitan bir adama el fali baktirmis. O da "sen buraya tekrar geleceksin ve benim yanimda bunlarin teknigi ogreneceksin" diyor. Tam da dedigi gibi, o adamin ogrencisi oluyor 4 ay boyunca. Gittigi her yerde yerel hakla hemen kaynasiyor Liz. Baska bir sifa dagitan kadinla arkadas oluyor, uluslararasi grupla sosyallesiyor. Lokal birileriyle gezip tatil yaparken, Brezilyali bir adama asik oluyor. Ummadigi bir zamanda ask kapisini caliyor ve Love bolumu ile kitap sona eriyor.
Cani sikilan, napacagini bulamayan, buldugunun kiymetini anlamak isteyen, Italya'yi, Hindistan'i, Endenezyo'ya merak eden, Liz'le sehayat ederken kendi ic dunyasinda da sorgulamalar yapmak icin harika, su gibi akan bir kitap. Siddetle tavsiye edilir.
Tabii internet fan'lari bos durur mu. Blog'u var, sevmeyenleri var, youtube'de video'su var. Bir dedikoduya gore kitabi filme cekilecekmis ve Julia Roberts da yazari canlandiracakmis. Haa bir de bu kitabin devamini yayinlayacakmis seneye. Endenezyo'dan devam, Brezilyali sevgilisiyle olan iliskisi, evlilige giden yol ve anilari...
7 Mayıs 2008 Çarşamba
Yaz Duvara
16 Nisan 2008 Çarşamba
Soyagaci

Ilginc, cok ilginc hele bir agaci kurmaya baslayin neler cikacak neler...
24 Mart 2008 Pazartesi
20 Mart 2008 Perşembe
19 Mart 2008 Çarşamba
Simdi Gezelim
Derken... sabah bir email geldi ortak arkadasimizdan. Dunya gezisine cikmis bizim Basar. Icim nasil aydinlandi anlatamam. Zaten oyleydi hep... Hep gezerdi, akli fikri "baska nerelere gidilir" dusuncesindeydi. Eh tam olmus, bu blog da yakismis.
Takipteyim Basar. Buralardan gecersen mutlaka ugra, e mi?
Sevgiler...
BILGISAYARININ BASINDAN KALKMADAN ISTANBUL-KARAYIPLER-GÜNEY AMERIKA-AVUSTRALYA-UZAKDOGU-ISTANBUL GEZISINE KATILMAK ISTEYENLER: BU BLOG TAM SIZE GÖRE. YOLUM ÜZERINDE GEZILECEK, YAPILACAK, YENILECEK VB TAVSIYELERINIZ VARSA BANA LÜTFEN YAZIN. BAKARSINIZ SIZIN YERINIZE BEN GIDER YAPARIM. HADI SIMDI GEZELIM
10 Mart 2008 Pazartesi
Amerika Turkiye Emeklilik Hatti (6)
Hakan'dan da, yurtdisi@ssk.gov.tr adresine email atarak dogrulayaraktan da soyleyebilirim ki -simdilik- haziran 2008'e kadar eski kanun gecerli. Yani hala 3.5$'dan gun saydirarak prim odeme gecerli. Bakalim son dakika gene uzar mi, yoksa artik YTL'ye endeksli hale mi gelir, haziran gectikten sonra ogreniriz.
Takibe devam...
21 Şubat 2008 Perşembe
Sicko
Michael Moore gene dokturmus Sicko dokumanteri ile. Film Amerikan saglik sistemini irdeliyor. Burada neyin olmadigiyla, baska gelismis ulkelerde neyin oldugunu anlatan bir yapim. Oldukca goz acici, bilgilendirici…Amerika'da yaklasik 50 milyon insanin sigortasi yok. Yani her 6 kisiden biri sigortasiz. Devletin genel saglik sigortasi kapsami olmadigi icin, paraniz olsa bile varolan rahatsizliklardan (pre-existing condition), cok sisman, cok zayif gibi durumlardan dolayi kendiniz ozel police almak isteseniz de sigorta sirketlerinin sizi reddetme durumu var. Emeklilikle beraber 67 yasinda medicare denilen saglik sigortasina sahip olabiliyorsunuz ama o zamana kadar ancak isiniz var ise ... Ya da kendi cebinizden para verirseniz sigortali olabiliyorsunuz.
2 cesit sigorta tipi var. PPO, yani herhangi bir doktora referans olmadan gidebileceginiz, digeri de HMO. Once aile hekimini gorup, o gerek gorurse sizi uzmana sevk edebilecek bir sistem. Police miktarlari co-pay denilen her doktor visit'indeki katki payi ile deduction denilen belirli bir limite kadar kendi cebinizden odemeniz gereken miktar, doktor visit'leri sayisi, hangi doktor ziyaretlerini ve sigortanin anlasmali oldugu doktorlar (in network), referral denilen once aile doktorunun gorup onun yonlendirilmesiyle gidilecek uzman doktor saptamalarina gore degisir. Ortalama, 4 kisilik bir ailenin yillik sigorta odemesi 10-12bin dolardir denilebilir.
Hastasiniz tedaviye ihtiyaciniz var. Kim karar veriyor bunun onaylanip onaylanmayacagina: Sigorta sirketleri. Peki buradaki onay mekanizmasi kimlerden geciyor. Doktorlardan. Hatta yer yer yapilan soylesilerde, kim daha cok tedavi talebini redderse o doktor daha cok ikramiye (bonus) aliyor !?!! Bu konuda kongreye gelip gunah cikaran bir hekimin soylemi vardi, bu sistemin ic yuzunu anlatan.
Sabah radyoda dinliyordum. Baskanlik secimi dolayisiyla kampanyalara yapilan bagislardan bahsediyordu. Bu baglamda sigorta sirketlerinin, pharmaceutical denilen ilac sirketlerinin, doktorlarin ne kadar buyuk hayirsever oldugunu soylememe gerek var mi bilmem. Cunku "sen beni destekle ben de secilince seni kollarim" mantigiyla calisan bir sistem ne kadar saglikli calisir cevabi soruda belli degil mi?
Zaman zaman onceki baskanlik yarislarinda devletin gozetiminde olan bir saglik sistemi (Government-run health care) hep gundeme gelmis. Hatta Clinton yonetiminde Hillary'nin ajandasindaki onemli maddelerden biriymis ama o da bunu beceremeyip karsi lobilere yenik dusmusler.
Peki diger gelismis ulkelerdeki durum nedir? Filmde Kanada, Fransa ve Kuba'dan ornekler veriliyor.
Kanada'da herkesin OHIP denilen bir saglik karti var. Hatta sirf bu sistemden yararlanmak icin Kanadalilarla evlilik yapanlar var. Saglik bedava ve Kanadalilarin yasam omru Amerikalilardan 3 yil daha uzunmus.
Ingiltere: NHS (National Health System) denilen genel saglik sistemi var herkesin faydalandigi. 10$'lik katki payi ile acile ya da normal doktor ziyaretlerine gidibiliyorsunuz ve bundan yararlanmak icin isinizin olmasi gerekmiyor.
Gelelim Fransa'ya. Dunya uzerinde saglik sistemi en iyi olan ulke Fransa'ymis. Filmde diyor ki, ortalama, calisan bir Fransiz su asagidaki kosullara sahiptir.
- Yasam sureleri Amerikalilardan daha uzun.
- Eger calisiyorsaniz bireysel saglik sigortasinin %65'i devlet, %35'i sirket tarafindan karsilanir.
- Varolan rahatsizliklar, saglik hizmetlerinden yararlanmak icin bir engel degil.
- Hasta oldugunuzda limitsiz surede calismama hakkiniz var. Amerika'da mi? Allah gostermesi hasta olmayi. Ya yillik izin gunlerinizden kullanacaksiniz, ya da personal day ya da sick day denilen limitli sayidaki gunlerden izin alacaksiniz. Grip, nezle gibi seyler icin 3-5 gun onemli degil (hos o da onemli oluyor bazen) ama kaza gecirdiniz hastasiniz. Ya da bel fitigi olup calisamaz durumdasiniz. Ya sakatlik durumundan izne cikacaksiniz (STD-short term disability) birkac hafta ya da…. Ben henuz bunun cevabini bilmiyorum.
- Fransa'da haftada 35 saat calisiliyormus. Burada bu sure 40 saat.
- Minimum 5 hafta ucretli izniniz var. Oleley!!
- Evlendiginizde 1 haftalik balayi tatili veriyorlar.
- Ev tasidiginizda 1 gun tasinma icin izin veriyorlar.
- Hastalandiginizda eve ucretsiz doktor cagirma luksunuz var (SOS medicins).
- Bebeginiz oldugunda bebek bakimi icin eve hemsire geliyor. Hatta haftada 2 gun 4 saatden bir devlet personeli gelip size ev islerinde yemek yapiminda yardimci olabiliyor.
- Bebek ve cocuklar icin yuvalar cok ucuz hatta cogu ucretsiz.
Filmde Amerika'da tedavi goremedikleri icin Kuba'daki Guantanama'daki askeri usse gitmeyi deniyor Moore yanindakilerle birlikte. Kimisi 9/11'den kalan solunum yollari sikayetine sahip, kimisinde dis sorunu var … Eh oraya gidemeyince Kuba'ya gidelim bari diyorlar. Ve kendilerini Kuba'li doktorlara emanet edip ucretsiz tedavi olup sonra Amerika'ya donuyorlar ironik bir sekilde. Bu verilerden sonra Amerika'nin dunya saglik hizmetleri siralamasinda 37. sirada oldugunu soylemek lazim.
Bu konu daha cok su kaldirir, bu kadar karamsarligin yaninda cok iyi seyler de var elbette, aklima geldikce, ogrendikce yazarim gene. Artani burada.
20 Şubat 2008 Çarşamba
Dizi Izle
http://www.diziizle.net/
Neyse bu arada buradaki grev de sona erdi. Bakalim bizim diziler ne zaman geri gelecek?
7 Şubat 2008 Perşembe
Cashmere Mafia'ya Kaldik

Lost gecen hafta basladi. Zaten bu grev yuzunden bu yil 8 hafta yayinlanacakmis. Hatta bu grev yuzunden Vanity Fair, su meshur Oscar toreni sonrasi verecegi partisini iptal etmis (tasalandigim seye bakar misiniz lutfen :)). Malum Golden Globe toreni de iptal edildi bu yil. Colbert Report, Steven Colbert'in kendi yazdigi programla ekranlara gelmeye basladi ama kurallar geregi ellerine kagit alip okumak yok. Peki bu adamlarin istekleri nedir diye soyle bir kulak kabarttim da soylenenlere; yapimcilarin DVD satislari, internet download'lari, web'de gosterimi olan dizilerin kazandiklarindan pay almak istiyorlar ve bence haklilar da, istesinler.
Kolay degil, Yazarlar Sendikasina bagli 12000 calisan varmis greve giden. Anlasilan bu yili kaybettik, malum diziler mayista sona eriyor. Simdi anlassalar, yeni bolumlerin yazilip cekilmesi birkac ayi bulur. Simdi bekle de Hollywood patronlari kendi aralarinda anlasip biz de mutlu mesud TV'mizin basina donelim. Cashmere Mafia ile hafta dolmuyor. Hadi ama!!
10 Ocak 2008 Perşembe
ATM
Oglen bankaya girdim ATM'den para cekmek icin. Karti cikardim, tam slota sokacaktim ki, ekranda islemini bitirmeden giden birisinin makinasinda oldugumu farkettim. Normalde karti yuvasina sokup cikariyorsunuz ama bu hesabiniz guvende anlaminda degil, en azindan Citibank ATM'lerinde. Yapmak istediginiz islemi secip sifreyi giriyorsunuz, sonra da para cekme, hesap kontrolu, transfer gibi ne yapilacaksa bu asamadan sonra yapiliyor. Karsimdaki ekran, hesap ozetini gosteren bolumde kalmis. Allah Allah napmali, bir an sasirdim. Baktim hesapta 7397$ para var. Citibank en fazla 1000$ cekmeye izin veriyor gunluk. Gerci ATM her para cekmede sifre soruyor yani o kadar da kolay degil seytanin arkadasi olmak, ustelik tepemdeki tavada da kamera var. Donup bakiyorum orda mi diye hatta bilincsizce. Tovbe tovbe deyip exit'a basip ciktim, kendi kartimi takip islemimi yaptim dikkatlice bu olaydan sonra.Daha once de hesaplar arasi transfer hatalari geldi basimiza. Birisinde yanlislikla bizim hesaptan 800$'lik bir transfer yapilmis telefon talimatiyla. Bankayi arayip durumu ilettigimizde ses kaydini dinleyip durumu duzelttiler neticede. Birisinde araba sigortasini telefonda kredi kartiyla odemek icin gorevliyle konusuyordum. Kart numarasini yanlis alinca, baskasinin hesabindan para cekilmis, sonrasinda bana geri donduler duzeltmek icin. Birkac defasinda kredi karti odemlerinde fazladan almislar, bunlar da duzeltildi akabinde...
Her daim ama her daim, kredi karti aylik odemelerini, hesap transferlerini kontrol etmeli ve ASLA islemin bittiginden emin olmadan banka islemlerini bitirmemeli. Ne sanal ortamda, ne de ATM makinalarinin basinda.
Hmm dusunuyorum simdi hic de fena olmazdi soyle havadan gelen para. Ama sucluluk duymadan, yanlis yapmadan, seytanla karsilasmadan olacak. Napalim arada lotarya oynamaya devam...
3 Ocak 2008 Perşembe
Amerika-Turkiye Emeklilik Hatti (5)
Konuyla ilgili onceki postlar:
Amerika-Turkiye Emeklilik Hatti (1)
Amerika-Turkiye Emeklilik Hatti (2)
Amerika-Turkiye Emeklilik Hatti (3)
Bir de Ali Tezel'in web sayfasi guzel bilgi verici.
3 Ocak 2008
Isim bitip eve donerken mevsimin ilk en buyuk sogugunu iliklerimde hissediyorum. Termometre bugun icin -11C ile basladi gune. Icimi isitan seyler dusunmek istiyorum, cok sukur var da... Ama New Orleans'daki kadin da aklimda ara ara. Bir goz kirpiminda ne cok dusunce geciyor aklimdan. Ne diyelim... Daha da guzel gunler ilerde. Hosgeldin 2008.
2 Ocak 2008 Çarşamba
Yazmamali !!
21 Kasım 2007 Çarşamba
Yazmali
Yazmak gercekten bir disiplin isi, bir de zaman. Hani yazarin dedigi gibi "kisa yazacak kadar zamanim yoktu" felsefesiyle, ozu az cumlelerle anlatacak bir sabir isi.Dun gazetede okudum. Basbakan Erdogan hergun yazarmis. O gun ne yaptiysa detayli olarak yazarmis eve geldiginde. Birkac ay evvelinde de Ingiltere Kralicesi Elizabeth'in hergun duzenli gunluk tuttugunu okumustum Newsweek'te. Ve yazdiklari ozel olarak arsivde tutulurmus eski gunluklerin.
Yani hem yasayacaksin hem de yazacaksin.
23 Ekim 2007 Salı
Amerikada Ilk Egitim, Okul Bolgeleri ve Ev Secimi Hakkinda “Bilir”likler
Amerikan egitim sisteminin genel calisma prensiplerine bu yazida detayli olarak deginmeyecegim. Bu konuda bircok kaynak var zaten. Ama genel hatlari ile universite oncesi egitim soyle ozetlenebilir: Okula baslama yasi eyaletten eyalete degisir. Bu New York’ta 5 yas. Liseye (High School) kadar olan egitim zorunludur. Ama evde cocugunuza bu egitimi kendinizin verme hakkiniz da vardir (home schooling). 1 yillik anaokulu (kindergarten) olarak basliyan egitim 5 yil ilkokul (Elementary School), 3 yil orta okul (Middle School) ve 4 yil lise (High School) olarak sonlanir. Bu temel egitim K-12 diye de adlandiriliyor. Okul oncesi bakim icin ozel yuvalar (Nursery Schools) da var ve 3 ayliktan itibaren bebekleri alip okul yasina kadar bakabiliyorlar. Bazi yuvalar Kindergarten hizmeti de sunuyorlar.
- Amerikada ulusal olcude merkezilestirilmis bir egitim sistemi yoktur. Egitim olanaklari eyalet ve yerel yonetimler tarafindan saglanir. Federal yonetim bir miktar finansal yardim yapar ama gerek egitim politikasi olsun gerek donanimi ve lojistigi olsun okul sistemi cok buyuk olcude yerel yonetimler tarafindan karsilanmaktadir. Okul butcelerinin buyuk bir kismi direkt olarak o semtte oturanlarin okul vergilerinden olusur.
- Okullarin ogretim programi, butcesi, ogretmenleri ve butun kurallari tamamen okul yonetim kurulunun (School Board) elindedir. Bu kurul secimle gelir ve okul bolgesi (School District) icinde egitim konularinda en agirlikli kurumdur. Dolayisiyla okulun nasil bir performans gosterecegi tamamen yerel yoneticilerin elindedir. Bu nedenle okullar arasi performans cok buyuk degisiklik gosterir.
- Baslica secenekleriniz kamu (public) yada ozel (private) okuldur. Birkac degisik okul turu - charter, magnet, co-op school gibi - daha var ama ben basitlestiriyorum. Ozel (private) okullar kendi belirledikleri tarifeye gore yillik bir ucret alirlar. Bir ornek olmasi acisindan Westchester , NY bolgesinde iyi bir ozel okul yillik $35,000 civarindadir (ulke ortalamasi daha dusuk). Ote yandan kamu okullari odenen zorunlu yerel okul vergisi disinda ucret almazlar. Okul vergisi; cocugu olsun olmasin, okula gitsin gitmesin, o bolgede her ev sahibi tarafindan odenmek zorundadir. Bu vergiler her semte gore degisir, semt yonetimi tarafindan belirlenir ve evin degeri ile orantilidir. Gene Westchester, NY’da ortalama bir ev icin bu vergi semte gore yillik $5,000 ile $30,000 arasinda degisir. Bu vergi orani ile okullarin performansi arasinda direkt bir iliskiden soz etmek yanlis olmaz.
- Ucret farkliliklari bir tarafa, ozel okullar ile kamu okullari arasinda direkt bir secim yapmak zordur. Pek cok kamu okulundan iyi ozel okullar oldugu gibi, pek cok ozel okuldan iyi kamu okullarida vardir. Ulkenin en iyi kamu okullari, her yilki karsilastirmalarda ozel okullarin pek cogunu geride birakmaktadirlar. Kamu okullarinin ozgur calismayi daha cok destekledigi, ozel okullarin ise topladiklari paranin karsiligini gosterebilmek icin cocuklara daha yogun bire bir egitim sagladiklari soyleniyor. Ogretmen basina dusen ogrenci sayisinin onemi herkes tarafindan kabul edilmesine ragmen, ogrencilere cok fazla danismanlik verilmesinin yaraticiligi, ozgur dusunme yetenegini ve calisma hirsini ters yonde etkiledigi, bu yuzden kamu okullarinin daha iyi oldugu da ayri bir tez olarak one surulmektedir. Bu konuda onemli bir nokta herkes icin tek bir dogru cevabin olmadigidir. Her aile kulturel ortami, kisisel yetenekleri, beklentileri ve gelecek amaclari dogrultusunda kendi secimlerini yapmalidir. Bu konuda su makale faydali bilgiler veriyor.
- Genel olarak orta-ustu sosyo-ekonomik hayat standardina sahip aileler (upper-middle class) arasinda, iyi K-12 okul performansi Ivy-league universitelerine ilk adim olarak algilanmaktadir (ozellikle lise egitimi). Egitim kalitesinin otesinde iyi okul bolgelerinin sundugu guvenlik, sosyal imkanlar ve iletisim agi cocugun gelecekteki basarisinda pozitif etmenler olarak kabul edilmektedir ve universite girislerinde referans rolu oynamaktadir. Bu Turkiyede’ki Robert Koleji, Alman Lisesi, Uskudar Amerikan Lisesi gibi okularin sundugu imkanlarla benzerlik gosterir. Tabii sadece bu iyi okullardan mezun olanlarin iyi bir kariyer yapma ihtimalinin yuksek oldugunu gosterir, garanti etmez. Ayni sekilde her basarili insaninda iyi okullardan geldigi idda edilemez. Ama denemeye deger bir iliski oldugu da gozukmektedir.
- Bahsedilmesi gereken bir baska unsur da basarinin tanimidir. Bu yazida basari ekonomik veya sosyal statu acisindan degil cocugun entellektuel gelisimi ve yaratcilik kapasitesinin maksimize edilmesi olarak alinmistir. Dogustan gelen normal ustu yetenekler icin; okul da dahil olmak uzere cevresel etmenlerin zaten cok onemli olmadigi kanisindayim ama geri kalan insanlar icin cok iyi okullarinin sanat ve bilim alanlarinda insan potansiyelini tamamen kullanma, motive etme ve imkanlar sunma acisindan cok yuksek olcude basarili buldugumu da ifade etmek isterim. Bu yazida ana amac ailenin okul secimini, cocugun potansiyelini olabilecek en iyi sekilde degerlendirmek icin alabilecegi kararlardan biri olarak kabul etmesi durumunda, rasyonel olarak nasil yapabilecegi konusunu irdelemektir.
Amerika’daki okul sisteminin anlamin bir diger geregi de, buradaki yerel yonetim sistemini anlamaktir. Bu ulkedeki lokal yonetimin sahip oldugu yetki Turkiye gibi merkeziyetci ulkelerdekinden cok farkli. Federal yonetimin gunluk yasam icindeki etkisi cok az. Efektif olarak yonetim eyalet (state) seviyesinde basliyor. Her eyalet County’lerden olusuyor. County’ler orta caglarda kontlarin yonettigi toprak birimlerinden geliyor, Ingilizler tarafindan Amerika'ya tasinmis bir terim. NY'da 62 county var. Bazi county’lerin yonetimleri yok. Ornek olarak New York sehrindeki Manhattan, Brooklyn, Bronx, Staten Island ve Queens bolgeleri teknik olarak county olmalarina ragmen yonetimleri ortak bu yuzden county degil borough deniyor. (Her durumun istisnasi var.) County’ler ise city, town ve villagelardan olusuyor. Dikkat edilmesi gereken bir konu okul bolgelerinin (School District) birden cok town ve village’i kapsiyor olabilmesi. Ayrica post kodu (zip code) haritasi ile school district haritasi ortusmek zorunda degil. Yani bir zip kodu birden fazla okul bolgesini kapsiyabilir. Bu okul bolgesine gore ev ararken onemli. Ilgilendiginiz evin yerel okul yonetiminden okul bolgesini kontrol etmekte fayda var, sadece city/town adina veya zip koduna bakarak evin okul bolgesini farzetmek dogru degil. Ornek olarak Scarsdale sadece Westchester in degil ulusal capta en iyi okul bolgelerinden biri olarak kabul ediliyor ve 10583 posta koduna sahip. Ancak Westchester in en kotu okul bolgelerinden biri olan Yonkers a komsu. Aralarinda ki sinir bolgesine yakin pek cok ev 10583 posta kodu ve Scarsdale adresine sahip olmasina ragmen Yonkers okullarina baglilar. Dolayisiyla sadece adrese bakarak evlerin hangi okul bolgesine ait oldugu bulunamaz. Bu konuya biraz sonra deginecegiz.
Okul bolgelerinin adlarinda yer alan bazi terimlerinde onemi var:
- Unified School District: Elementary, middle ve high school’lari olan bolge.
- Central School District: Butun bolgenin yonetimi bir tek yonetim tarafindan yapiliyor.
- Free School District: Okula katilmak icin hicbir ucret odemek gerekmiyor. Bazilari ufak bir ucret aliyorlar.
- Union School District: Birden fazla bolgenin birlesmesi ile olusmus okul bolgesi.
- Joint School District: Birden fazla county'nin birlesmesinden olusmus okul bolgesi.
Butun bunlar ne demek: Amerika’da cocugu okul cagina gelen aileler bu faktorleri gozden gecirip bir egitim stratejisi gelistirmek zorunda kalirlar. Cocugunuzun aldigi egitimin kalitesi otudugunuz semtin yonetimi ile cok yakindan ilgili olunca, cocugu okul cagina gelen insanlari genelde bir tasinma faliyeti kaplar. Hangi bolgenin okullarinin daha uygun oldugunu anlamak icin de okul performanslari raporlarina bakmak gereklidir.
Hal boyle olunca insanlarin onune megabytlarca data yigiliyor ve de top her zaman oldugu gibi tuketicinin ayagina atiliyor. Eger bu konuda zaten arastirmanizi yapmissaniz ve buna araba alirken harcadiginizdan daha fazla zaman ayirip daha fazla internet aramasi yapmissaniz durumunuz ortalaminin ustunde. Yapmamissaniz iste benim size onerilerim sunlar:
Birincisi on arastirmanizi yapin ve neyi niye istediginizi iyi belirleyin:
www.greatschools.net gibi yol gosterici bir siteleri once bir calisin temel bilginiz olsun. Asagidaki liste Weschecter county sindeki butun okul bolgelerini ve bunlarin yukarida bahsedilen sitedeki linkini veriyor:
1. Ardsley Ardsley Union Free School District
2. Armonk Byram Hills Central School District
3. Bedford Bedford Central School District
4. Briarcliff Manor Briarcliff Manor Union Free School District
5. Bronxville Bronxville Union Free School District
6. Chappaqua Chappaqua Central School District
7. Croton-on-Hudson Croton-Harmon Union Free School District
8. Dobbs Ferry Dobbs Ferry Union Free School District
9. Dobbs Ferry Greenburgh Eleven Union Free School District
10. Dobbs Ferry Greenburgh-North Castle Union Free School District
11. Eastchester Eastchester Union Free School District
12. Elmsford Elmsford Union Free School District
13. Harrison Harrison Central School District
14. Hartsdale Greenburgh Central School District
15. Hastings-on-Hudson Greenburgh-Graham Union Free School District
16. Hastings-on-Hudson Hastings-On-Hudson Union Free School District
17. Hawthorne Hawthorne-Cedar Knolls Union Free School District
18. Irvington Abbott Union Free School District
19. Irvington Irvington Union Free School District
20. Mamaroneck Mamaroneck Union Free School District
21. Mamaroneck Rye Neck Union Free School District
22. Montrose Hendrick Hudson Central School District
23. Mount Vernon Mount Vernon City School District
24. New Rochelle New Rochelle City School District
25. North Salem North Salem Central School District
26. Ossining Ossining Union Free School District
27. Peekskill Peekskill City School District
28. Pelham Pelham Union Free School District
29. Pleasantville Mount Pleasant-Cottage Union Free School District
30. Pleasantville Pleasantville Union Free School District
31. Port Chester Port Chester-Rye Union Free School District
32. Rye Rye City School District
33. Rye Brook Blind Brook-Rye Union Free School District
34. Scarsdale Edgemont Union Free School District
35. Scarsdale Scarsdale Union Free School District
36. Shrub Oak Lakeland Central School District
37. Sleepy Hollow Pocantico Hills Central School District
38. Sleepy Hollow and Tarrytown Union Free School District - Tarrytowns
39. Somers Somers Central School District
40. South Salem Katonah-Lewisboro Union Free School District
41. Thornwood Mount Pleasant Central School District
42. Tuckahoe Tuckahoe Union Free School District
43. Valhalla Mount Pleasant-Blythedale Union Free School District
44. Valhalla Valhalla Union Free School District
45. White Plains White Plains City School District
46. Yonkers Yonkers City School District
47. Yorktown Heights Yorktown Central School District
- County sinirlarini gormek icin: http://maps.huge.info/county.htm
- City/Town sinirlarini gormek icin: http://maps.huge.info/places.htm
- Zip code sinirlarini gormek icin: http://www.usnaviguide.com/zip.htm
- School District sinirlarini gormek icin: http://nces.ed.gov/surveys/sdds/map00.asp

Ben bizim butun county'nin her okul bolgesini bu sekilde bastirip haritalari yan yana ekleyerek cok detayli bir county okul bolgesi haritasi yaptim ve su anda ev ararken cok ise yariyor. Ozellikle sinir bolgelerindeki evleri cogunlukla hangi okul bolgesine ait oldugunu ilanlarda soylemiyorlar veya ev brosurlerine yalnis bilgi basabiliyorlar.
Ucuncusu kullandiginiz bilginin tam ve dogru oldugundan emin olun:
Kullandiginiz bilginin, tam, dogru ve guncel olmasina dikkat edin. En iyisi datayi kaynagindan ham alip kendinizin analizini yapmaniz. Butun okul istatistikleri schoolmatters sitesinde veriliyor. Bu site Bill Gates Foundation tarafindan sponsor edilen ve Egitim Bakanligi ile ortak bir proje sonucu ulkedeki her okul bolgesi icin cok detayli istatistigi kamuya sunan bir site. Ben NY eyaleti verilerine baktim. Her bir okul bolgesi icin 900’e (dokuz yuz) yakin kriter var. Bunlar, analitics, community demographics, school environment, student performance gibi kategorilerde. Bu dosyayi Excel gibi bir yazilim kullanip biraz daha anlasilir bir hale getirmek gerekiyor. NY bolgesi bilgisini Excel’e import ettim. 600,000 satira yakin bir spreadsheet olusuyor. Dolayisiyla Excel 2007 yi kullanmaniz lazim. Ayrica yeni Excel in kosullu formatlama ozellikleri mukemmel ve cok ise yariyor. Bu verilerle biraz ugrasip, onlarca sort, filter, lookup, average, sum, pivot table uyguladiktan sonra asagidaki tabloyu olusturdum.

Bu tabloda her satir Westchester County’sindeki her bir okul bolgesini, her kolon ise benim 900 kriter arasindan sectigim 18 kriteri gosteriyor. Sayilar insan gozune bir anlam ifade etmedigi icin datayi kolon bazinda renk ile kodlandirdim. Sonuc olarak kirmizilar iyi, maviler kotu sarilar ise eh-iste kalitesini gosteriyor. Ilginc olan sonuc o ki, bir bakis ile de anlasilabilecegi uzere yuksek skor alan bolgeler hemen hemen her kategoride yuksek, dusuk skor alan bolgeler hemen hemen her kategoride dusuk. Ilginc olan cok degisik kategorideki kriterler gene de bir korelasyon icerisinde.
Benim bu calismada kullandigim degerler sunlar:
- RaMP Math Proficiency Total (%)
- RaMP Reading Proficiency Total (%)
- Postgrad Transition 4 Year College
- State Test Read Grade 1 Total Proficiency (%)
- State Test Math Grade 1 Total Proficiency (%)
- State Test Read Grade 2 Total Proficiency (%)
- State Test Math Grade 2 Total Proficiency (%)
- State Test Read Grade 3 Total Proficiency (%)
- State Test Math Grade 3 Total Proficiency (%)
- State Test Read Grade 4 Total Proficiency (%)
- State Test Math Grade 4 Total Proficiency (%)
- State Test Read Grade 5 Total Proficiency (%)
- State Test Math Grade 5 Total Proficiency (%)
- State Test Read Grade 6 Total Proficiency (%)
- State Test Math Grade 6 Total Proficiency (%)
- State Test Read Grade 7 Total Proficiency (%)
- State Test Math Grade 7 Total Proficiency (%)
- State Test Read Grade 8 Total Proficiency (%)
- State Test Math Grade 8 Total Proficiency (%)
- Household Characteristics - Adults with at Least a Bachelors Degree (% of Adult Population)
- Household Income Distribution - Household Income $150,000+ (% of Households)
- Enrollment White (% of Total Enrollment)
Son olarak toplam agirlikli skor yaratip bunlari siraya dizince, kendi kriterlerimle bir okul bolgesi siralamasi elde etmis oldum. Westchester County’si icin yukardaki tablonun sonucu asagidaki siralamadir:
Liste iyide bunu biraz daha gorsel hale getirmek icin Westchester in en iyi ilk 10 okul bolgesini harita uzerinde isaretledigimizde bunlarin 3 bolgede kumelestikleri goze carpiyor. Asagidaki haritada kirmizi cizgi NY eyaletinin Westchester County sinirlarini, siyah cizgi ise asagi yukari bu 3 bolgenin yerini gosteriyor.

Bu konuda populer medyada ender otoriter kaynaklardan birisi de Washington Post un “100 best high schools in US” dir. Buradan ilgili makale okunabilir. Benim cikardigim Westchester listesinde alan okullardan ilk 5'ini Washington Post listesinde ulkenin ilk 100 okulu icinde yer almasi kullandigim teknigin en azindan yanlis olmadigini gosteriyor.
Bu tip bir ufak calismanin en onemli faydasi gereksiz okul bolgesi tartismalarina bir son vermesi oluyor. Kendiniz icin onemli olan kriterlerle listenizi supheye veya tereddute yer birakmayacak sekilde olusturunca artik ev arama prosesinde bir sonraki adimlari rahatlikla atabilirsiniz.
Artik tam olarak hangi bolgede ev almak istediginizi bildiginize gore, simdi aradiginiz evin diger ozelliklerini listeleyin, fiyat araligi, oda sayisi, tipi ve yasi gibi kosullari realtor.com gibi sitelere arama kosulu olarak girip kayit edin.
Zillow gibi alternatif sitelerden takip etmeyi de unutmayin. Buna birde RSS feed kullanarak abone olursaniz uygun evlerin listesi her gun onunuze gelecektir. Geriye hafta sonu sabahtan cep telefonu, GPS ve kahvenizi alip yola dusmek kaliyor.
Bir sonraki yazida New Jersey nin Bergen County okul bolgeleri analizi ve bu okullarin Westchester okullari ile karsilastirilmasini verecegim.
Burak

