Amerika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Amerika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Nisan 2013 Çarşamba

Amerika'da Ilkogretimde Standartlastirilmis Eyalet Sinavlari


Haftaya oglanin eyalet sinavlari basliyor. Nisanda ELA denilen English Language Arts'dan 3 gun sinava girecek. Nisanin 4. haftasinda Math (matematik), Mayisin son haftasinda ve haziranin ilk haftasinda da Science'dan (Fen Bilgisi) sinava girecek. Bu sinavlar kendi iclerinde coktan secmeli, soruyu cozerken islemi gosterme, anlama-kavrama, dinleme, makale (deneme) yazma gibi degisik kategorilerde oldugundan herbiri birkac gun suruyor.

Amerika'da son bir iki senedir egitim alaninda Common Core State Standards (CCSS) denilen merkezilestirilmeye ve standartlastirilmaya calisilan egitim uygulamalari yerlestirilmeye calisiliyor. Bu yuzunden de okullar, cocuklar, ogretmenler bu sisteme adapte olmaya calisiyorlar. Mufredatlarin olusturulmesi, ilgili derslerin ve iceriklerinin tanimlanmasi, egitimcilerin egitilmesi, varolan programlarla eslestirilip neler tanimlanacak, kapsanacak vs. okullar uzerinde fazlasiyla is yuku olusturan bir calisma.

Calistigim sirket ve bulundugum pozisyon itibariyle, bizim de yazilim urunlerimizi CCSS'yi kapsayacak sekilde guncellememiz gerekiyor. Bu baglamda ben de kendi musterilerimle surekli diyalog halindeyim. Minik bir not burada: Bizim musterilerin buyuk cogunlugu eyaletlerin egitim departmanlari (SEA) ve minik oranda da okullar (LEA). Amerika'da egitim isi, eyalatlerde ve okul bolgelerinin yonetiminde oldugundan, federal hukumet tarafindan getirilmeye calisilan CCSS sistemi her eyalet tarafindan kabul edilmis degil. Texas, Alaska, Minnesota, Virginia ve Nebraska CCSS'i takip etmeyen eyaletler.

CCSS'e gecmis eyaletlerde neler oluyor.

1. Egitim standartlasiyor. Bir eyalette ogretilen ders diger eyalette de ayni icerikte ogretilecek (yukardaki 4 eyalate tasinmadikca). Diyelim NY'de PS-19'a (PS-19: Public School 19) gidiyor cocugunuz. Eyalet icinde ya da CCSS ile uyumlu bir eyalete tasindiginizda cocugun ogrendigi mufredatta degisiklik olmuyor. CCSS su an icin ELA ve Math'i kapsiyor ama yakinda Science ve Social Studies de bu programa eklenecek gorunuyor.

2. CCSS ile egitim standartlarini yukseltmeye calisiyor. CCSS federal hukumet tarafindan onayak olan bir girisim degil. Bu girisim  National Governors Association (NGA) ve the Council of Chief State School Officers (CCSSO) tarafindan sponsor edilen konsorsiyum ile tamamen eyaletler tarafindan yurutulen bir girisim. Benim izlenimim -oglanin derslerine bakarak- CCSS ile duz hesap, duz dusunce mantigini asip critical thinking denilen sorgulamali dusunmeyi, ogrenmeyi getirmeyi calisiyorlar.

Simdi 4. siniftaki oglumun derslerinden anlatayim biraz.

ELA'de bu sene bir suru okuma, okuduklarindan sorular, bazen okudugun makale disinda hayatla, kendinle iliskilendirebilecegin tarzda sorular, makale (essay) yazma ve bunlari dogru gramer kurallariyla uygulamak var. Itiraf ediyorum ben bile bazi sorularda tokezleyip dusunme ihtiyaci hissediyorum. Dun aksamki ev odevimizden bir alinti.

GOD says to me with a kind / of smile, “Hey how would you like / to be God awhile and steer the world?” / “Okay,” says I, “I’ll give it a try,”
What technique is being used (simile, metaphor, hyperbole, personification)? How can you tell?
(Buradaki GOD Yunan mitolojisinde okuduklari Tanri'lara referans.)

Ya da suna bakin:
Now, Banjo, I know mamma wants me,/ And so I must bid you good-bye!
What technique is being used (simile, metaphor, hyperbole, personification)? How can you tell?

Ben de, oglan da Banjo'nun Banco denilen bir muzik entrumani oldugunu bilmiyorduk. Yeniden ogrenci oldum hic sikayetci degilim :)

Math bu sene agirlasti. Cebir, geometri, alan hesaplari, kesirli islemler, elindeki aletleri dogru kullanma (cetvel, gonye), tahminsel kafadan hesaplamalar ile islemi tam hesaplama gibi hepimizin ailecek sevdigi konular isleniyor. Bunda sorun yok. Okul 3 yil once Singapur Math programina gecti ve bence gayet basarili bir programi var matematikte.

Science da hepimizin favorisi. Fotosentezi ogrenirlerken, evdeki bitkiler koklerine kadar sokulup hangi parca ne islemi yapar bol bol calistik.

Resim, muzik, bilgisayar, gym gibi yan dersler de var tabii ama ana konu yukardaki 3 alanda geciyor, ozellikle de math ve ELA'de.

3. Eyalet sinavlari bu seneden baslayarak CCSS uyumlu olacak. Bu sinavlar 3. siniftan baslamak uzere 8. sinifa kadar devam ediyor. Sonra lise duzeyindekiler icin NY'da Regents sinavlari basliyor. Benim buldugum en iyi iki kaynak asagidaki iki link ama her eyaletin benzeri sayfasi mevcut.


4. CCSS yaraticiligi baltaliyor diyen grup da var. Belki mufredattaki derslerin ogrenme sirasi farkli olabilir ya da bir eyalet/okul Math'de Singapur matematik programini secerken digeri Kumon ya da Saxon sistemini secebilir ama sonuc olarak bunlarin CCSS ile uyumlu olmasi lazim. Bana gore yaraticilik ogretmenin ogretme yeteneginde, cocugun ilgisini yuksek tutmakta, cocugu derse ve projeye iliskilendirmekte.

Gecen sene bizim oglan NY ELA ve Math testlerine hazirlanirken baska eyaletlerden de ornek testler cozuyorduk. Ama zaman zaman farkettim ki, burada ogretilen CA'de sorulmuyor ya da MA'de sorulani bizim cocuk gormemis daha. CCSS bunu standartlastirmayi hedefliyor iste.

4. Sistemden beklentilerin yukselmesi: Bu sistem ile cocuklara -eski sisteme gore- (daha) erken yasta yeni dersler ogretildiginden, K bitmeden okuma-yazma ogrenmesi beklendiginden, 100'e kadar ileri ve geri saymak, 5'er 5'er 10'ar 10'ar ileri ve geri saymak ya da basit aritmetik islemleri yapmasi beklendiginden -kisacasi beklentiler yukseldiginden- bazi aile ve egitimciler CCSS'i endise ile karsiliyor. Cocuk bunu almaya hazir mi, ilerki siniflar icin (ozellikle 4. sinif ve yukarsi) programlarin yuksek standartta olmasindan dolayi cocuk kendi ilgi alanina donuk konularda fazla mi metodolojik olacak gibi...

Kizim K'da ve oglanin 4 sene once sene sonunda ogrendigi seyleri ayni okulda 3-4 ay oncesinden ogreniyor. Ogretmenler de soyluyor programlar eskiye gore agirlasti diye. Uzakdogudaki egitim seviyesini yakalama grisimlerinin etkisi bence acik ara gozleniyor.

5. Henuz mufredatlar oturmus degil. Eyaletler hala haril haril mufredatlarin iceriklerini (content development) gelistirmeye calisiyorlar. NY ilk+orta ogrenimde 2013-2014 ders yili sonunda, lise kismi da bir sonraki yilda CCSS'e tam gecmis olacak. Amerika'li ogretmen bir arkadasimla konusuyorum. Yeni sisteme adapte olmak konusunda egitimcilerin ciddi soru isaretleri var.

6. Standartlastirilmis eyalet sinavlari yeniden duzenleniyor. Amerika'da iki sinav degerlendirme konsorsiyomu var (Assessment Consotium). Biri NY'un da takip edip dahil oldugu PARCC digeri Smarter Balanced. Bu yil ELA ve Math sinavlari ilk defa CCSS tabanli hazirlandigindan ogretmen ve ogrenciler hangi sinav sekli ile karsilasacaklarini tam da bilmiyorlar. Engage NY web sayfasinda ornek olarak hazirlanmis sorular var ama kesinlikle yeterli degil.

Bu sinavlar okullarda cok ciddiye aliniyor. Sinavlarda ogrencinin aldigi sonuc ogretmenin basarisini ve dolayisiyla da okulun notunu etkiliyor. AYP denilen okulun yillik degerlendirilmesi sonucu gerekirse okullara bazen takviye saglanir. Bu sistemin nasil calistigi da baska bir yazinin konusu olsun.

30 Ekim 2012 Salı

Firtinanin Adi: Sandy


 Liseye baslayana kadar cocukken saclarim kisaydi. Canakkale'de bir lodos eser, ya da hava poyraza, karayele vurur, yerdeki tum kum-toprak yuzumuze sacimiza dolardi. Ruzgarda en cok saclarimin karismasindan hoslanmazdim. Ruzgar ardindan yerini yagmura birakinca, ananem "bak lodos sevdigine kavustu, onun sevinc gozyaslari" derdi. Derken universiteye baslayip Istanbul-Canakkale yollarini tatillerde, somestrlerde otobus yolcuklariyla arsinlayinca, kac kere Eceabat'ta, Kilitbahir'de ruzgardan calismayan feribot ve motor seferleriyle mahsur kalmistim. Ya da findik kabugu gibi sallanan o motora binip karsiya gecmeye calisirken, icimden bildigim butun dualari okurken, "bir daha bu mevsimde Canakkale'ye gelmeyecegim" diye, kendime verdigim onlarca sozu kimbilir kac kere bozdum. Hele bir kis vardi ki, tam 6 saat Eceabat'ta karsiya gecmeyi beklemistim. O ruzgarlarin firtinalarin ismi olsa da ben de cocuklarima isimleriyle anlatsam her hikayeyi simdi.

Dun buralardan Sandy gecti... Ben ki Canakkale cocuguyum, ruzgara, firtinaya alisigim ama Allah'im bir firtina bu kadar mi guclu esermis. Bu kadar mi ses yapar ve evi, duvarlari citir citir didiklermis. Elektrikler arada goz kirpip, ara ara 10-15 saniye kesilip gelince "tamam artik gidiyor, mumlari, el fenerlerini el altinda bulunduralim" diye surekli ev icinde dort dolaniyorum. Dibimizdeki sel baskinlarini, Manhattan'da kopup sallanan vinci, evlerin icine dusen agaclari canli yayinda izliyoruz. Tum aksam gozum disarda, kalbim gum gum... Cocuklar sakin, daha dogrusu habersizler durumdan. Babam da var bizde, hic gerginlik ve endise yok. Burk da oyle, sakin ve baska islerle mesgul evde... Yerel kanallar, CNN, ABC arasinda disarinin durumunu izlerken, "film seyretsene" diyor.

Endise ile gecen bir gecenin ardindan, gunun isigina ama en cok elektrige uyanmak mutluluk verici. Haberler felaket tabii. Ofis hala kapali. Hem yollari bloke eden agaclardan, hem civarda kesilen elektrikten, hem kapanan okullardan evdeyiz gene. Bir ihtimal yarin yari-normal bir hayata donebiliriz ama tam normale donmek bazilari icin uzun zaman alacak. Is yerinden cogu arkadasimda zarar cok. Evin catisina, arabalarina dusen agaclar, devrilen cati, su baskini, birinde terastaki mangal devrilip evin balkon kapisini kirip iceriye girmis. Biz iyiyiz cok sukur...

PS: Yukardaki foto MSN'den. Ilerde hatirlamak icin buraya bakmali. NY Times'in grafiklerini de eklemeli.

4 Eylül 2012 Salı

Yaz Gecer 2012




Haziran bitti, oglanin okulu bitti.
Temmuz bitti, bizim 8 yildir cocuklar icin gidip geldigimiz yuva bitti.
Arkadaslarim geldi gitti.
Sonra is yerimdeki projemin ilk ayagi bitti.
Agustos'da tatil geldi, gecti, bitti.
iPad'de movie yapmaktan yer bitti.
Yaz bit-me-di, yazi bitti...


PS: Bu movie clip cok isteyip de Muni ve Hkn'la gidemedigimiz Chelsea Market'i hatirlatsin diye konuldu.

9 Temmuz 2012 Pazartesi

Beyzbol


A Day In The Yankees Game from troy wind on Vimeo.


Amerika'da iyi anne baba olmanin en onemli sarti -ozellikle oğlunuz varsa- onu bir ball game'e goturmektir. Hava 100F, nem oranı %90'lara vurmuş, ustelik de hafta sonu değil -tamam cuma aksamı- ama iyi ebeveyn olacağız ya, cocuklari beyzbol oyununa goturmeye karar veriyoruz. Baba bana diyor "sen götür", ben ona diyorum "sen götür". Birisi mi gitse, ikisini de goturelim mi derken, "eeee kız da herseyi anlar vaziyette görevlerimizi yapalım cocuklar canlı canlı bir ball game izlesinler" deyip, bu defa trenle mi gitsek, arabayla mi gitsek sorunsalına giriyoruz. Zaten hiçbirimizin 3 saat orada olacağına ihtimalimiz yok. Evet evet beyzbol öyle, 3 saat filan sürüyor.

Oyun NY Yankees ile Chicago White Socks arasinda. NY'un iki beyzbol takımı var. Birisi Bronx'taki Yankees -ki biz de Yankees stadyumu'nun yarım saatlik kuzeyinde oturunca Yankees'li oluyoruz tabii- digeri de Queens'teki Mets.

Boston Red Socks, Seattle Mariners, San Diego Padres, St. Louis Cardinals, Washington Nationals, Arizona Diamondbacks, Cleveland Indians hergün medyada ve bizim şirkette isimleri sik sik gecen takımlar. Cunku buranin en populer sporlarindan. Amerikan futbolu ile beyzbol ilk siralari kapiyor.

Havanin sıcak oldugunu soyledim di mi, ama öyle böyle değil. Dışarı çıkınca sanki buharlasacak misiz gibi hissediyoruz. Arabayla gitmek en makulu. Şirkette soruyorum nereye parkedilir, yürüme mesafesi nedir diye, stadyumun karşısında park var, oraya parkedersiniz diyorlar. Sıcak ya hava, su şişelerimizi alıyoruz yanimiza ama içeri metal sise sokmak yasak. Plastik olabilir ama icinde su olmayacak. Çünkü Yankees'i zengin etmek adına bir sise su 5$ içerde. Hani TR'de havaalanında, otellerde, beach club'larda fırsatçılık yapıp serbest piyasa ekonomisi uygulaniverir ya hemen,  burada fiyatlar makuldur genelde. Firsat koselerinde, insana küçük dilini yutturmaz-di, Yankees food court'a kadar...

İceri girinceye kadar oyun başlamış. Oğlan tüm hücrelerine kadar hissediyor belli. Bir taraftan turistik bir gözle etrafi inceleyerek sallana sallana, rezerve alanlarda biraz vakit geçire geçire koltuklarımıza yollanıyoruz. Ta ustlerde kusbakisi bir yerdeyiz Oturduk, izliyoruz.... Kuralları bilirsen cok zevkli bir oyun yazmış turk Vikipedi'si

Eğer beyzbol hakkında herseyi bilmek istiyorsanız, Michael Lewis'in Moneyball'unu okuyun derim. Kitap cok istatistik dolu diyorsanız, o zaman filmini seyretmeniz lazım. Kitabın adı: The art of winning unfair game: Adaletsiz oyunu kazanma sanatı. Tam da öyle... Oyunun kurallarindan bahsediyordum. Su site guzel yazmis, bakin derim. 

Oyuna dair referans vermek istediğimde mac diyesem geliyor, ama bu mac değil, ball game, oyun yani. Tribunlerde, bizdeki frigoculara benzer dondurma satanlar geziyor. Ya da patlamis misir satanlar. Aşağıdaki yiyecek koridorlarında fast food'un haddi hesabı yok. Vicik vicik yağlı sosisliler, burgerler, patates kızartmaları, su gibi giden bira... Evet evet bu havada en güzeli bira onda hemfikirim Amerikalilarla. Herkes sakin sekilde oyunu izliyor. Eğer takımımız Home Run'i tamamlamışsa kocaman alkış herkesten. 

Oglan eldivenini ve topunu getirdi. Olur da Yankees oyuncularindan birisini görürse topunu imzalatacakmis ya da eldivenini ama kulisle aramızda 20 katli apartman boyu kadar fark var nerdeyse. Ben de Alex kardesimizi dunya gozuyle gorme telasindayim. Ne de olsa celebrity dunyasi bayiliyor kendisine. Birkaç round izleyip, iyi anne baba olduğumuza kanaat getirip, onlar da yorgunluktan daha fazla itiraz edecek hale gelemediklerinden eve dogru yollanıyoruz. Cikista park biletini ödemekle uğraşmıyoruz, iyi ki girdikten hemen sonra odemisiz diyoruz (park sabit fiyat $35). Aklımızda olsun, zira oyun çıkışı park yerinden çıkmak en iyisinden 1 saatmis.

28 Haziran 2012 Perşembe

18 Mayıs 2012 Cuma

Albuquerque, Santa Fe, Tent Rocks, NM Gunlugu


Hani Norah Jones'in Come Away With Me clibi var ya, oyle bir  yolda gidiyoruz. Etraf maki, çöl ...Ara ara daglar, yüzyıllardir yerlilere ait kirik dokuk yerlesim bolgeleri.... New Mexico'da Santa Fe'ye giden bir otobandayim ama dedim ya, sanki Norah Jones'in klibinin icindeyim. En canlısından, en aynısından, en çölünden... Insanın icine derin bir yalnızlık ama garip bir huzur da veren cinsten, bir baska ulke burasi. Yol ile ufuk cizgisinin kesisimde hiçbir insan, hicbir yerleşim görmediğin türden bir yerler burası... Medeniyetten uzak, ha desen, istesen, eski John Wayne filmlerinin icine giriverecekmissin gibi burası... Burada yaşayanların bir sürüsü John Wayne, Client Eastwood zaten. Evlerinde silahlar, arka bahçelerinde atlar ve garajlarında baltalar var. Saka degil, gercekten boyle. Sabah ise gelip data warehouse'a data topluyor, aksam eve girerken garajının önüne yatmış yılanı cifteyle vuruyor. Hafta sonu at biniyor, arabasını kendi yapiyor, bozulunca kendi tamir ediyor.
Dedikleri kadar varmis, hatta az bile anlamisim ben Santa Fe'yi. Santa Fe' New Mexico'nun incisi. Bu nasıl bir şehirdir böyle ki, her tarafından sanat, el yapımı seramik, mücevher , galeri, müze taşsın.

Coyote restaurattayiz. Minik mezeler alıp demlemiyoruz. Yolculuk arkadasım, is yerinden ürün müdürü. Dedikodu yapıyoruz, projeleri konuşuyoruz, hayattan oradan burdan birkaç margarita eşliğinde gün bitiyoruz.


Sabah erken kalkıp sehri dolaşıyorum. Sabah 8 suları ve bir takı dükkanı kepenklerini coktan kaldırmış. Yerli adam üstüne güneş doğurur mu... Sahibi yerli. Tüm parmakları kolları boynu takı icinde. Kollarında boynunda dövmeler var. Hepsi de bir sekilde uyumlu. Kibar ve nazik bir sekilde bana mucevher parcalarini anlatiyor. Nereli oldugumu soruyor. Turk'um diyorum, karsidaki hali dukkaninin sahibi de Turk diyor. Bir ara o da NY'da yasamis. Benim yasadigim bolgeye asina. Hatta bizim oradaki Hilton acildigi sene NM'ya yerlesmis. Müstesna taki parçalarına bakıyorum ve içimden tum dukkani almak istiyorum. Hersey o kadar nefis ki... Hatta Suzi Orman'i arayip - hani "Can I afford?" programıni var ya-, bana akıl verse diye içimden çılgın seyler geçiyor. Cunku akil kacirilmayacak gibi degil. Tamam diyorum 4 parça yeter. Dükkan sahibi arkadasim bana harita ustunde sehri anlatıyor. Günüm kısa, en verimli nasıl yaparimin ipuçlarını veriyor. Sarılıp ayrılıyorum, biraz daha dolaşıp heyecanla otele donüyorum. İstikamet 1 saat uzakliktaki National Park Tent Rocks. 

Bir doga bu kadar mi guzel ve büyüleyici olur. 1 saatlik tırmanışla 6-7 milyon yasindaki volkanik oluşumla meydana gelmiş kanyondayim: Tent Rocks yani cadir kayalar. Güneş öğle sicagini bastırmadan indik aşağıya. Deniz seviyesinden yükseklik 6500 feet yani yaklasik 2000 metre. Zaten Santa Fe'ye gelirken daglar arası arabayla tirmandigimizdan kulaklar ucaktaki gibi tıkalı. O yüzden dikkat, sert içkiler iki kat etkili bu sehirde :)

Sonra sehre donuyoruz. Sehir minik, kompakt... Müzeleri, Plaza meydanı, Georgia O'keeffe müzesi, Canyon Road'daki sanat galerileri, acik pazardaki sanatçıların sergileri ( yağlı boya, fotograf, heykel) , Governor of Palace önündeki yerli Amerikalılar'ın el yapımı takıları, hediyelik eşyaları, zevkli dükkanları, kiliselerden yukselen can sesleri, nefis kendine ozel restaurant 'lari ile tum ogleden sonrayi dolasarak geciriyorum. Aksam vakti vedalaşma saati geliyor Santa Fe'ye. Bilindik eyalet başşehirlerinin aksine müthiş sarıyor bu sehir beni. Donmeden once heyecanla Burak'a anlatıyorum telefonda gorduklerimi, sehri, hiking'i. "Cocuklar da yaparlar Tent Rocks hiking'ini" diyorum. Nice aile cocuklarini sirtina almis, bebekleriyle gelmisti zaten. "Sen de istediğin kadar fajita yeyip, en acısından istersen yesil, istersen kırmızı biber sosu koyarsın" diyorum.

Bu arada asil seyahat Albuquerque'deki bir konferansaydi. 4 gün oradaydim ama Santa Fe'ye kıyasla anlatacak birsey yok.

12 Mart 2011 Cumartesi

Waiting For Superman

Waiting for "Superman" gecen eylulde gosterimi yapilan ve yakinlarda da DVD'si cikan bir dokumanter. Bir sure once Amerika'daki egitim konusunda bir post yayinlamistim burada. Bu film Amerika'da kamu ya da devlet egitimi dedigimiz public school sistemine iliskin irdelemeler yapan bir film. Yonetmeni Davis Gugenheim, Inconvenient Truth'un da yonetmeni.

Filmde cocuklarini devlet okullarina gonderen ya da devletten alip charter ya da ozel okula gondermek isteyen ya da tam tersi bir kac karakter islenmis. Dokumanter egitim sistemindeki aksakliklari, kirikliklari, yanlisliklari isliyor. Ben bu ornekleri genele yayacak kadar Amerika'nin her yerinde okul sistemi kotu olarak gormuyorum ama sistem, citasi yuksek ulkelerle (Finlandiya, Uzak Dogu Asya ulkeleri) karsilastirilinca Amerika, temel egitim test sonuclarinda basi ceken ulkelerde degil!!

Burada devlet okullarinin cogunda sendika var. Bir ogretmen bir okul bolgesinde calismaya basladiginda tenure'unu kazanana kadar is garantisi yok. Okul bolgesine gore degismekle birlikte, bizim burada yasadigimiz bolgedeki okullarda 3 yil ayni okulda calisinca ogretmen bir daha isten cikarilamiyor. Cunku tenure denilen hak geregi, emekli oluncaya kadar ya da kendi istegiyle isten ayrilincaya kadar isi garanti.

Tenure denilen bu sistem aslinda baslangicta universite egitmenlerinin is guvencesini korumak amacli politik ya da uydurma soylentilerle isini kaybetme hakkindan mahrum etmek icin ten year (tenure) -10 yil calismadan sonra verilen bir hakmis. Zamanla universitelerden ilk ogretim seviyesindeki egitimcilere 3 yillik ayni okulda calisma sonucu verilen bir hakka indirgenmis.

Peki ogretmen sinifta kotu performans gosterirse ne olur? Pek de birsey olmuyor. 2-5 yillik suren 27 adimlik proses sonucu ogretmeni isten cikarmak hic de kolay degil. Gecen hafta haberlerde cikti. Chicago devlet okullarindaki ogretmeni sorusturma islemi su grafikte aciklanmis. Diger eyaletlerde de cok benzer bir sistem var.

Iste bu yuzden superintendent denilen okul yonetcileri sik sik sendikayla catisip dusuk performansli ogretmenleri ve siniflari belirleyip onlarin uzerine gitmeye calisiyorlar ama genelde bu da cok ise yaramiyor. Bugunlerde Wisconsin valisinin adi sik sik haberlerde geciyor, cunku ogretmenlerde tensikata gitmek istiyor ve tabii sendika da ayaklaniyor yapamazsin boyle birsey diye.

Filmde ve medyada cok sik gecen DC devlet okullarinin yuksek profilli okul yoneticisi vardi; adi Michelle Rhee. Adrian Fenty DC valisi secilince DC chancellor'ligine Michelle Rhee'yi getirdi. Michelle Rhee okul performanslarina bakip bazi okullari kapatma, ogretmenleri isten atmaya ve sendikayla pazarliga oturunca sik sik gundeme gelen isim olmustu. Cunku ulkenin baskentindeki devlet okullari, ulke capinda matematik ve okuma testlerinde en kotu sohrete sahip okul bolgesi... Michelle Rhee koydugu hedeflerin bir kisminda basarili oluyor ama sendikayla pazarlikta cok az. 3 yil suresince basinda oldugu okullardaki perfomans artiyor ama egitimde yoneticilik yapmak icin politik destek gerektiginden gecen kasimda Fenty, Primary Election'da koltugu kaptirinca Bayan Rhee de istifa ediyor. Simdilerde Student First diye devlet okullari egitiminde bir hareketin onculugunu yapiyor.

Filmdeki KIPP charter okullarindan ve Harlem Children's Zone'dan da bahsedeyim.

Geoffrey Canada
diye bir adam var bu ulkede, egitimci ve aktivist bir adam. Cok politikaticin kendisine yonetici olarak almak istedigi adam. NYC public school'lari icin de Mr. Bloomberg'in kendisine chancellor'luk teklifi yapildigi konusuldu. Canada, Harlem'de 97 blokluk alani icerecek buyuklukte, cocuklarin dogumundan baslayip is hayatina atilincaya kadar egitimleriyle ilgilen HCZ diye bir charter school kurmus. Hemen bir dip no ile Charter school'u acikliyayim. Bunlar bir suru regulasyondan bagimsiz sekilde isleyen, kaynagini eyalet ya da lokal okul bolgesinden butceleyen devlet okullari. Genelde akademik basariya donuk calistiklarindan bir suru okulun charter okula donusturulmesi projesi var gundemde. HCZ iste Geoffrey Canada'nin basarisi. Istatiktilere gore yoksul, yetersiz kosullardan gelen cocuklarla (Harlem'de yasayanlar gibi), durumu iyi olan standart kosullarda egitim alan cocuklar arasinda, kapanmaz bir acik oldugu tezi ortaya atilmis 10-15 yil oncesinde. Ancak teke tek cocuk takibi, motive eden bir mufredat, performansi yuksek ogretmenler ile HCZ'dan mezun olup universiteye giden ogrenci orani %96. Film diyor ki; iste olabiliyormus. Neden bu diger devlet okullarinda da basarilamasin ki???

1 Mart 2011 Salı

Austin, TX'da 4 gun


Gecen hafta Austin'e 4 gunlugune bir konferansa katilmak uzere kactim. NY'un soguk, karli, bitmeyen kisindan sonra, Austin, TX bana yaz gibi geldi. Hava 22-27C, gunesli, biraz nemli ama sicakti.

NCES
diye Ulusal Egitim istatistiklerini toplayan bir kurum var, hukumete ait ve her yil eyaletlerin ve okul bolgelerinin egitim icin topladiklari data'lari nasil kullandiklarini, ne cesit raporlama yaptiklarini, yaratici cozumlerini paylasmak icin her eyalet ya da okul bolgesi degisik sunumlarda bulunuyorlar. Sadece egitim kurumlari degil bizim gibi egitim sektorune cozum sunan degisik sirketler de, bu konferansa katilip bilgi alisverisinde bulunabiliyor ya da kendi cozumlerini gosterebiliyor. Musterilerle kaynasmak, ihtiyaclarini anlamak, sirketteki diger gruplarla birlikte olmak icin guzel bir ortamdi. Ben memnun kaldim, yeni seyler ogrendim ve yeni insanlar ve sirketlerle guzel iliskiler de kurdum.

Gelelim Austin, TX'a. Bir defa hic de Dallas ya da baska guney sehri gibi kafamda canlandirdigim bir yer degilmis. Tam bir genc ve ogrenci sehri... Otel tam downtown'da sehrin gobegindeydi. Havaalani da 20dk filan uzakta sehre. Aksam konferans biter bitmez kendimizi sokaklara attik. Iki kez de oglen arasi disarida yemek yedik. Ah o 6. cadde yok mu? Bar, restaurant, gece klubu, disariya tasan muzik ve icerlere sigmayan universiteli doluydu. Hafta ici olmasina ragmen gece-gunduz sokaklar capcanli, gencler egleniyor, ders-sinav takar bir havalari yoktu.

Austin'e gidilir mi gene, kesinlikle... Havaalani da hos ve duzgun ama bana aktarmali ucagimi kacirtti ya, o yuzden az biraz kara listede.

10 Ocak 2011 Pazartesi

Harflerle 2010

Bir kez daha boyle bir sey yazmistim. O zamanki, 2008 yazinin trendlerine iliskindi. Gec de olsa bu post, harflerle 2010 icin olsun.

A for Android: Ben hala Verizon'dan iPhone'un cikmasini bekliyorum ama ara ara aklima acaba Android tabanli bir akilli telefon alsam diye dusmuyor degil.

B for BP: Meksika korfezine petrol sizdiginda BP'nin CEO'su yat yarisina katilmamis miydi?

I for iPhone, iPad, iPod Touch ya da Steve Jobs'un urunleri demek yeterli genel olarak. Apple urunleri ortaligi kasip kavuruyor, baska soze gerek var mi? Apple rocks...

W for Wikileaks: Bilinmeyen, gizli hicbir sey kalmayacak.

J for Juilan Assange: Yilin gizli, gizemli adami...

M for Mark Zuckerberg: Bu da yilin oteki adami. Mark tam da bizim yasadigimiz kasabaya komsu kasabadanmis, kendimize ciktirim yapmakta ustumuze yok.

F for Facebook: 700milyon uyesiyle dunyanin en buyuk 3. ulkesi populasyonuna sahip.

L for Lady Gaga: Bizim oglan sarkilarina bayiliyor. Biz de artik cocuk sarkilarindan pop kulture yumusak gecis yaptik yaptik sayesinde.

O for Obama: Hala high profile ama populer olmayan tarafta.

H for Haiti: Gecen yilin basindaki depremle 250 bine yakin hayat kayboldu.

V for Volcanic Ashes: Izlanda'da bir volkandan cikan duman ve kulleri bu kadar mi cok etkilermis dunyayi.

T for Twitter: Twitter twitter little star...

7 Temmuz 2010 Çarşamba

Petrol Sizintisina Iliskin Harita

Meksika korfezindeki petrol sizintisina iliskin guzel bir interaktif harita, gene NY Times'dan.
Nisan 22'den itibaren gun ben gun etki alani, onleme calismalari, dogal hayati nasil etkiledigi gibi ustteki tab'larla degisik calismalari gormek mumkun.

22 Mart 2010 Pazartesi

No Rain!


Guzeldik gecen hafta, gene mi yagmur :(

Saglik Reformu, Nihayet ...


Dun gece gec saatlerde saglik reformu diye adlandirilan tasari, Temsilciler Meclisinde (House) onaylandi. Kiti kitina denilebilecek 219'a karsi 210 oyla.

Bu ne demek simdi? kurumsal sirketlerde calisan cogu Amerika'linin saglik sigortasi var zaten ve kisa zamanda bir degisiklik olmayacak ancak mesela isini kaybettin o zaman kendi cebinden odeyip saglik policesi almak zorundasin ve bu da 2014'den itibaren baslayan bir uygulama olacak.

Hali hazirda 30 milyon Amerika'linin saglik sigortasi yok. Bu kadar gelismis bir ulkenin bir ayibiydi bence ve bu yasa ile devlet ulusala yakin bir kapsam getirmeye calisiyor.



Ornek vereyim. Bir arkadasimin esinin kendi isi var ve bu ailenin 3 cocugu var. Aylik 1700$ (20400$ yillik) prim odeyip, aldiklari saglik hizmetine gore de cebinden extra odemek zorundalar. NY ve CA eyaletlerinde primler bu yil %35 oraninda yukselmis ya da sigorta sirketleri onceden varolan saglik sorunundan (pre-existing condition) dolayi sizi sigortalamayabiliyorlardi. Iste bu yasa ile primlerin makule inip, pre-existing condition'lari kaldirmasi ve is yerinden veya kisisel bazda sigortalanma zorunlulugu geliyor.

Henuz cok yeni ve bir suru soru da var kafalarda ama Baskan Obama napti ne etti, Amerika'nin oteki sorunlarinin onune bu yasayi gecirip kil payi da olsa onaylatti, SONUNDA...

Okumak icin baska linkler:
The Fix Is In
Prescription For Health Care Crisis
Health Care's Generation's Gap
Health Care Conversations

22 Ocak 2010 Cuma

TV Gunlugu

Bir Eylul bir de Ocak ayi yeni bir baslangic gibi oluyor TV programlari icin. Eylulde yeni diziler start aliyor sonra yil sonuna dogru ara verip Ocakta keldiklari yerden devam + Ocakta baska diziler basliyor gecen donemden kaldiklari yerden. Tabii gecen yilda olanlari hatirlamak icin hizli bir crash course almak da lazim ya... Lost mesela 2 Subatta baslayacakmis (O, Ocakta baslayanlardan degil). Ama ben Lost'da oyle bir kayboldum ki, ilk sezon ile sonuncusu arasinda daglar kadar fark var. Neyse lafim 24'a aslinda.

24, Fox'un dizilerinden. Gecen pazar aksami 24 ile sezonu baslatti, Pazartesileri de normal saatinda yayinlamak uzere devam etti. De... biz hic Fox'ci degiliz. Fox malum biraz Ciss kanal. 24'u de Colbert'te duya duya, Newsweek'te okuya okuya izlemeye basladim gecen yil. Kendiligimden dizi kesifligim yoktur. Ya tavsiye olacak ya da zaplarken o 2-3 kareye kanim isinacak.

24'de bu sezon sicak bir konu isleniyor. Hikaye cok bilindik gundeme cok yakin. Bir Ortadogu ulkesi baskani ulkesindeki Nukleer tesisleri denetime aciyor (bilin bakalim kim?). Ama once IRK ulkesinin baskanina suikast tesebbusu var ve Bauer tam da LA'de kendine yeni bir hayat kurma tesebbusundeyken CTU operasyonu ile olaya dahil oluyor. Konu guzel, olaylar hareketli ama gelgelelim casting seciminde bir sorun var. IRK ulke baskanini Hintli bir oyuncudan secmisler: Anil Kapoor, Slumdog Millionaire'deki yarisma programini sunan oyuncu. Hic oldu mu, bir Iran'liyi Hint'li oynar mi? Yaninda Farhaat diye kardesi ile UN'e Amerikan Baskan'i ile gorusmeye geliyorlar ama Farhaat, ensesine dokulen uzun saclariyla, o da Iranli karakterine hic uymuyor. Sonra Dana Walsh'e ne demeli. Sanki Bayan Vucut yarismasinda cikmis gibi, dimdik, yana atilmis sari saclariyla, CTU'daki analist pozisyonuna hic uymuyor.

Grey Anatomy de bu sezon o kadar drama yasatiyor ki dizideki karakterlere, ilk sezonlarda izledigim dizi ile bu sezon arasinda daglar kadar fark var. Bu yil icim bayildi, her birinin gonul iliskisine kafa yormaktan :) Allah'tan Addisson Private Practice'e gitti de sikinti yaratacak bir kisi eksildi.

Bir zamanlar Gilmore Girl vardi. Istedigim oyle bir dizi. Cunku populer Amerikan kulturunu yakalamak icin guzel bir diziydi. Drama az, karakter yelpazesi cok genis degil, ama gundemi de dizide tutan bir diziydi. Bitti gitti birkac sene once.

Nelere hayiflaniyorum Tanrim...

Obama Yil Bir



Dahasi surada...

31 Mart 2009 Salı

USA Gelir-Gider Tablosu

Merak ediyordum bu devletin gelir ve harcamalari nedir diye. CNBC'de bir programda vardi ben de not aldim. Hepsini bir arada gormek ilginc. Ilki gelir, ikincisi gider tablosu. Rakamlar milyar dolar (USD) bazinda.

10 Şubat 2009 Salı

Orta Ayna


Yillar once bir arkadasim araba kullanmayi ogretirken bana, "arabanin orta aynasina arada bir bak, 10-15 sn'de filan, sakin benim gibi takinti yapip surekli arkayi izleme" demisti. Sabah birden aklima onun dedigi geldi. 60 mille otobanda giderken, surekli arkayi izlemek, biriken ve hizla gelen arabalarin surusunu takip etmek inanilmaz bir gerginlik yaratiyormus insanda.

Haberler dinlenmez halde Amerika'da. Kim ne kadar eleman cikartacak, kim ne kadar zarar aciklamis 4. donem icin, Obama Stimulus'u gecirmeyi hizlandirmak icin neler yapiyormus vs. vs. Orta aynadan arkayi izlemek gibi bugunler, onumuz ise sisli ve bulutlu. Ama elbette her inisin bir cikisi vardir degil mi? Bugunun istatistikleri icimizi bogsa da bunlar da gececek elbet. Sabah google news'deki ic bayici haberleri es gecip gozum Burak'in uzun zamandir bekledigi cici alete takiliyor. Kindle 2.0 hosgeldin aramiza :)

16 Ocak 2009 Cuma

Ocak Ortasi + 1 Gun

Iste yilin %4.3'u gecmis bile. Hava bir soguk bir soguk ki, burnum dusse hissetmeyecegim. MSN'in toolbar'ini install ettim. Aslinda yanlislikla bir programi install ederken bunu da alir misin demis, ben de OK deyince yukarda gul gibi bir toolbar'im daha oldu simdi. Kotu tarafi, hava sicakligini gosteriyor. Iyi tarafi bir suru degisik tab ile dunyaya daha cok baglaniyorsun. Weather kismi sabah -13C'ken, hissedilen sicaklik -23C diyordu. Bu siralar web browser'da cok isim var. Program yaziyorum, rapor olarak web'e gonderiyor sonucu, isim ac-kapa ve tabii her IE'ye giriste sag ust koseye kacamak bir bakis atmak oluyor.

Pek verimsiz bir hafta aslinda. Bir hafta once mudurumuz, "eger hava cok soguk olursa, kar yagarsa gelmeyin evden calisin" demisti. Bana gore de evden cikilmayacak kadar soguk, dun kar da yagdi, zaten kiz da hasta, o zaman cik ust kata, ac bilgisayari calis.

Sunu farkettim. Cocuklar cok hastayken durum iyi aslinda. Kafalarini bile kaldiramayacak durumda olduklarindan ben onumde isim calisabiliyorum. Ama bir an var ki, miskinlik halleri ustlerinden gitmis, istedigimde viyaklarim durumlarindalarsa durum fena. Allahtan acil bir isim yok, bu haftayi kurtardim diye dusunuyorum. Gerci belli olmuyor, operasyonel islerde bakmissin cuma is cikisina kadar gulluk gulistanlikken saat 5'de bir outage baslamis.

Bu hafta sali gunu isteydim. 11. kattan bizim kata tasinan bir grup var. Ne iyi oldu ortalik sessizlikten kurtuldu derken, bunlar bizim kati dingonun ahirina cevirdiler. Her kupte ayri bir ses, tantana. Ben de artik conference call'lari en son sesde dinlemez miyim !! Tanistik, hosbes ettik ayakustu. Derken grup muduru oldugunu soyledigi birisi Venezuella'li oldugunu ekledi laf arasinda. Zaten surekli Ispanyolca konusuyor bir iki kisiyle. Neyse pilotmus aslinda, hatta kendi ulkesinde hukuk derecesi de oldugundan avukatlik da yapmis. Simdi bina yonetimi mudurlugu yapiyor. Ne alaka bu kadar alakasiz sey dedim, ailesi ucarken cok korktugundan baski yapip pilotluk isini biraktirtmislar. Bana ucaklari filan anlatiyordu, gece, yagmur ve siste ucmanin en keyifli oldugunu, cunku asil o zaman ucak kulladigini hissettigini filan...

Derken dun aksam saka gibi buraya, dibimizdeki nehre ucak dustu. Soguk diyordum dilimi isirayim, bir de uctugun ucak dusup sudan cikmak vardi. Gecmis olsun #1549 ucusundakilere...

15 Kasım 2008 Cumartesi

Mektup

Sevgili Arkadasim,

Konusamadik cuma gunu, ben de sana mektup yazayim dedim. Buralari sormussun email'inde, anlatayim o zaman. Amerika uzun zamandir siyah-beyaz aslinda. Aylar gecti, mevsimler degisti renkler sonbaharda kizilin en guzelinden yesilin sarinin en canlisina kadar hepsini yasadi ama ekim yapacagini yapti siyah-beyaz Amerika hepden karardi, hepimizin icini daraltti. Hani TR'deki haberleri okuyup TV'yi izleyince kaniksarsin ya olan-biteni, simdilerde gecen ilk panik havasindan sonra biz de alisir olduk. Gerci biz Turkler alisigiz enflasyon-devaluasyon-tensikat-kriz durumlarina ama gene de demek ki biz de buralara alismaya baslamisiz ki aramizda bile epeyce tantana yapiyoruz.

Buradaki adamlar siyaset, ekonomi konusmaz saniyorduk kendi aralarinda, megersem kriz cikmasini bekliyormus herkes. Eee basini sokacak evinin yaninda bir de tutup Florida'dan da almaya kalkarsan temeli bile atilmayan townhouse'lari yandi gulum keten helva. 2001'de araba reklamlarinda "keep rolling Amerika"'ydi slogan. 2008'de henuz krizden cikacak ne bir formul ne bir slogan var. Dur daha bunun ne kadar derine inecegi de bilinmiyor. Tabii Amerika hasta olur da dunyaya bulasmaz mi? Ingiltere, Almanya hepsi patir patir dokuluyor. Sen de biliyorsun G20 toplaniyordu bu hafta sonu, bakalim ne cozumler bulacaklar kendi aralarinda. Eleman cikarmayan, eleman alimini durdurmayan, kemer sikmayan sirket yok artik. Bunlarin da sagi solu belli degil ki anacim, dune kadar butcede su kadar fazla paramiz var, ne alalim arkadaslar derken patron, simdilerde aman kullanmadiginiz yerlerdeki elektrigi kapatin diye bangir bangir bagiriyorlar. Ama durum fena, hem de cok derin ve iyilesmesi daha uzun zaman alacak bu defa.


Ogrenci oldugumuz yillarda M. eniste, "ne guzel ogrencisin paran da yok derdin de yok derdi". Hakikaten kus kadar hafifmisiz ama coluk-cocuk, ev, is, guc, hayat, mayat derken meger ne kadar da buyumusuz de o zamanlardaki anne babaminizin yerine gecmisiz artik. Cok sukur sagligimiz iyi ya, biz iyiyiz ya bunlar da gelip gececek elbet. Ama bazilarimizi delip de geciyor uzucu olan o.

Sen nasilsin, cocuklar nasil? Demek buraya yazdigim kitaplari okuyorsun, cok sevindim. Yakin olsaydik da konussaydik uzun uzun. Senin de okudugun kitaplari bilmek isterim. Aslinda yaz-a-madigim ama ilgilenecegini dusundugum baska kitaplar da var aklimda. Bir zaman fukaraligini dustuk ki sorma. Cogu zaman bunu dusunuyorum gercekten zaman yok mu diye, istenirse ... ulasmak istenirse bir telefon uzakliginda ya da bir email atiminda olmak bile mumkun olamiyor mu? Hayati iskalamadan yasamak biraz ustalik istiyor galiba. Ogreniyoruz iste...

2 hafta sonra Sukran gunu geliyor, sonrasinda da Noel. Bu donem biz daha rahatiz, pek proje filan olmuyor ama bu hafta hic dusunmeden 3 gece ardarda bir is planlamisim ki canim sikildi. Neyse Allahtan uzun vakit almayacak umuyorum. Hafta sonlari ise bir kosturmaca ve herseye yetisme istegiyle geciyor vakit. Cogunlukla miniklere gore program yapip buyumelerinin keyfini yasamaya calisiyoruz. Arada kalan zamanlarda da hayal kurup, yapamadiklarimizi planlamaya calisiyoruz :) Gecenlerde kapali alanda tirmanma yapilan bir yere gittik. Ben bayildim ama dusundugumden daha zormus. Henuz tirmanma yapmadim ama niyetim var. Tenis icin havalar sogudu artik. Disarda olmanin keyfi bambaska yine de. O cinar agaclarini gormelisin arkadasim. Bizim mutfak tarafi arka ormana bakiyor ve ormanda da cogunlukla cinar agaci var. Nasil da renkler kizardi, sarardi. Simdilerde hepsi yapraklarini doktu sayilir, deck'teki cicekleri ve yazlik esyalari kaldirdim gecen hafta. Burada her mevsimin ayri cicegi var. Yaz geliyor petunyalar, papatyalar, sardunyalar ekiliyor saksilara, sonbaharda kasimpatlari, yilbasi zamani o kirmizi cicek (adini bilmiyorum) aliniyor evin icine. Ben mevsim mevsim cicek falan yapamiyorum. Ilk geldigimde cok sasirmistim ne boyle bu, yazliklari cikar, kisliklari kaldir misali... Yan komsum Lisa, nisanda gider saksilari doldurur, eylulde soker otekileri eker, kis gelince kisliklari koyardi. Simdi Lisa'nin evinde 3 ev sahibi degistikten sonra Tayvanli bir aile var. Deck dedigimiz buyuk balkon dusun, yandaki iki ev disinda kimse de gormuyor, tuttu ip serdi boydan boya yikadigi camasirlari asmak icin. Buralara gore pek bir garip canim!! Hergun camasir yikiyor 2 makina en az, hala biraz ilik havayi bulsa asiyor iplerine. Diger yan komsumun cok tatli 2 kizi var. Kucugu benim buyugumle iyi anlasiyor. Bakmisim kapiyi calmis bize geliyor haftada 3-5 kere, cat kapi misali cok da hosuma gidiyor. Buyuyunce asci olmak istiyormus. Bazen yemek yaparken yanimda duruyor ama o kadar zipir zipir ki, benim sakin oglum da bu siralar ona uyup koltuklardan masalarin ustune cikmaya basladi.

Ne cok uzattim degil mi? Ha Sukran gunu dememin bir neden vardi az once. Sukran gunu ertesi Black Friday diyorlar burada cilgin bir alisveris furyasini tesvik eden, birkac saatligine buyukce indirimlerin filan yapildigi Kara Cuma yani. Yok ben birsey almiyacagim. Cok kalabalik oluyormus, o sikintiya giremem. Ama parekende satiscilar icin beklenen gun, zira istatistikler pek bir fena... Ekimdeki satislar %2.8 dusmus, kasim ve araliktaki bayram alisverisinden biraz yuzleri guler umarim. Eskiden bu ne cilginlik boyle derdim ama bir yandan da su var. Gereginden fazla tuketime hala karsiyim da, eger isin yoksa evine temizlikci da almiyorsun, cocugunu yuvaya da gondermiyorsun. Disarda az yiyip dikkatli harcama yapar oluyorsun. Su 3 kalemde bile evine gelen kadin, yuva, yuvadaki ogretmenler, restaurant sektoru bir cirpida etkileniveriyor.

2 hafta once de cadilar bayramini kutladik. Bu yil pek bir sonuk gecti bana gore. Bilmem psikolojik mi yoksa aksam kendim disari seker toplamaya cikamadigimdan mi? Genelde oglan onde ben arkada kapi kapi gezip trick or treat derdik. Cocuklarin kostumlerini gormeye deger. Bizimki korsan oldu, babasi da savas ucagi pilotu. Ha o gun once okulda bir kutlama vardi. Bizim bayram torenlerini andirir gibi sokaklardan gecit toreni yaparaktan abi-abla siniflara gittiler. 2 bina arasindaki yoldan gecerken tum yolu polisler kesmis, kenarda devriye bekliyor, komsular kapi onunde cocuklari seyrediyor filan. Buranin seker bayrami dense az degildir. 1 yila yetecek kadar sekerleme birikti evde. Dogrusu bu ya, hic de sevmiyorum o tarz seyleri. Cogunu attim bile.

Kisa keseyim derken uzayip gidiyor. Hadi kactim artik. Arasiriz gene kuzu. Optum seni ve biciriklari.
Auf widersehen :)

13 Kasım 2008 Perşembe

NYT'den Bir Yazi

Sabah goz attigim gazetelerde egitimle ilgili kose yazilari varsa illa gozum kayar okurum. T. Friedman sik yaziyor bu konuda, bugun da N. Kristof yazmis. Soruyor, Amerika'nin buyuklugu nereden kaynaklaniyor diye. Piyasa ekonomisi mi, baskanlarinin kalitesi mi, insanlarin gayreti mi, dogal kaynaklarin bollugu mu? Hayir, tarih boyunca verdigi egitim sisteminden diyor yazar ve Obama'dan beklentilerini siraliyor.

Obama geliyor ama sirtinda kocaman bir yumurta kufesi var. Egitim, saglik, ekonomi, dis politika, yeni enerji kaynaklari yaratimi ... kolay degil tum bu alanlarda bir degisimi saglamak. Adamin yazisi bu linkte, okumaya deger.

12 Kasım 2008 Çarşamba

Outliers: Malcolm Gladwell'in Yeni Kitabi

Ben de bu adam nerelerde diyordum -sanki haberim olmasi gerekirmiscesine-. New Yorker'da goremiyordum, blog'unu da aralikli guncelliyordu. Bir de baktim bugun cnn web sitesinde yeni kitabinin roportaji var. Yasasin dedim, cok heyecanlandim ve kitabini okumadan sizinle paylasayim istedim.

Bundan onceki her iki kitabi da sahane. Hem Blink, hem Tipping Point, ilgiyle, saskinlikla, merakla, tekrar tekrar, basa sarip sarip dinledigim kitaplar oldu. Once audio'sunu sonra baski kagitda kitaplarini aldik.

Kitap (Outliers: The Story of Success) "basarinin hikayesini" anlatiyormus. Outliers da teknik bir terim olup, normalin disinda kalanlari ifade etmek icin kullaniliyormus. Diyor ki roportajda, basari bir konu uzerinde en az 10bin saat emek sarfederek gelir ve o konuda son derece disiplinli, tutarli bir calisma gerektirir.

Burada (Amerika'da) sik sik Uzakdogulu gocmenlerin basarilarindan, okulda Japan, Cin, Hintli, Koreli cocuklarin Amerikali cocuklara gore test skorlarinin yuksekliginden bahsediliyor. Yazin bir kitap okumustum. Adi: Top of the Class (Sinifin en iyisi). Nedir bu cocuklari bu kadar basarili yapan diye aklimi kurcalamisti. Pek cogunun da cevabini buldum kitapta. Bazi acilardan bizden pek de farkli degiller Uzakdogulular. Mesela buyuklere saygi gosterme, toplumda hiyerarsik bir soz hakkinin olmasi filan. Hos artik bu kaldi mi tartisilir ama eminim o toplumlar da boyle bir degisimden geciyorlardir. Diyor ki, en akilli, en zeki olmayabilirsin, dogustan yetenekli de olamayabilirsin ama neye calisiyorsan, neyle ugrasiyorsan zaman ayir, disiplinli ol, sistematik bir calisma duzenin olsun ve bunu basarincaya kadar devam ettir. Tabii bu arada ailelere bir ton oneriler de veriliyor. Rol model olma, cocuklara kaldirabilecekleri sorumluluklari verme, bazi aktiviteleri birlikte yapma vs. gibi...

Roportajda bir yerde su dikkatimi cekti, 1990'larda Kore Havayollarinda cok ucak kazasi oluyormus. Kultur ile havayollari guveligi iliskisi icin ilgili yeri asagiya yapistirdim. Onemli olan gec olmadan farketmek ve ona iliskin bir proses gelistirmekse iste budur dogrusu.

F: You share a fascinating story about culture and airline safety.

G: Korean Air had more plane crashes than almost any other airline in the world for a period at the end of the 1990s. When we think of airline crashes, we think, Oh, they must have had old planes. They must have had badly trained pilots. No. What they were struggling with was a cultural legacy, that Korean culture is hierarchical. You are obliged to be deferential toward your elders and superiors in a way that would be unimaginable in the U.S.

But Boeing (BA, Fortune 500) and Airbus design modern, complex airplanes to be flown by two equals. That works beautifully in low-power-distance cultures [like the U.S., where hierarchies aren't as relevant]. But in cultures that have high power distance, it's very difficult.

I use the case study of a very famous plane crash in Guam of Korean Air. They're flying along, and they run into a little bit of trouble, the weather's bad. The pilot makes an error, and the co-pilot doesn't correct him. But once Korean Air figured out that their problem was cultural, they fixed it

Ha tabii basari ve mutluluk iliskisi uzerinde de bir iki sey soylemek gerekirse... Basari bana gore bir yerlerde CEO, VP hadi bilemedin iyi bir etiket sahibi olmak degil. Inandigin, sevdigin, tatmin buldugun alanda -ne olursa olsun- kendini iyi ifade edip onun sonucunu yasamak, verimini almak.

Adamin anlatiminda sevdigim sey, bilinen seyleri gene bilinen baska seylerle iliskilendirip aykiri bir sonuc cikartmasi. Yani iki bilinen bir denklemden yeni bir denklem yaratmasi. Neyse bakalim okuyunca ne dusundugumu yazarim bu kitap hakkinda. Amazon linkinde bir de minik video var, kitap hakkinda fikir vermesi acisindan izlenmeli bence.