Almanya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Almanya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Aralık 2011 Salı

Benim Almanya'm


  1. Tabii ki her daim cukulata
  2. Likorlu cukulatayi ayri maddeye koymak lazim
  3. Sokaklara tasan mis kahve kokusu
  4. Sinitzel olmazsa olmaz, hatta Cordon Blue olsun ( tamam Isvicre orijinli bu yemek ama Almanya'da da yemeden olmaz)
  5. Cocuklara C&A'den alisveris
  6. Tegut'u bavullara koy gotur
  7. Noel zamani sicak sarap
  8. Ve de old town'da kurulan Xmas pazarinda sosisin her cesiti, yaninda da pommes frites
  9. Satolar ulkesi
  10. Kutuphane gibi sessiz trenleri
  11. Hizli trenleri
  12. Insana kendini coook genc hissettiren nufusu :)
  13. Ulkede calisanlara verilen nerdeyse calisma gunlerinden daha fazla olan tatilleri (tamam abarttim biraz...)
  14. Peffer Steak yemeden olmaz
  15. Mercedes ve BMW cenneti
  16. Ne olursa olsun kirmizi isikta durup yesil isik yanincaya kadar beklemek
  17. Kaymak gibi yollari
  18. Otobanlarindaki sinirsiz hizi
  19. Egitim, saglik ve istihdam guvencesinde parmakla gosterilecek sosyal ulke
  20. Av hayvanlarinin alasini yiyebileceginiz restaurantlar
  21. Deichman'dan cocuklara ev ayakkabisi
  22. Brötchen ekmekleri ve de Berliner'i. Ya da tum firin urunleri mi desem...
  23. Bayildigim Almanca dili
  24. Birayi nasil unuturum
  25. Arkadasima Radler olsun

17 Aralık 2009 Perşembe

Almanya 2009 (Fulda, Frankfurt, Darmstadt, Nurnberg)

Ben hala gittigim yerlerden kafaca gelmeye calisiyorum. Avrupa'ya gitmek icin en guzel zaman bu zaman. Noel isiklari, suslenmis caddeler, binalar, sicak sarap icilip sosis yenen Noel pazarlari, dukkanlarda siralanmis cesit cesit cukulatalar, donen atli karincalar, bir insan kalabaligi ve beni icimi mutlu eden, soguk olacagini umdugum ama sicacik gecen bi 10 gun ... Amerika hala krizle ugrasa dursun geleyim mi dedim, gel diyen can kuzusu kiz kardes ve 3. sortie ile ben kendimi Frankfurt'ta buluyorum. Bu sanirim 5. Almanya cikarmam ve bir surprizle Municigim, ben de geliyorum demez mi. Daha onceki Almanya seyahatlerimde hava cok soguktu hatta karliydi. Sicak sarap icerken nefesimizi goruyorduk. Bu defa hazirlikli olayim diye kar pantolonu, kayak coraplariyla dort dortluk gidiyorum ama ben havami alayim diye havalar nefis guzel, sicak kazaklarin, kalin coraplarin icinde pise pise dolasiyoruz 3 hatun Fulda, Frankfurt, Darmstadt, Nurnberg sokaklarinda.


Bazi gunler Thelma ile Louisse olduk Municimle, cogu zaman kardescim de katildi bize. Frankfurt'un altini ustune getirdik; Modern Sanatlar muzesi, Goethe'nin evi, 18. yy'dan kalma Yahudi Getto'su, eski Opera binasi o kilise bu katedral derken gel diyorum Muni'ye geyik eti yiyelim. Baska bir gun Wurz sosisle patates kizartmasi yiyip biralarimizi iciyoruz. Bir gun gel Schnitzel yiyelim, yaninda da Radler iyi gider dedik. Sonraki bir aksama kardescigimin 30. yas gununu kutlamak icin ormana bakan otantik bir Alman restauranina Pfeffer Steak zevkimi saklamistim. Yaninda saraplarimiz nefis gitti, ustune de serinlemek icin Radler'leri diktik gene. Gurmelikde ustumuze yok, birgun Patlican Snitzel bile deniyoruz :)


Dukkanlara girip ciktikca cukulata canavarina donuyoruz. Onu gordun mu, bunu da alalim, Allah'im ben bunu da tatmaliyim, benim ufakliklar bayilacak sunlara, Burak likorlu de istedi, kahveliyi unutma, aaa bu markayi hic duymamistim derken bir bavul doluveriyor. Evde getirdiklerime bakiyorum hala az geliyor aldiklarim, aklimda marketlerde gorup de tadamadiklarim var...

Nurnberg'e gidiyoruz maaile, kardesim ve ailesi, biz de Thelma ve Loiuse olarak katiliyoruz Muni'yle. Yolda giderken kaymak gibi akan Alman otobanlarinin keyfini cikariyoruz. Ben hizi sevmem, korkarim da ama 200km'ye yaklasan ibre ile sanki yag gibi kayiveriyoruz yolllarda. Nurnberg Avrupa'da en buyuk Noel pazari ile unluymus bir de Lebkuchen denilen Amerika'daki cookie'lere benzer kurabiye ile. Sehir merkezine gitmeden once simdi Dokumantasyon Merkezi denilen, Hitler zamanindaki Sosyalist Partinin mitinglerinin yapildigi 50bin kisilik binadayiz. Savasta bina yikilmis tabii, kalintilarina ekleme yapilmis su haliyle. Belgesel niteliginde Almanya'nin 1. Dunya Savasi'ndan sonraki doneminden baslayarak, Hitler'in yukselisi, savasa girmesi, savas sonrasi yargilanmalarin yapildigi Nurnberg durusmalarina kadar kisa film gosterileri, maketler, belgeler ve duvardaki resimlerle tarihi izliyoruz. Asil amacimiz 600 no'lu salonun oldugu Nurnberg durusmalarinin yapildigi yere gitmekti ama Aralik ve Ocak'ta kapaliymis bu yil, maalesef olamadi.


Nurnberg
eski bir sehir. 700 yillik bira mahzeninden tutun da, orta cagdan kalan hapishaneye, sehri merkezden cevreleyen surlardan tepedeki katedrale kadar buram buram tarih kokuyor. Bayiliyorum bu sehre... Sehir merkezi ana baba gunu gibi. Herkes Noel pazarinda, cogu stantlarin onunden bile gecemedik kalabaliktan. Hava -2C gibi, hatta Fulda cikisinda kar bile vardi yerlerde ama hala kar pantolonu giymek icin ilik bir hava. Aileler cocuklarini sikica sarip sarmalamislar. Yuzlerini saran kar maskeleri, termal pantolonlar, yun kazaklarin icindeki cocuklar pusetlerinde otururken, anne-babalar Gluhwein'larini icip arkadaslariyla sohbet ediyor. Tam bir bayram havasi, yaklasan Noel'e ve yilbasina hazirlik, yeni bir yila ahoy demenin seremonisi...
Darmstadt yollari tastan diye trene atliyoruz gene. 130bin nufuslu cok buyuk olmayan ama gezmek icin yeterince ilginc yerlere sahip bir sehir. Spiral Building, Matilden Hohen, Darmstadtium, Luisen Platz, Schloss, Rathaus, Teknik Universite ... Gez gez ayaklarimiz buyuyor hissediyorum.


Gidip gezmedikce, yasamadikca anlatmak da cok sey ifade etmiyor sanki. Buralari gezerken Londra ve Paris'i dusunuyorum, Berlin, Madrid ve Prag da cok keyifli olmali diyorum. Sanirim tum Avrupa yilbasi onceki baska guzel oluyor. 10 yil once Avrupa'dan Amerika'ya tasinirken kaz cigerli durumlerimizi yiyip, icimizi sicak iceceklerle isitirken acaba 10 yil sonra ne yapiyor olacagiz demistik. Eski yerlere seyahat bir nevi kisisel tarihine de yolculuk. Eksilen ve artanlarla kisisel hesaplasma da ayni zamanda. Bir yili daha kapatirken yeni yasanacaklarin heyecani, yapilamamislarin buruklugu ama gene de en cok heyecan ve merak, acaba neler olacak, hayat neler getirecek sorgulamasi.


Gelecek sefere kadar Tschüß Almanya!!

PS: 2005'deki gezi notlarindan
http://troywind.blogspot.com/2005/12/2005-almanya-gezisi.html
http://troywind.blogspot.com/2005/12/almanya-gezi-notlarina-devam.html

3 Aralık 2005 Cumartesi

Almanya Gezi Notlarina Devam


Almanya hakkinda birkac ilginc buldugum seyi daha yazmak istedim blog'a.
  • Cocuk nufusunun 12 milyon olmasina karsilik yasli nufusu 18 milyon. Ulkenin toplam nufusu 82 milyon. Emekli yasli nufusu genclestirmek icin cocuk parasi, anneye dogum izni gibi konularda tesvikler saglaniyor ama bundan Almanlardan cok, gocmenler yararlaniyor gibi. Ailenin kazancina gore 150Euro baz olmak uzere 550 Euro'ya kadar gidiyor sanirim bu yardim ilk 2 yil. Veya bir cocuk yuvada ise, 2. cocuk bedava gibi.
  • Almanya'da kiralik ev tuttugunuzda ya da ev satin aldiginizda, mutfaginda dolap, tezgah gibi hic demirbas esya olmuyor. Eski evinizden kendi mutfak kabinetlerinizi, tezgahinizi, lavabonuzu getireceksiniz ya da satin alacaksiniz.
  • Soz mutfaktan acilinca cop konusunu hatirladim. Plastik, sise, kagit, organik ve organik olmayanlar olmak uzere coplerinizi ayirmaniz gerekiyor. Yemek artiklarini, diger coplerle karistirip atamiyorsunuz. Apartmanlarda organik ve organik olmayanlara pek dikkat edilmiyor ama mustakil evde yasiyorsaniz dikkatli olmak lazim. Gene sise, plastik ve kagitlari belirli yerlerdeki konteynerlara atmak lazim. Aksam saat 7'den sonra plastik ve siseleri atmak yasakti mesela bizim kaldigimiz yerde. Sebebi de ses olmasinmis.
  • Mesela trenle yolculuk ediyorsunuz. 5'li kombine bilet satiliyor tek bilet fiyatina. Amac ailece seyahati arttirmak mi anlamadim?
  • Eger evinizde kopeginiz varsa onun icin yasam vergisi oduyorsunuz. Sanirim cevreyi kirletmesinden dolayi bu vergi olayi. Baliklar ve kuslar bedava:)
  • Kis gelmeden once kar lastigi takmak sart.
  • Saglik, egitim, emeklilik gibi temel konularda sosyal devlet anlasiyi degisiyor. Emeklilik yasi erkeklerde 67, kadinlarda 65. Daha ne kadar bu sosyal duzeni surdurur bilinmez ama gorunen o ki, issizlik sigortasi artik her calismaya odeme yapmiyor. Saati 1Euro'luk islere gonderiyor ya da araci sirketler vasitasiyla size is bulmayi sagliyor.
  • En buyuk gocmen azinlik Turkler ancak eski Sovyet etnikli cok kisi Dogu Almanya'nin Bati'ya katilimindan sonra goze gorunur olcude nufusta farkediliyor. Hatta bazi urunler Almanca ve Rusca yazilmisti.
  • Pazarlari acik yer bulmak imkansiz, nobetci eczaneden baska.
  • Kurallar ulkesi Almanya'da ozgurlugu hissetmenin en guzel yeri otobanlar. Hiz siniri yok zira.
  • 2. Dunya savasinda bu kadar yerle bir edilen bir ulkede, gene de hic azimsanmayacak olcude tarihi yerler var.
  • Artik Almanya benim icin cikolata, bira, patates ve satolar ulkesi simgesi.

1 Aralık 2005 Perşembe

2005 Almanya Gezisi

Almanya herkesin hayatinda soyle ya da boyle vardir. Aileden birilerinin orada yasayan akrabalari, yakinlari ya da tanidiklari vardir mutlaka degil mi? Berlin, Frankfurt, Koln, Dusseldorf, Munich, Hamburg hep bilinen sehirlerdir yasamimizda ve herhalde bir ulkeye ait, bu kadar cok bilinen baska ulke sehirleri de yoktur kanimca.

Biz ilk ciddi Almanya gezimizi 98'de Munich tarafina yaptik. Aman Tanrim o da ne, Munich hic beklemedigimiz kadar tarihi ve romantik geldi bize. Hele bir de 110 km uzaktaki Neuswanstein satosuna gittik ki, gercekten mimarisi ve atmosferiyle buyuledi bizi. Disney'in satosunun bu saraydan esinlendigini soylemek lazim bu arada.

Her yil Christmas'dan bir ay once Avrupa sehirlerinde ve buyuk kasabalarda Xmas marketi kuruluyor. Almancasi Weihnachtsmarkt, yani Noel Panayiri gibi birsey. Xmas oncesi insanlarin sevdiklerine hedilere aldiklari, aksamlari , hafta sonlari sosyallestikleri, cocuklarin atli karincalara bindigi bir cesit festival. Slovakya'da ve Cek Cumhuriyeti'nde loksa'ya sarili kaz cigeri (bir cesit durum), Almanya'da bratwurtz sosislerinden yemek sart. Yaninda sicacik, karanfil ve tarcin kokan kirmizi sarap (Gluhwein) olacak tabii. Kirmizi sarap agir gelirse, sicak beyaz sarap da olur, nasil isterseniz. Krep severseniz her cesitinden o da var, ya da benim gibi pamuk helva canavarlari icin tam bir festival. Eger bir restauranta gidilirse de her yemekte degisik Alman biralari denemek sart. Gercekten alkol tadini aldiginiz ama sizi rahatsiz etmedigi gibi yumusacik mideye iniveriyor. Viyana usulu snitzel,hindi,cordon blue, muhtelif av hayvanlari yemekleri ve mutlaka her yemek oncesi icilecek corba bizim standart menumuz oldu. Bir de Alman mutfaginin ne ozelligi var derler. Her yemekte servis edilen o patates kizartmalarinin lezzetini ben baska yerde bulamadim. Bir de firin urunleri tabii. Allah'im bu kadar lezzetli pastalar, kremalar nerde var? Zaten sahne denilen krema, nerdeyse su kadar yasamin icine girmis. Hersey sahne'li ya da sahne'yle yapiliyor.

Yedik, ictik ama hakikaten tadini alarak, hakkini vererek yedik ictik. Sonra gezdik gorduk, biraz kosturmaca, biraz gec kalarak, biraz az kalarak bunlari da yaptik. Nerelere mi gittik?

Fulda
Ilk durak Fuldaydi. Barok sehri diye geciyor. 80bin nufuslu guzel bir kasaba. Old town'da kucuk dar sokaklar, minik kafeteryalar ve restaurantlar var. Irili ufakli alisveris dukkanlari ve her yerde mutlaka olan Tschibo, Kaufhof, Karlstadt, C&A gibi department store'lar. Sehirde buyukce bir saray, katedral, itfaiye muzesi gibi tarihi ve turistik yerleri gezdik.



Frankfurt
Sonra Frankfurt'a gittik. Ben subway sistemi bu kadar karisik baska bir sehir gormedim. Bir yerden bir yere giderken yon bulmak imkansiz. Yon bulsaniz hangi tren oldugunu anlamak zor. Siz iyisi mi orada mutlaka birilerine sorun bizim yaptigimiz gibi. Avrupa'nin finans sehri olmasi itibariyle pek cekiciligi yok. Manhattanvarimsi bir sehir merkezi, Main nehrine dogru
inerken kurulmus uzun buyuk bir Xmas market, her yerde kulaginiza calinan Turkce kelimeler simdi gozumde canlanan sehir resmi oldu.

Heidelberg
Heidelberg mutlaka gezilmesi gereken bir sehir.Bir universite sehri Boston gibi. Almanya'nin yasli nufusu burada birden genclesiyor. Bisikletli gencler, sik sik rastladigimiz internet kafeler, sehir icinde birimleri olan universite bolumleri ve sehre tepeden bakan o muhtesem saray.Mesut Yilmaz'in burada ogretim gorevlisi oldugunu soyleyip minik bir magazin haberi geceyim :) Uzun ama oldukca uzun bir ana caddesi var. Zaten adi da Hauptstrasse, ana cadde. Tipik bir Alman yemegi icin ideal bir cadde. Gene her sehirde oldugu gibi kurulmus Xmas marketimiz, sicak sarap ve sosisleriyle icimizi isitiyor ama nafile yerimiz yok bu defa. O kadar corba, snitzel ve fondue'den sonra ancak kahve icin biraz yer aciyoruz midelerimizde. Biraz yuruyup adim basi rastlanabilecek Tschibo'ya giriyoruz. Yeni ozel cikolatasini da deniyoruz orda. Guzel ama cok da ozel gelmedi. Icindeki kakao oranina gore yuzdelemisler cikolatalari. Prag'daki Charles Bridge'i ornek alan, sehri ikiye ayirip baglayan koprunun ustunden her iki yakaya da bakiyoruz. Gene geceye kaldik, hava soguk 4C'lerde ama bu manzarayi da bulmak mumkun degil diye doya doya icimize cekiyoruz.

Wurzburg
Wurzburg baska bir gunun duragi oldu. Burasi 1300'lerden beri kurulu muhtesem bir sehir. Sehre yukardan bakan bir saray, kale duvari, sehir icinde old town'daki kilise ve katedral ve tam bunlarin ortasindaki Xmas market insani hemen sariveriyor. Uzun bir alisveris caddesi var. Buradan ara sokaklarda kaybolursaniz minik butiklere, Alman pub'larina rastlamak mumkun. Icinden nehir gecen ve bir tarafinda hayatin capcanli aktigi diger tarafinda sakinligin, huzurun
yasandigin hemen her Avrupa sehrindeki gibi Wurzburg da iki kisimdan olusuyor. Nehri birbirine baglayan o koprunun basindaki kafeye oturduk once. Muhtesem bir gece manzarasi vardi ama fikir degistirip 10 mt otedeki kafeye gecince cantami kaybettigimi farkettim. Tam da kahveler gelmis, ilk yudumu almak uzereydik ki bizde bir panik. Nasil ve nerede birakirim cantami? Bir acele, kosturmaca icinde sehri bu defa alaca, bulaca hizli cekimde gordum. Insanlar old town'a dogru yuruyor, cocuklar atli karincalara biniyor, yol kenarindaki imbiss'lerde ayakustu karnini doyurmaya calisanlar ya da eldivenleri ve sapkalari altinda agir agir evlerine dogru yuruyen yaslilar ve yukarda 700 yildan beri sehre bakan saray beni busbutun rahatsiz ediyor. Bir an once kirmizi cantami bulma telasindayim. Neyse, ilk oturdugumuz kafede, oglanin arkasindan aceleyle cikarken arkamda biraktigim cantami, garson kiz benim arkamdan almis. Hayatimi kurtardin diye tesekkur ederken bir an once evde olmak istiyorum.

Wurzburg'da buyuk bir Amerikan ussu var. Sehre girerken muhtelif yerlerde tabelalarini gormek mumkun. Malum Amerikalilar gittikleri her yere, kendilerini rahat hissettirecek seyleri de goturuyorlar. Walmart bile vardi dusunun gerisini...

Aachen & Koln
Bu yil 3cm'lik kara teslim olunca Almanya, planlayip hatta yola cikip geri dondugumuz Koln, Aachen gezisini yapamadik. Gecen yil bir gun Koln'u diger gun de Aachen'i gezmistik. Bize evlerini ve yureklerini acan sevgili Kesdogan ailesinin misafirperverligini, yemeklerini ve gezi rehberligini unutmak mumkun degil. Aachen kivrimli sokaklari ve her yerden tarih akan gorunumuyle beni cok etkilemisti. Sirin bir Alman sehri kesinlikle. Koln oldukca buyuk bunun yanisira. Trenden inince buyuk bir dom bekliyor karsida sizi. Gecen yil restore ediliyordu. Eteklerindeki Xmas market'te saraplarimizi icerken, etrafta Irak savasini, Israil'in Filistinlilere uyguladigi baskiyi protesto eden gostericileri izledik. Koln'den gecen nehre dogru yururken, sanirim cumartesi gunuydu ki bir konser vardi ustunden yurumemize izin vermedikleri yolun hemen altindaki salonda. Bina insaa edilirken, ustundeki yolda yuruyenlerin akustugi bozacagi hesabedilemedginden, simdi her konser oldugunda ustunden gecen insanlara yolu biraz degistiriliyor.Nehre parelel yuruyup bir cikolata muzesini gezdik gecen yil. Ana maddesi kakao cekirdegi olan bu muthis yiyecek kazanlarda seker, yag ile karistirilip, pisirildikten sonra paketleniyor. Her adimin nasil gerceklestigini gercek cikolata ureterek gosteren bu yer, muzeden ziyade fabrika gibiydi. Lindt'in Alman bir firmayla birlesmesinden sonra uretimini Aachen yakinlarinda bir yere tasidigini ve bir outlet magazasi actigini gorunce tonlarca cikolata almak icin durdugumuzu soylemeden olmaz.Ulkede kac cesit cikolata var Allah bilir. Simdi Noel zamani da, Santa Claus kirmizi giysili ambalajinin icinden "ye beni" diye gulumsuyor.

Almanlar icin "kopekleri cocuklardan daha cok severler" ifadesini kullanmis seyahat kitabimiz. En ufak bir cocuk aglamasinda ya da mizlanmasinda, nemrut Alman bakislara maruz kalacaginizdan supheniz olmasin. Belki biz Amerika'daki insanlarin guler yuzlulugune ve sicakkanliligina alistik ama cocukla beklediginiz kuyrukta ya da 100 basamaga varan Koln'deki katedrale cocuk arabasiyla cikmanin ne kadar zor oldugunu bilmem anlatabildim mi? Cogu merdivenli yerde rampa, yuruyen merdiven ya da asansor yok. Cocuk ya yuruyecek ya da arabasini sirtlanacaksiniz.Rest'lardaki cocuk menuleri ya da kitapcilarda cocuklari oyalayacak tren gibi icinde oynayabilecek yerler mevcut. Hatta C&A'da kaydirak bile vardi.

Iste boyle ... Bir Avrupa nefesi aldik geldik. Her gezi sonrasi gibi oradaki yasadiklarimiz, gezdigimiz gordugumuz yerler, konustugumuz insanlar birkac gun beynimizde gidip gelecek, aldigimiz tadlari birkac gun daha yasamaya devam edecek, sonrasi ise anilarda, resimlerde yerini alacak.